Kur’ân-ı Kerim’de Elbise ve Tesettür
“...Onlar (Kadınlar) sizin için birer elbise

siz de onlar için birer elbisesiniz..." (2/Bakara

187)
“Ey Âdem oğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi

süslenecek elbise indirdik. Takvâ elbisesi ise daha hayırlıdır. İşte bunlar

Allah’ın âyetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi). Ey Âdem oğulları! Şeytan

ana-babanızı (Âdem ile Havvâ’yı)

çirkin yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de şaşırtıp bir fitneye/belâya düşürmesin. Çünkü o ve kabîlesi

sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz Biz şeytanları

iman etmeyenlerin dostları kıldık.” (7/A’râf

26-27)
“Ey Âdem oğulları! Her mescide gidişinizde ziynetli elbiseleri giyin; yiyin

için

fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (7/A’râf

31)
“De ki: Allah’ın

kulları için çıkardığı (yarattığı) ziyneti/süsü ve güzel rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar

dünya hayatında (iman etmeyenlerle birlikte) mü’minlerindir. Kıyâmet gününde ise yalnız mü’minlerindir. İşte

bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz.” (7/A’râf

32)
“Allah

yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı. Dağlarda da sizin için barınaklar yarattı. Ve sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar yarattı. İşte böylece Allah

müslüman olmanız için üzerinize nimetini tamamlıyor.” (16/Nahl

81)
“Mü’min erkeklere

gözlerini (harama) dikmemelerini

ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu

kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah

onların yapmakta olduklarından haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; nâmus ve iffetlerini muhâfaza etsinler. Görünen kısımları hâriç olmak üzere

ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları

babaları

kocalarının babaları

kendi oğulları

kocalarının oğulları

erkek kardeşleri

erkek kardeşlerinin oğulları

kız kardeşlerinin oğulları

kendi kadınları (mü’min kadınlar)

ellerinin altında bulunan (köleleri)

erkeklerden

kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler

yahut henüz kadınların gizli kadınlık husûsiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey mü’minler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” (24/Nûr

31)
“Bir nikâh ümidi beslemeyen

çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların

ziynetlerini (yabancı erkeklere) göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. Yine de iffetli olmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir

bilendir.” (24/Nûr

60). (İhtiyar olan kadınların

kadınlık câzibelerini büyük ölçüde kaybetmiş olmalarından ve bir fesâda yol açmaları ihtimali olmadığından; çarşaf

manto

pardösü gibi dış elbiselerini çıkarmalarına ruhsat verilmiştir. Yaşlı bile olsa

mahremi dışındaki yabancı erkeklere güzel görünmek için süslenmek

özellikle de açılıp saçılmak

bütün müslüman hanımlara haramdır. İhtiyar kadınların dışındaki bayanların da yabancı erkeklere karşı üzerlerinde dış elbiseleri bulunmaları gerekmektedir.)
“Ey Peygamber hanımları! Siz

kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer ittika ediyor/(Allah’tan) korkuyorsanız

sözü (yabancı erkeklere karşı) yumuşak söylemeyin ki kalbinde hastalık bulunan kimse kötü ümide kapılmasın. Mar’rûf/güzel ve münâsip sözler söyleyin. Evlerinizde vakarınızla oturun

ilk câhiliyye (devri kadınları)nın açılıp saçılarak ziynetlerini göstererek yürüyüşü gibi yürümeyin. Namazı kılın

zekâtı verin

Allah ve Rasûlü’ne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden

ricsi/şek ve şüpheyi (kötü huyları) gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. Evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah

her şeyin iç yüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır.” (33/Ahzâb

32-34)
“Ey Peygamber! Hanımlarına

kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) cilbâblarını/örtülerini (dış giysilerini) üstlerine almalarını (vücutlarını örtmelerini) söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah

çok bağışlayan

çok merhamet edendir.” (33/Ahzâb

59)
"Onlar tahtlar üzerinde kurularak orada altın bileziklerle bezeneceklerdir

ince ve kalın saf ipekten yeşil elbiseler giyeceklerdir

Ne güzel sevap ve ne güzel dayanak!" (18/Kehf

31)
"Şüphesiz Allah iman edip

güzel iş yapanları altından Irmaklar akan cennetlere sokacak. Orada bunlar altından bileziklerle

incilerle bezenecekler. Orada giysileri de ipektir." (22/Hacc

23)
"Onlara (cennette) gümüşten yapılmış billur şeffaf kaplar

kupalar dolaştırılır" (76/İnsân

15)
"Üzerlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri de onlara son derece temiz bir şarap içirmiştir." (76/İnsân

21)
“Ey iman edenler

sizi size hayat verecek şeylere dâvet ettiği zaman Allah'a ve Rasûlüne (onların çağrılarına) uyun. Bilin ki şüphesiz Allah kişi ile kalbi arasına girer. Ve siz mutlaka O’nun huzurunda toplanacaksınız. Bir de öyle bir fitneden sakının ki o

içinizden yalnız zulmedenlere erişmekle kalmaz (Tüm insanlara da sirâyet ve hepsini perişan eder). Bilin ki Allah’ın azâbı şiddetlidir.” (8/Enfâl

24-25)