İslami Konular

Öldükten sonra sevap cihetinde yaşamak mümkün mü?

Öldükten sonra
Öldükten sonra sevap

Öldükten sonra sevap cihetinde dahi yaşamak kim istemez ki? Elbette hepimiz isteriz. Evet bunun çaresi var mı tabi ki var. İslam dini bu yolu bizlere açmıştır.

Öldükten sonra bize sevap kazandıran amelleri fırsat varken yani hayatta iken yapabilirsek ne güzel zira bu ameller bize akar su gibi faydası var. İşte yazımızda bu ameller nelerdir onları anlatacağız.

Ölüm demek bizim için bu fani dünya hayatının sona ermesi ve ebedi, daimi olan ahiret hayatının başlaması demektir. Ölüm ile birlikte bu dünyada yaptığımız amellerin hayır ve şer, günah ve sevap cihetleri biter.

Fakat ilahi bir hikmettir ki belki bir rahmettir dünya hayatında yaptığımız bazı ibadetlerin sevabı veya bir ceza olarak günahı ölsek de devam eder.

Ebu Hureyre (r.a)’dan gelen bir rivayet de Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle demiş;

“İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan istisnadır; Sadaka-ı Cariye, İstifade edilen ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat” [Müslim – Tirmizi – Nesai]

Öldükten Sonra Bile Sevap Kazandıran Ameller

Hadis-i Şerif’te yazıldığı üzere insan ölse bile (eğer bu üç şarttan en az bir tanesini yapsa ) sevap kazanmaya imkanı ortaya çıkar.

Sadaka-ı Cariye

Hayrı devam eden iyilik manasındadır. Dünya kalanların devamlı istifade edeceği faydalı ve kalıcı bir eser bırakmaktır. Örneğin cami, okul, yol, mescid, hayrat, çeşme gibi kalan insanların istifade edebileceği eserler bırakmak Sadak-ı Cariye’dir.

Bu eserleri yapanların ve yapımında katkı verenlerin sevap defteri o eserler devam ettiği sürece kapanmaz ve sevabı akar hale gelir.

İstifade Edilen İlim

Öğrenilen ilmi başkaları ile paylaşmak, bu ilimden başka insanların da istifade etmesinin sağlanması büyük bir hayır kapısıdır. Zira ilim öğrenmek 54 farz içinde ve dinimizin ilk emridir. Kitap yazarak, video çekerek bu bilgileri paylaşmak veya insanlara faydalı bir mesleği yanında çalışana öğretmek gibi örnekler olabilir.

Yani ilmini ve bilgisini kendisi öldükten sonra geleceklere aktarmak, o kişinin amel defterinin kapanmamasına ve sevabının akar olmasına vesile olur.

Faydalı ilim demek bilgi olabileceği gibi bir buluş veya icat dahi olabilir. Böyle bir durumda toplum bu ilimlerden, icatlardan yararlandıkça, bu ilme, icada vesile olan – Münin ise – devamlı ecir kazanır.

Bu anlatılana işaret olarak Hz. Peygamber (sav) şöyle demiş; “Kim iyi bir çığır, yol açarsa, bununla amel edenlerin ecri kadar ecri bu yolu açan alır. Kötü bir çığır açan da, bununla amel edenlerin günahını alır” [ Müslim – Nesai]

Burada önemli olan faydalanılan bu ilmin faydalı ve hayırlı olması yoksa zararlı ve hayırsız olması halinde sevap değil tam aksine günah yazılmaya başlanır.

Hayırlı Evlat

Salih evlat, hayırlı evlat ile kast edilen Müslüman bir evlattır. Anne ve Babaya düşen en önemli vazife çocuklarını salih bir Müslüman olarak yetiştirmektir.

Salih bir evlada sahip olan ebeveyinler, öldüklerinde arkalarından dua edileceği gibi başka kimselerin de dua etmelerine inşallah vesile olacaktır.

Ölen Kişinin Arkasında Kalanların Yapabilecekleri İbadetler

Ölen kişinin ardından kalanlar imkan oldukça ibadet ederek o amellerin sevabını onlara bağışlayabilirler. Bu ibadetlerin en başında sevabı ölen kişinin ruhuna bağışlanmak üzere kuran okumak ve sadaka vermektir.

Hanefi mezhebine göre sevabı bağışlamak için yapılan her çeşit ibadetin sevapları ölmüş olanların ruhuna ulaşır. Lakin ölen kişi adına zekat, sadaka, hac gibi maddi ciheti olan ibadetleri yapmak mümkün ise de; namaz ve oruç gibi bedeni ibadetlerinin ifası ölen kişi adına yapmak yeterli olmaz. Yani bir başkasının namaz ve oruç ibadetlerini yapmasıyla asıl yükümlü fayda sağlamış ve mes’uliyetten kurtulmuş olmaz. Elbette fayda görür.

Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e bir adam gelerek; “Ey Allah’ın elçisi! Annem aniden öldü, vasiyette etmedi. Öyle sanıyorum ki, konuşmuş olsa sadaka verilmesini vasiyet ederdi. Acaba onun adına ben sadaka versem, anneme sevap olur mu?” diye sordunca. Efendimiz (s.a.v); “Evet” diye cevaplamıştır. [Buhari – Müslim]

Sahabelerden Hz. Enes (r.a) Rasulullah (s.a.v)’e; “Biz ölülerimize dua ediyor, onlar adına sadaka veriyor ve hac yapıyoruz. Acaba bunların sevabı onlara ulaşıyor mu?” diye sormuş.

Efendimiz (s.a.v) de “Şüphesiz, onlara ulaşır ve onlar sizden birinizin hediyeye sevindiği gibi ona sevinir” demiştir.( Sahih-i Müslim )

Velhasılkelam

Ölsek dahi ibadet cihetinde yani sevap olarak yaşamak işte bunlarla mümkündür. Bizler bunların ne olduğunu bilelim ve bunları elde etmek için çalışalım

Yaşarken dahi şöyle bir imkanımız var. Yaşarken günahlarımızın silinmesini ister miyiz. Elbette herkes ister. Onun için de şöyle bir yol var ve Bir hadisi şerifte şöyle denilmektedir.

Her kim sabah ve akşam namazından sonra La ilahe illallahu vahdehu la şerikeleh, lehu’l-mülkü ve lehu’l-hamdü ve hüve ala külli şey’inkadir. Yani kelimeyi tevhidi namazdaki yerinden kalkmadan (yönünü kıbleden ayırmadan) ve kimse ile konuşmadan 10 kere okusa o kişiye 10 sevap yazılır ve 10 günahı da silinir. Derecesi 10 derece artar ve çirkin işlerden, şer şeylerden muhafaza edilir. (Tirmizi)

İster öldükten sonra bize sevap kazandıracak işler yapalım ister yaşarken gayret edelim yeter ki ihlas ile yapalım. Gayret bizden netice Allah’tandır vesselam.

1 Comment

Leave a Response