DOLAR 7,3421
EURO 8,6815
ALTIN 461,722
BIST 1100,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Saad Bin Ebi Vakkas kimdir?

Saad Bin Ebi Vakkas kimdir?
REKLAM ALANI
10.07.2020
78
A+
A-

Saad Bin Ebu Vakkas 592 yılında Mekke’de doğmuş olup Beni Ümeyye kabilesindendir. Henüz 17 yaşlarında iken İslamiyeti kabul etmiş ve annesi ona dininden dönmediği sürece konuşmamaya ve yemek yememeye yemin etmişti.

Saad Bin Ebu Vakkas daha 17 yaşlarında iken bir rüya gördü. Rüyasında zifiri bir karanlığın içindeyken birden bire parlak bir ay doğuyor ve o ayın aydınlattığı yolu takip ediyordu.

Sonra aynı yolda Zeyd bin Haris, Hz Ali ve Hz Ebubekir ile ilerlediğini görüyordu. Kendilerine “Siz ne zaman buraya geldiniz? diye soruyor. Onlar da” şimdi” diye cevap veriyorlardı.

Saad Bin Ebu Vakkas Bu rüyayı Gördükten 3 gün sonra islama gizli davet döneminde Hz Ebubekir kendisine İslamiyetten bahsetti. Sonra da Hz Ebubekir Sa’d Bin Ebi Vakas’ı Resulü Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimizin yanına götürdü.

Peygamber Efendimiz ile konuşan Saad Bin Ebu Vakkas Müslüman oldu. Hem baba tarafından hem de anne tarafından Peygamber Efendimize akraba olan Sa’d Bin Ebi Vakkas Peygamber Efendimizin annesi tarafından Zühre oğullarına mensup bulunduğundan Peygamberimizin dayısı olurdu. Bu sebeple Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem “işte dayım Sa’d böyle bir dayısı olan varsa bana göstersin” diyerek ona iltifatta bulunurdu.

Annesi Hamne

Saad Bin Ebu Vakkas hazretlerinin annesinin adı Hamne’dir onun Müslüman olması annesinin hoşuna gitmedi. Atalarının dinini bırakıp Hz Muhammed’e tabi olması annesini rahatsız etti.

Onu İslamiyet’ten vaz geçirip putperestliğe geri döndürmek istiyordu. Bir gün kendisine şöyle dedi. Allah’ın sana hısım ve akraba ile ilgilenmeyi anne babaya daima İyilik etmeyi söyleyen sen değil misin? Evet dedi Hazreti Sa’d bunun üzerine asıl maksadını şöyle ifade etti.

Annesi Hamne “Ya  Sa’d yemin olsun ki sen Muhammed’in getirdiklerini yalanlamadıkça, ben hem açlık hem susuzluktan helak oluncaya kadar ağzıma bir koymayacağım. Sen de bu yüzden anne katili olarak herkes tarafından ayıplanacaksın.” O güne kadar Hazreti saat annesinin her istediğini boyun eğmiş her dilediğini yapmıştı.

Fakat artık Allah’a iman etmiş ve Allah rızası ve sevgisi kalbine girmişti. Bütün samimiyetiyle teslim olmuştu. Elbette her şeyini bu iman ölçüsü içinde değerlendirecekti.

Annesinin yememek te ve içmemekte olduğunu görünce yanına vararak şöyle dedi “Anneciğim eğer senin 100 canın olsa ve her birini benim İslamiyet’i bırakmam için versen ben yine dinimde kalırım. Bundan sonra ister ye ister yeme.

Bu cevap üzerine annesi Hamne’nin inadı bitti. Hem yemeğe, hem de içmeye başladı.

Davranışı ayete konu oldu

Hz. Saad Bin Ebu Vakkas ile annesi arasında geçen bu olayı Allahü Teala Ankebut suresi 8. Ayetinde müminlere ebedi bir ölçü olarak verdi. “Biz insanın anne ve babasına güzel davranmasını emretti. Eğer onlar ilah olduğuna dair hiçbir delil bulunmayan bir şeyi bana ortak Koşman için seni zorlayacak olursa, onlara itaat etme. Dönüşünüz banadır. Yaptıklarınızı o zaman ben size haber vereceğim.” buyurmuştur.

 Ama Saad Bin Ebu Vakkas hazretlerinin annesi oğlunu İslam’dan vazgeçirmek için başka yollar denemeye başladı. Bir gün Hz. Saad Bin Ebu Vakkas evde namaz kılarken komşusunu da çağırdı. Ve hep beraber kapıyı kapatarak Saad Bin Ebu Vakkas hazretlerini eve hapsetti.

Oğluna eziyet edecek kadar şirkin kalbini katılaştırdığı Hamne o sırada şöyle bağırıyordu. “Ya bu evde girdiğin yeni dini bırakır veyahut ölüp gidersin.” Bu öyle bir haldi ki şirkin ve Allah’ı inkarın insanların kalpleri nasıl kararttığını, merhamet ve şefkatten yoksun hale getirdiğini, bir annenin bile öz evladına zulmetmekten çekinmediğini gösteriyordu.

Hamne hep oğlunu İslamiyetten vazgeçirmek istiyordu. Fakat hak din olan İslam’ın ilerleyişi engellenemiyordu. Hz Sa’d’ın oğlu Amir de müslüman olmuştu.

Hamne bunu da duyunca bu sefer Ebru vakkas’ın oğlu Amir’inde yakasına yapıştı ve ona şöyle seslendi. “Girdiğin bu dini bırakmadıkça gördüğün şu hurma ağacının altında artık gölgelenmeyecek ve yiyip içmeyeceğim.”

Allah’a İmanın ve Peygambere itaatin şevkini tatmış olan İslam’ın emirlerini samimiyetle yaşayan Hz. Saad Bin Ebi Vakkas annesinin bu yeminini duyar duymaz onun yanına vardı.” Ey anneciğim cehennem ateşi durağın oluncaya kadar sakın Gölgeleneyim yiyip içeyim deme.” bu müthiş cevap karşısında annesi Hamne’nin elinden susmaktan başka bir şey gelmedi.

Saad Bin Ebu Vakkas hazretlerinin Cesareti

Müşrikler tarafından Müslümanlara en yoğun işkence yapılan bir zamanda Hz Saad Bin Ebu Vakkas ilk Müslümanlardan birkaç kişi ile Mekke’de bir vadide namaz kılmaktaydılar.

Ebu Süfyan ile birkaç müşrik onların yanına geldi yaptıkları ibadetin asılsız bir şey olduğunu söylediler. Ve birbirlerine girdiler Hz Sa’d eline aldığı bir deve çenesi kemiği ile müşriklerin birinin başını yardı.

Bu hareketi beklemeyen diğer Müşrikler cesaretlerini kaybettiler ve kaçmaya başladılar. Müslümanlarda onları vadiden çıkıncaya kadar kovaladılar. Böylece Hz. Sa’d Allah yolunda kan döken ilk sahabi unvanını almış oldu. İslam tarihinde dökülen ilk kan budur.  

Hz Sa’d Bin Ebi Vakkas son derece cömert, dürüst bir insandı. Cennetle müjdelenen 10 sahabiden biridir. Peygamber efendimiz Hz Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında bütün gazalara katılmıştır.

Uhud Harbi’nde Peygamber Efendimize vücudunu siper etmiş ve müşriklere öylesine ok atmıştır ki Allah Rasulü’nün hiçbir faniye nasip olmayan şu hitabına mazhar olmuştur. Peygamber efendimiz Hz Saad Bin Ebu Vakkas hazretlerine “Anam babam sana feda olsun ya Sad durma at” diye seslenmiştir.

Hz Ali şöyle demiştir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemin “Anam babam sana feda olsun.” cümlesini sadece Uhud günü Hz Saad Bin Ebu Vakkas için söyledi. Uhud Harbi’nde Hz Sa’d Bin Ebi Vakkas ok attıkça Allah resulü ilahi bu senin okundur diyor ve onun için şöyle dua ediyordu. “Allah’ım sana dua ettiğinde Sa’d’ın duasını kabul et. Atışını da doğrult.”

Peygamber Efendimizin Allah’ım onun duasını kabul et demesi Hz Sa’d Bin Ebi Vakkas’ın kahramanlığını cesaretini ve ok atmada ki mahareti yanında, duasının kabulü ile de şöhret bulmuştur.

İslam’a davetin gizli olduğu dönemlerde Müslüman olan Sa’d Bin Ebi Vakkas genç yaşından itibaren bütün ömrümü İslam’a hizmet ile geçirmiştir. Hz Ömer (r.a.) zamanında İran’a gönderilen ordunun kumandanlığını yapmış ve Kadisiyye Zaferi ile İran ülkesini fethedip İslam topraklarına katmıştır. Bu sebeple ona İran Fatih’i ünvanı verilmiştir.

Allah gani gani rahmet etsin..

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.