DOLAR 7,717
EURO 9,0174
ALTIN 462,253
BIST 1102,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Parçalı Bulutlu

Dini kıssalar: Padişahın işi ne?

Dini kıssalar: Padişahın işi ne?
REKLAM ALANI
04.06.2020
112
A+
A-

Dini kıssalar olarak Padişahın işi ne? hikayesini anlatacağız. Kıssanın Kahramanı olan Nalınca Baba’nın cenaze hizmetleri bizzat Sultan 3. Murat tarafından yerine getirilmiştir. Neden mi? Cevabı yazımızda.


Dini kıssalar olarak ifade edilen bu öykü hem hakikat hem bir ibretdir. Kabri Unkapanı’nda bulunan Nalıncı Baba’nın asıl ismi Muhammed Mimi Efendi’dir. Bergamalı olup 1592 senesinde vefat etmiştir.

Defin işlemlerini icra eden sultam 3. Murat Kabri üzerine bir kubbe koydurarak içine yanına bir çeşme yaptırdı. Dahası bir tekke inşa ettirerek adına yaşattı. Türbesi İstanbul Unkapanı’nda Harabzade Camii karşısında bulunmaktadır. İşte bize dini kıssalardan bize bir ibretlik kıssa…

Dini kıssalar: Sultanın Rüyası

Sultan 3. Murat o gün bir hoştur. Telaşlı gibi görünür. Etrafına bir şeyler demek talep eder sonra vazgeçer. Neşeli mi? Değil, kederli mü? Deseniz asla değil. Veziri Siyavuş Paşa sultanı bu halde görünce sordu:


– Hayırdır sultanım canınızı sıkan bir hadise mi var?
– Gece tuhaf bir rüya gördüm.
– Hayırlısı olsun inşallah.
– Hayır mı şer mi göreceğiz. Haydi, hazırlan çıkıyoruz.

Tebdili giyim ile iki molla kılığında yola çıktılar. Padişah hâlâ gece görmüş olduğu rüyanın etkisindeydi ancak gideceği yeri iyi biliyordu. Hızlıca ve emin adımlarla Beyazıt’a gider, oradan döner Vefa semtine oralardan aşağılara sallanır.

Sonunda Unkapanı civarında soluklanır. Çevresine dikkatle bakar. İşte tam o esnada yerde yatan bir ceset gözlerine ilişir. Padişah ile orada bulunan ahali ile aralarında şöyle bir konuşma cereyan eder.

Öfkeli Ahali

– Yerde yatan, kimdir bu?
– Aman hocam hiç karışma, ayyaşın biridir işte!
– Nereden, nasıl biliyorsunuz?
– İzin ver de bilelim hocam. 40 senelik komşumuzdur.

Oradan bir başkası söze girer. Aslında sanatı, işçiliği iyi idi. Azaplar çarşısında Nalının (Ayakkabı) alasını yapardı. Lakin kazancını içkiye ve fuhşa harcardı. Hem şişe şişe şarapları, içkileri evine götürür, hem de yani bilinen fena hanım bulursa takar peşine evine götürürdü.

Hele orada bulunan yaşlı biri öfkelenerek isterseniz komşulara sor dedi. Sor bakalım onu cemaatte, camide bulan olmuş mu asla?
Velhasıl mahalleli hiç iyi şeyler konuşmaz.

Bizim tebdil-i giyim etmiş mollalar kalırlar mı ortada. Vezir tam hazırlanıyordu ki padişah sorar:
– Nereye?
– Ne bileyim belki bu adamdan uzak durursunuz sanırım.
– Millete ne bakıyorsun onlar çeker gider. Ben onlara bir şey diyemem. Ancak bizler gidemeyiz. Onlar bizim tebaamızdır ve defin işini bizler tamamlasak gerek.

– İyi o vakit saraydan birkaç hoca ayarlar yollarız, kurtuluruz bu vebalden.
– Olmaz vezir olmaz daha rüyadaki hikmeti çözemedik ki.
– Peki ne yapacağız sultanım?
Ey vezir sen olsan ne yapardın

– Mollalığa devam edelim. Cesedi yerden kaldırmalıyız en azından.
– Yapmayın padişahım, daha bunun yıkanması var. Kefenlenmesi var…
– Meraklanma onları ben hallederim. Ancak önce bir gasilhane bulalım.
– İşte şurada bir mahalle mescidi var…
– Olmaz vezir ölen sen olsaydın nerede olmak isterdin?
– Ne bileyim sultanım hani Ayasofya, Süleymaniye o da olmaz ise Fatih camiinden.

– ilk ikisinde devlet erkanı çok vardır. Bilinmek istemem. Lakin Fatih Camiini iyidir. Hadi bakalım yüklenelim.

Gelirler camiye vezir sağa sola koşturarak kefen ve tabut bulur. Padişah ise bakır kazanları vurur ocağa suyu hazırlar. Usulünce güzel bir biçimde yıkarlar ki ceset sanki ayan beyan güzelleşir. Alnında bir nur çıkar, yüzü ise şakilere asla benzemez.

Bir gayretle nalıncıyı kefenlerler, tabuta koyarak musalla taşına bırakırlar. Lakin namaz vaktine daha vardır. Beklerken bir ara vezir zorlu bir biçimde yaklaşır.

Sultanım der, biz galiba yanlış yapıyoruz! Acelece sorup soruşturmadan getirdik cenazeyi, belki hanımı vardır, bir ihtimal yetimleri vardır.
– Öyle ya, doğru söyledin, sen burada bekle, ben mahalleye bir bakıp geleyim.

Hem padişahın işi ne?

Padişah süratle maceranın başladığı mekana koşar. Araştırarak nalıncının evini bulur. Kapıyı çalar, yaşlıca bir hanım aralar. Padişahın anlattıklarını metanetle dinler. Adeta bu vefatı bekler gibiydi. Hakkını helal et dedi evladım. Belli sen oldukça yorulmuşsun.

Bir müddet baktı sonrasında eşiğe çöküp ellerini şakaklarına dayadı. Dertli dertli biliyor musun oğlum dedi! Bizim efendi âlem bir insandı. Akşamlara kadar çalışır, nalın yapardı. Lakin birinin elinde bir içki şişesi Görmesin, hemen elinde avucunda ne var ise verir ondan satın alırdı. Sonra da getirip helâya dökerdi.

Sonra tutar bilinen hanımlara ücretlerini öderdi. Eve getirir onlara sizin zamanınızı satın aldım mı diye sorardı. Onlar da evet derlerdi. Öyleyse şimdi dinleyiniz der ben de onlara menkıbeler anlatır, ilmihal, Huccetül İslam okurdum .

– Şaşıran Sultan, Bak hele! İnsanlar ne sanıyor halbuki.
– Onların ne sandığı, ne söylediği umurunda değildi ki. Hoş, o esasen buralardaki mescitlere değil uzak mescitlere giderdi. Namazda öyle ki bir imama doğal olmalı ki, tekbir aldığında Kâbe’yi görmeliydi.

– Hatta bir vakit bak efendi dedim. Sen tamam böyle yapıyorsun ancak komşular, ahali seni kötü bilecek. Bak inan cenazen ortada kalacak.

O ise kimseye zahmetim olmasın diyerek mezarını kendi kazdı bahçemize. Lakin ben tekrar üsteledim iş sadece mezarla sonlanmış oluyor mu efendi. Seni kim yıkayacak, kim kaldıracak?
– Heyecanlanan Sultan, Peki o ne dedi?

Az bir durdu sonra uzun uzun güldü.
Allah büyüktür, tasalanma hatun dedi. Hem padişahın işi ne?

Velhasılkelam

Dini kıssalar bize o kıssalardan hisseler verir. Evet, Yüce Allah’ın (c.C.) o şekilde kulları vardır ki, hak anımsar lakin halk onları bilmez. Hoş zaman zaman kendileri dahi makamlarını bilmezler.

İhlasla içten bir şekilde boyun büker ümmet-i Muhammed’e dua ederler. Bir seher vakti göz yaşları içinde icra ettikleri yakarış, binlerce topun, silahın yapamadığını yapar. Olmaz denenler olur, olur denenler olmaz.
İşte Nalıncı Baba da o Allah dostlarından biriydi.

Cenab-ı hak bizleri, sizleri ve ehli imanı böyle mübarek zatların duasında yer almayı nasip etsin bizlere. Umarım bu dini kıssalar olarak yazdığımız Nalıncı Baba kıssasından istifade edersiniz. Selametle kalınız. Selam ve dua ile.

Osmanlıca isminizin nasıl yazıldığını merak mı ediyorsunuz? işte buradan ulaşabilirsiniz.

Hz. Peygamber Efendimizin çocukluğu basıldı. Okumak için burayı tıklayınız.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.