DOLAR 7,6604
EURO 8,9115
ALTIN 458,459
BIST 1124,17
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30°C
Gök Gürültülü

Anne Bedduası Alan Kişinin Sonu Nasıl Olur ?

Anne Bedduası Alan Kişinin Sonu Nasıl Olur ?
REKLAM ALANI
20.04.2020
182
A+
A-

Annenin şefkat damarları ön tarafındadır. Süt; annenin şefkat kanallarından geçerek bebeğe ulaşır. Bu nedenle anne sütünde şefkat vardır. Bir anne evladına beddua ettiği zaman melekler onu bekletir, belki geri alır diye. Ancak bir anne içi yanarak evladına beddua etmişse, Allahü Teala onu acele bir şekilde işleme koyar.

Hazreti Ömer’in halifeliği devrinde bir tüccar vardı. Tüccarın birde annesi bulunmaktaydı. Kadının geçimini tüccar oğul üzerine almaştı. Ayrı bir evde yaşamakta olan annesine de ihtiyacı olduğunda gelip hanımından istemesini tembih etmişti.
 Kadıncağız ara sıra ihtiyacı olan şeyleri gidip oğlunun hanımından istiyordu. Bir gün iki gün üç gün derken tüccarın hanımı kaynanasının bu sonu gelmez isteklerine içten içe bozulmaya başladı. Ama ne de olsa kocasının öz anası olduğu için ses çıkaramıyordu. Ama her seferinde de mırın kırın ediyordu.

Bir gün yine yaşlı kadın çıka geldi. Bu defa tüccar oğlunu da evde kıstırmış. Hazır bu fırsatı yakalamışken epeyce yiyecek istemeliydi.
Çünkü kaynana da artık gelinin surat asmalarından usanmış. Hiç değilse uzun bir süre yetecek kadar yiyecek istemeliydi de sık, sık bu kadını ekşi yüzünü görmemeliydi. Bu düşüncelerini içinden geçiren anne tüccar oğluna durumu açar.

Fakat tam fırsatını yakalayan gelin açtı ağzını yumdu gözünü. Ağzına geleni verdi veriştirdi. Kocacım, annen bizi batırmak ve yoksul düşürmek istiyor. Çünkü ihtiyacı hiç bitmiyor. Sık sık gelip onun bunu istiyor. Bu güne kadar sabrettim ama bundan sonra sabredemeyeceğim.

Bu isteklerin ardı arkası kesilmiyor bir türlü. Sonra bu kadar yiyeceği ne yapacakmış
Oğlunun da karısının görüşüne katıldığını gören anne hüzün göz yaşları arasında evden çıkıp gitti. Doğrusu bu hareket çok gücüne gitmişti. Demek öz oğlu da karısının ağzına uymuş ve bin bir zahmetlerle kendisini yetiştiren annesini en masum isteğini reddetmişti. Demek ki hanım, anneden daha çok itibar görüyordu.

İşte bu düşünceler anayı çılgına çeviriyordu. Ağlamaktan başka ne yapabilirdi ki ağlamak, ağlamak içini dökmek. İşte anne de bunu yapıyordu.
Anne bir yandan ağlaya dursun. Tüccar oğlu bir gün iş icabı arkadaşlarıyla yolculuğa çıkar. Yolda giderlerken birden pusuya yatan yol kesicilerin baskınına uğrarlar. Yol kesiciler yanlarında mal ve para adına ne varsa tek tek bir güzel yol kesicilerin ellerine sayarlar.
Hepsine iyi bir dayak attıktan sonra annesinin isteğini yerine getirmeyen tüccarın bir elini keserler.

Diğer eliyle bacaklarını iyice bir bağladıktan sonra yan kesiciler oradan ayrılırlar. Yoldan geçmekte olan bir grup insan bir elin kesik diğer eliyle bacakları bağlı olarak inim inim inleyerek yatmakta olan tüccarı görürler. Başına gelenleri öğrendikten sonra açlıktan ve susuzluktan bitap düşmüş olan tüccarı evine teslim ederler.
 

Hadise kısa zamanda konu komşunun ve yakınlarının kulağına gider. Hepsi teker teker ziyarete gelirler. Çok büyük geçmiş olsun bu başınıza gelen nedir diye soran herkese adam şu karşılığı verir.

Ne yazık ki ben bunu hak ettim. Gerçekten bu cezaya layıktım. Çünkü annemin en masum bir isteğini reddettim hem de şu kesilen elimle eğer annemin isteğini verseydim bu gün ne elim kesilmiş olacaktı ne de malım soyulacaktı. Annemin bedduası tuttu. Ben bu gün şu gördüğünüz hale düştüm. Acı haberi duyan bağrı yanık ana, gök kubbeyi çınlatan hıçkırıklarla eve gider, ve doğ u oğlunun yanına koşar. Oğlum der, başına gelenlerden dolayı ne kadar üzgün olduğumu bilemezsin. Kahr olsun o yol kesiciler. Gelip de seni mi buldular.

Artık aklı başına gelen evlat annesine şöyle cevap verir. Anneciğim; başıma gelenlerden dolayı kimsede kabahat yok. Bütün hata benim.
Çünkü sana karşı suçluyum bana haksızlık ettim. Senin istediğini vermedim. Bir musibet bin nasihatten iyiymiş derler. Gerçekten de çok doğru bir söz. Şimdi ayıldım ama ne kıymeti var. Şimdi senden bir ricam var. Bana hakkını helal ediyor musun?
Benden hoşnut musun? Anne hıçkırıklar arasında sana hakkımı hela ediyorum senden hoşnudum yavrum der. 
 

Rabbim cümlemize ana ata bedduası almadan rızasına muvafık güzel ameller işleyerek hayatı arızayı kemali bir imanla ikmal etmeyi nasip etsin. Amin.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.