Zulme Uğrayanın Duası

Konusu 'Dua ve Önemi' forumundadır ve Magrip tarafından 1 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

  1. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Zulme Uğrayanın Duası



    En yakın dostla hasbıhaldir dua…
    İç döküşüdür müminin Rabbine.
    Kimseye dillendiremediği sırlarını, paylaşamadığı dertlerini, yardım edecek tüm güç ve kuvvete sahip yegâne Muktedir’e açarak O’ndan aman dilemek, ne büyük bir rahatlama, huzuru sindirmedir kalbin en derinlerine… Dost değil midir ki insanın en gizli sırlarına vakıf olan?..
    Hakk’ı kendine dost kılmaktır dua..
    ‘ Sen haberdarsın Ya Rabbi ! Artık bana elem yok, sen halimi biliyorken ben kime arz edeyim? Tevekkülü, kişiyi tüm sıkıntılardan felaha çıkarırken, Rabbine teslimiyetten aldığı bu güç ile tüm kâinata meydan okuyan müminin karşısında, hangi çetrefilli aşılmaz, dümdüz olmaz ki?
    Rahman’a dayananın karşısında ne dayanır ki?
    Bu anlamda ruhi bir terapi gibidir dua.
    Üzerinde dağlar misli yük olan, kalbi sıkıntılar içinde daralıp ruhu feryatlarla çırpınan bir mümin kul, ellerini semaya kaldırıp yakarışla teslimiyete erdiğinde, ruhundaki tüm ağırlıklar onu terk eyler, kalbini Rahman’a güvenmenin tarifsiz sevinci kaplar. Yeniden doğmuşçasına silinirken tüm buhranlar, bu mana ufkuna yeni açılan bir pencerenin müjdecisidir.Gecenin en zifiri karanlık noktası, sabaha en yakın olan vaktidir.
    Allah’a tevekkül ve kadere imanın gönülde hasıl ettiği eşsiz rahatlamayla ruhun nefes almasını sağlayan güçlü bir ilaçtır dua.
    Nefsin bitmek bilmeyen arzularından, şeytanın sinsi vesvese ve boş kuruntularından Allah’a sığınmak, güçlü bir kalede himaye edilmekten daha emindir.
    Dua iman tazelemedir.
    Daha bir şevkle, coşkuyla inanmaktır, yeniden.
    Sevginin artışıdır Rahmana. Belki de sevginin anlamını ilk hissediştir.
    Dua, kişinin idrak sınırlarını genişlettiği için kişiyi Rahmani hazlara, tecellilere mahzar kılar.
    İlhamlar beliriverir gönlünde manaya dair.
    Bu uçsuz bucaksız kâinatta, tenhaların en tenhasında dahi yalnız olmadığının farkına varmaktır dua.
    Sessiz cümlelerimi, lisanıma dökmediğim kelimelerimi, kalbimden geçirsem bile , işiten biri var !
    İşitmesini dilediğimiz bir zatın tüm vasıflarını kendinde cem eden Allahu Teala, rahmetiyle tüm kâinatı var eden, bekasını temin eden ve idrakimizi aşan sonsuzlara hükmeden Hakim-i Mutlak’ken, O’ndan başkasının bizi duymasına, duamıza icabet etmesine ihtiyacımız kalır mı?
    Şüphesiz, Allahu Azimüşşan, tüm duaları işitir ve icabet eder.Kalplere bizzati vâkıf da sadece O’dur.

    Zulme ve haksızlığa uğrayanların gözyaşlarıyla imzaladıkları şikâyet dilekçesidir dua, en yüce adalet mak----- sunulan.
    ‘’ Mazlumun bedduasını almaktan kork. Zira, Allah’la bu beddua arasında perde mevcut değildir.’’ buyurmaktadır, Rasulullah (sav) Efendimiz. Başka bir hadisi şerifinde ise:
    Zulme uğrayanın duası reddedilmez, mutlaka kabul edilir. Allah, mazlumun duasını bulutların fevkine çıkarır ve onlara sema kapıları açılır ve Allahu Teala hazretleri:
    ‘’İzzetime yemin olsun ! Vakti uzasa da, duanı mutlaka kabul edeceğim! ‘’ buyurur.
    Bu gerçek, bağrı yanık, kolu dalı kırık bir kulun buruk gönülle Rabbine yakarması sonucu, tecelli edecek azametli gazabın şiddetinden sakınmak gerektiğinin en güzel ifadesidir.
    Gariplerin kimsesidir Rahman, dua dua yakarılanı.
    “Ben kalbi kırıkların yanındayım” buyuruyor Allahu Teala.Kimsesiz ve garip kimse, Rabbinin yanında olduğunun ve yalnız olmadığının marifetine erdiğinde, o artık tüm dünyadaki bunu bilmeyen bütün insanlardan daha güçlüdür ve erişilemez bir kuvvetle desteklenmiştir Rabbi tarafından.
    O kişi için korku ve elem, yerini sükunet ve huzura bırakır.Yalnız olmadığının idrakine ererek, Rabbinin yanında olmasının hazzını yudumlar.


    Rabbani bir davet, bir iltifattır dua.
    Allahu Teala bir kuluna iyilik ihsan etmek istediğinde, o kuluna dua kapılarını açarak O’nu kendini anmaya davet eder.Böyle bir davete icabet eden, iltifata mahzar olmuş kul, huzura kabul olunmuştur.Rabbi onu dinlemektedir, dua bu haliyle bir miraç değil midir?

    Dertler de duanın sebeplerindendir.
    Dertli insanın yaptığı dua ile mutlu ve huzurlu bir insanın yaptığı dua bir midir? Dertlerin gamı kalbi sarmışken nasıl da içten ve yoğun duygularla dua eder insan.Bu haliyle Rabbine o kadar yaklaşır ki...

    Bu açıdan bakıldığında, zahiren çirkin de görünse dertler, dua etmemiz için, Allah’a yaklaşmamız için birer vesile ise ve Allahu Teala kimseye gücünün yetmeyeceği yükü yüklemeyeceğini ayetleriyle vaat ediyorsa, dertler bize nimet olmaz mı?
    Şer gibi görünen işlerde hayır; hayır gibi görünen işlerde de şer olabileceğini söylüyorsa Allahu Teala, dertlerimiz de bize şer gibi gözüken hayır kapıları olabilir.Biz bilemeyiz, Allahu Teala en iyisini bilendir.
    Dua, Allah’tan gayrisine minnet etmekten kurtulup Münim-i hakiki, veren, ancak Allah’tır, O takdir etmediği zaman vermeğe kimsenin gücü yetmez itminanını gönülden duymaktır.
    Bu hakikâtin farkına varan kişi, isteyeceğini yalnız Allah’tan talep eder, ona kavuştuğunda ise şükrünü yalnız Allah’a arz eder. Kâinatta kişinin istediğini verecek başka bir münim yoktur çünkü. İşte bu tevekkülü duyumsamaktır dua.
    Rasulullah (sav), Abdullah İbnu Abbas(ra)’ dan rivayetle, buyurdu ki:
    “Ey evlat ! Sana sözlerin pırlantasını söylesem, kulağına küpe eder de hiç oradan çıkarmaz mısın?
    Yer ve gök ehli ittifak etse, Allah’ın senin için takdir etmediği bir nimeti sana eriştiremez.
    Yer ve gök ehli ittifak etse, Allah’ın sana takdir ettiği bir nimeti senden men edemez.
    Nefsim yedi kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki,
    Yer ve gök ehli ittifak etse, Allah’ın senin için takdir etmediği bir musibeti sana çarptıramaz.
    Yer ve gök ehli ittifak etse, Allah’ın senin için takdir ettiği bir musibeti senden uzaklaştıramaz.

    Söz budur, kulağından çıkarma !
    Hal böyle iken kainattaki tek tasarruf ve güç sahibi Allah’ı tazim etme ve ona dua etmekten daha güzel bir davranış olabilir mi kula yakışan? Kul, ancak kulluğunu bildiğinde hakkettiği mevkiye kavuşur. Çünkü ona verilen en yüce mertebe ‘’Kulluk’’ tur. Alemleri, hatırına yarattığı Resulüne ‘’Kulu Muhammed ‘’ diye hitap ediyorsa Rahman, bundan büyük makam olamaz.

    Kulluğunu , her şekilde sınırlılığını ve aczini itiraf kendini küçültme değil, bilakis idrakin göstergesi ve yükseliştir.Bu ise dua ile en güzel şekilde yaşanır.

    Alıntı
     
  2. sensiz olmaz

    sensiz olmaz islamseli

    Katılım:
    13 Mart 2009
    Mesajlar:
    356
    Beğenileri:
    0
    teşekkürler:razi:
     

Sayfayı Paylaş