DOLAR 7,8367
EURO 9,2964
ALTIN 483,157
BIST 1210,41
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 20°C
Sağanak Yağışlı

70 bin meleğin taşıdığı sahabe: Saad bin Muaz

70 bin meleğin taşıdığı sahabe: Saad bin Muaz
REKLAM ALANI
05.07.2020
246
A+
A-

Saad bin Muaz (ra) hayatının yalnız 6 yılını Müslüman olarak geçirmiş ama buna rağmen büyük hizmetlerde bulunmuştur. Peygamberimizin (sav) “Ensar arasında en sevgili olmak” şerefine ulaşan sahabedir.


Saad bin Muaz (ra), Evs kabilesinin reisi olup, Mus’ab bin Umeyr (ra) eliyle kalbi islam davasına ısınmış hem kendisi hem bütün Evs kabilesinin hidayetine vesile olmuştu. Bu mübarek adam Müslüman olunca 2 rekât namaz kıldı ve kavmini çağırarak onlara şöyle hitap etti.

“Ey evs kabilesi! Beni nasıl bilirsiniz?” Onalar da dedi ki “Sen bizim ileri gelen, şerefli, güvenilir birisin ve liderimizsin.

Bu sözleri işiten Muaz onlara dedi ki “Ben de size diyorum ki, benim gibi sizler dahi Allah’a ve Resûlüne (sav) iman edinceye kadar, sizlerden ne bir erkek ne bir kadın hiçbir kimse ile konuşmayacağım ve görüşmeyeceğim. Bu hal üzerine o kadar etkili bir konuşma yapmıştı ki daha akşam olmadan kabilesinde ki herkes Müslüman olmuştu.

Saad bin Muaz ve tarihi sözler

Hz. Muaz (ra) İslam’a girdikten sonra eski şeref ve itibarı daha da arttı ve Allah Resûlü’nün (sav) yanında sahabenin ileri gelenleri arasına olmuştu. Bedir Savaşı öncesi istişare edilerken söylediği sözler tarihe geçmişti. O mübarek sahabe demişti ki;

Ey Allah’ın resulü! Biz sana hem iman ettik hem seni tasdik ettik. Bize getirdiğin, tebliğ ettiğin her şeyin hak olduğuna şehadet ettik. Seni dinleyip itaat etmek üzere de kesin olarak vaatlerde bulunduk. Sen nasıl bilirsen öyle yap. Biz her zaman seninle beraberiz.

Seni hak din ile gönderen Allah’a yemin ederim ki, sen bize şu denizi gösterip dalarsan, biz de peşinden dalarız! Bizden hiç kimse de geri kalmaz. Biz düşmanla karşı karşıya gelmekten çekinmeyiz, harpten geri kalmayız. Allah’ın bereketiyle yürüt bizi.

Hicretin 5. senesinde Kureyş müşrikleri Medine’yi muhasara altına almışlardı. Müslümanlar bu muhasara ile çile ve mahrumiyet içindeydiler. İbnü’l-Araka ismindeki müşrik Sad bin Muaz’ı (ra) gözlemekteydi, fırsatını bulunca elinde bulunan yay ile nişan alarak oku fırlattı ve kolunu parçaladı.

Hz. Saad bin muaz kolundan çok kan geliyordu. Ağır yaralı idi ve şöyle dua etti: “Allahım! Kureyş’le ile aramızda devam eden bu harpte hayatta kalayım.

Senin Peygamberine (sav) eziyet eden ve yalanlayan bu müşriklerle savaşmaktan hoşlandığım kadar başka bir şeyden hoşlanmıyorum. Eğer bu harp sona erecekse, bana şehadet nasip et ve Ya Rabbi! Beni Kureyza’nın sonunu görmeden canımı alma.”

Hz. Saad bin Muaz evet yarası ağırdı. Ancak henüz vadesi yetmemişti. Hz. Peygamber ile bir araya gelen Muaz ona dedi ki ‘Ya Resulullah ben daha gencim, kuvvetliyim fakat bu kandan dolayı ölebilirim, ben İslam’a daha fazla hizmet etmek istiyorum’ Efendimiz(sav) onun yarasına tükürüğünü sürerek tedavi etmişti.

Medine’de bulunan Benî Kureyza Yahudileri Müslümanlarla ahit yaptıkları halde Hendek Harbi esnasında müşriklerle iş birliği yaparak bu ahdi bozmuşlardı.

Adil bir hakem

İslam’la şereflenmeden önce Saad bin Muaz’ın Benî Kureyzalılar arası iyiydi. Bundan dolayı Yahudiler bu ahdi bozmak konusu ile ilgili  hüküm vermek için Hz. Saad bin Muaz ın hakem olmasını teklif ettiler. Hz. Saad bin Muaz Hz. Peygamber dururken kabul etmek istemese de Re­sû­lul­lah (sav) onu ha­kem yapmak üzere davet etti.

Davet ile gelen Saad bin Muaz olanları karşılıklı dinledi ve hükmün verilmesi söylendi. Muaz ise Medine Sözleşmesi’nin ihlal etmelerinden dolayı eli silah tutan tüm Yahudilerin kellesinin alınmasına, kadınların ve çocukların Hayber’e sürgününe karar vermişti.

Hakem olarak kararın uygulandığını kontrol etmiş ve son kellenin de alınmasında sonra çadırına çekilmiş lakin kolundaki yaranın açılması nedeniyle gece vefat etmişti.

Saad bin Muaz ve melekler

Şehadet haberini alan Efendimiz, Muaz’ın evine gece taziyeye gitmişti. Efendimiz eve geldiği halde birkaç dakika kapıda beklemiş ama girmemişti. Sahabeler bunun hikmetini sorunca Resulullah, “İçerisi melekler ile dolu, Allah’a dua ediyorlardı. O Melekler bana yer verince ben içeri girdim” dedi.

Saad bin Muaz’ iri yapılı ve ağır idi lakin buna rağmen cenazesini taşıyan sahabeler “Ya Resulullah, Saad’ı taşırken adeta parmağımızın ucunda idi ve hiç ağırlığı yoktu” diye söylediklerinde  Efendimiz (sav) “Saad’ın cenazesini 70 bin melek taşıdı” demişti.

Saad bin Muaz öyle mübarek bir sahabe idi. Kabri Medine’dedir. Allah rahmet eylesin.

REKLAM ALANI
ETİKETLER:
YORUMLAR