DOLAR 7,8377
EURO 9,2912
ALTIN 483,295
BIST 1215,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Sağanak Yağışlı

Kur’an-ı Kerim’in Yazılması ve Kitap Haline Getirilmesi

Kur’an-ı Kerim’in Yazılması ve Kitap Haline Getirilmesi
REKLAM ALANI

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in yazılı hale getirilerek toplanmasına dair ilk faaliyetler Hz. Muhammed (S.A.V)’ın ölümünden sonra başladı. Peygamberimizin ölümünden sonra Kur’an’ı çok kişinin ezbere bilmesine rağmen, bu şekilde bir girişim kendini gösterdi. Ancak Hz. Muhammed’in ölümünün son evrelerine kadar vahiylerin devam etmesinden dolayı, sonraki zamanlarda yazılı hale getirilmesi yolu izlendi.

Kur’an’ın kitap haline getirilmesi konusunda ilk olarak Hz. Ebubekir devreye girdi. Zeyd bin Sabit önderliğinde bir heyet meydana getirerek, yazılı olan Kur’an sayfalarını toplama kararı aldı. Ezbere bilinen tüm ayetler de Hz. Ebubekir döneminde kayda geçirilerek, ilk nüshaları bulundurulmaya başlandı. Böylelikle Kur’an’a dair herhangi bir yanılgı ya da şüphe ihtimali de ortadan kalkmış oldu.

Kur’an-ı Kerim’in toplanması kadar çoğaltılması evresi de önemliydi. Ancak bu süreç Hz. Osman’ın halifelik dönemi içerisinde gerçekleştirildi. Kur’an-ı Kerim’in çoğaltılması işleminde de bir heyet kurularak, bu heyetin başında yine Zeyd bin Sabit yer aldı. Kur’an-ı Kerim çoğaltılarak farklı merkezlere gönderildi. Bu nüshaların yanı sıra okuma farklılıklarını gösterecek ve Kur’an’ın nasıl okunacağını da öğretecek olan bilgin kişiler de yeni alimler eğitmek amacıyla bu noktalara yollandı. Böylelikle Kur’an’ın tecvid ilmi doğrultusunda okunmasına dair bir hareket de kendini göstermeye başlandı. Aynı zamanda da Kur’an’ı ilk ağızdan öğrenme geleneğinin de ilk olarak ortaya çıktığı da görülebildi.

Hz. Osman döneminde ana nüshaların yazılması işlemi tamamlandıktan sonraki zaman zarfında bir adet nüshayı Medine’de bıraktığı da ifade edilmektedir. Mescid-i Nebevi’de var olan Medine Mushafı adlı nüsha, Müslümanların kendi kullanımları adına kabul gören bir Mushaf olarak tanımlanmaktadır. Kişilerin evlerinde barındırabilmeleri adına bu ana kaynaktan faydalanarak, kendilerine ait bir nüsha meydana getirmelerinde Medine Mushafı’ndan yararlanmaları söz konusu olabilmektedir. Hafızların tasdikinin alınması sonrasında da bu işlemi kişilerin bireysel olarak gerçekleştirmelerine dair izinler de Hz. Osman döneminde verilmiştir. Ancak Kur’an içerisinde var olan hataları kontrol etmek adına da Âsım el-Cahderî, Nâciye bin Rumh ve Ali bin Asma’ı kişisel Mushafları kontrol etmek adına göreve getirmiştir.

Kur’an-ı Kerim’in yazılması evresinde uyulması gereken bir yazı şekli de bulunmaktadır. Hatt-ı Osmani ya da Hattı Istılahı olarak bilinen bu hat, Hz. Muhammed efendimize kadar dayanmaktadır. Bu ilmin günümüze kadar öğretilerek ilerlediği de bilinmektedir.

İslami geleneğe bağlı olarak Kur’an-ı Kerim eğitmeni olabilmek adına bu konuda gerçekten bilgin olan kişilerden icazetname almak da gerekmektedir. Bu sayede hem öğrencilerin Kur’an’ı layıkıyla öğrenip öğrenmedikleri denetlenebilmekte hem de belirli bir usul sayesinde Kur’an’ın korunarak günümüze kadar ulaşması da sağlanabilmektedir. Kur’an’ın tamamıyla ve sahih bir şekilde öğrenebilmesinin etkili bir yolu olarak görülmüştür. Bunun yanı sıra dilden dile öğrenerek kutsal kitabımızı koruma yolu da var olmaktadır. Ezber metodu da yazı kadar etkili olan bir yöntem olarak ifade edilmektedir.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.