DOLAR 7,3398
EURO 8,6757
ALTIN 463,469
BIST 1100,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Dini kıssalar: Derviş ve Kabadayı hikayesi

Dini kıssalar: Derviş ve Kabadayı hikayesi
REKLAM ALANI
03.07.2020
131
A+
A-

Dini kıssalar olarak anlatacağımız bu hikâye hem bize bir ibretlik hem de ders niteliğindedir. Kıssamızın adı Derviş ve Kabadayı

Dini kıssalar ile ders alırız, ibret alırız duygulanırız. Bu hikaye de olduğu gibi başımıza her an her şey gelebilir, bazen de öyle zor bir durumda oluruz ki o zaman Allah her şeyi görür, bilir yanına komaz deriz.

Bazen bu fiillerin neticesini burada bazen de ahirette çıkar. Bu kıssada ise acil bir cevap gelmiş yani ahirete kalmamış. Dini kıssalar olarak anlatacağımız hikâyeye uzatmadan başlayalım.

Dini kıssalar.: Derviş ve Kabadayı

Bu dini kıssalar hikayesinin kahramanı ise bir Derviş.. Derviş bu ya eli var dili yok, her şeyi Allah’tan bilir, ses etmez, ondan bekler ve ondan umar. 

İşte bizim dervişin saçları uzamış ve tıraş ettirmek için berbere gitmiş. Berbere demiş ki “Vur usturayı efendi, saçlarıma”

Berber efendi hemen malzemelerini hazır etmiş ve eline usturayı alarak dervişin saçlarını kazımaya başlamış.

Derviş ise bir yandan aynada kendini bakıyor ve tıraşın bitmesini bekliyordu. Başının sağ kısmı ustura ile kazınmış ancak diğer tarafı henüz başlanmamıştı bile.

Berber usturasını temizledi ve tam başının sol tarafını kazıyacakken aniden içeri kıyafetlerinden belli ki kabadayı birisi girdi. Bu kabadayı bakmış ki derviş kılıklı biri tıraş oluyor. Hemen dervişin yanına vardı ve tamamen kazınmış başının sağ tarafına okkalı mı okkalı bir tokat attı.

Dervişe bağırarak dedi ki “Kalk bakalım kabak sandalyeden, kalk da biz tıraşımızı.” Bizim derviş bağrana dili yok, vurana eli yok hesabı ses etmeden toparlanarak yerinden kalkmış.

Berber efendi de mahcup olmuş lakin korkusundan ses edememiş. Hiç bir şey diyememiş kabadayıya.

Kabadayı hemen dervişin kalktığı sandalyeye kuruluvermiş.  Berber de çaresiz başlamış tıraşa. Kabadayı ya nasılsa bana kimse bir şey diyemez mantığıyla boş durmamış, bir yandan tıraş olurken bir yanda devamlı derviş ile alay etmiş durmuş. Kabağa bak hele, yok kabak böyle, şöyle konuşmuş durmuş.

Kabadayının hazin sonu

Sonunda tıraşı bitmiş.  Askıdaki ceketini alarak berberden çıkmış. Kabadayı berberden çıkmış lakin daha birkaç metre gitmişti ki sanki freni boşalmış gibi bir at arabası kabadayıya doğru gelmiş. Kabadayı bakmış at arabasını da görmüş ama sanki dona kalmış, şaşırmış ve yol ortasında kalıvermiş.

At arabasının ortasında iki atın arasında atların dengesi için konan sivri bir demir kabadayının karnına aniden saplanıvermiş. Kabadayı hemen yığılarak oracıkta ölmüş. Bir çağrış bağrış içinde yardıma gitmişler ama nafile iş işten geçmiş.

Berber de bu hadiseye şahit olmuş ve hayli şaşırmıştı. Heyecanlı bir şekilde hemen dervişin yanına geldi ve gayrı ihtiyari bir şekilde sordu.

Derviş Efendi dedi “Bu biraz sanki ağır oldu” Derviş ise biraz hüzünlü ve düşünceli bir şekilde dedi ki “Ben hakikaten ona gücenmedim, hatta hakkımı helal etmiştim. Demek ki bu kabağın da bir sahibi var.ve o gücenmiş olmalı.”

İşte böyle arkadaşlar bu dini kıssalar da olduğu gibi biz biz olalım kimseyi küçük görmeyelim. Kimseye de hakaret etmeyelim, zulüm etmeyelim, büyüklenmeyelim. Atalarımız Ne demiş mazlumun ahı indirir şahı.

Davranışlarımız ve yaptıklarımız karşısında ya sevdiklerimiz ya da bir başkası bize kızmayabilir, ses çıkartmayabilir, bir beddua etmeyebilir lakin bilelim ki her şeyi gören ve bilen ALLAH görür ve bilir. Öyle bir bela verir ki bir daha belimizi doğrulatamayız Allah muhafaza.

O bizler bu dini kıssalar gibi kıssalardan ders alalım ve vakit madem zaman varken, çevremizdeki güzellikleri ve nimetleri fark edelim. Hiçbir kimseye zulüm etmeyelim, hor ve hakir görmeyelim. Kaba ve kırıcı olmayalım. Hak yemeyip tevazu ile dua edelim.

Ne demiş atalarımız yapılan iyilikleri balık bilmese de ALLAH bilir.  Rabbim bizleri her daim muhafaza eylesin. Amin

Osmanlıca isminiz basıl yazılıyor? İşte buradan ulaşabilirsiniz.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.