Rahmân Ve Rahîm Kelimesi; Anlam ve Mâhiyeti

Konusu 'ALLAH CC' forumundadır ve Çαğℓαуαη tarafından 29 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. Çαğℓαуαη

    Çαğℓαуαη Member

    Katılım:
    28 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    127
    Beğenileri:
    0
    Rahmân Kelimesi; Anlam ve Mâhiyeti


    "Rahmân", rahmetten sıfat manası ifade eden Allah'ın yüce isimlerinden biridir. Çok merhamet sahibi anlamındadır. Rahmân, tam manasıyla Türkçe'ye veya başka bir dile tek kelimeyle tercüme edilemez. Esirgemek, acımak, bağışlamak, affetmek vs. bu kelimeyi tam anlamıyla karşılayamaz. Çok merhametli diye noksan bir şekilde tefsir edilebilirse de tam tercüme edilemez. Rahmân, Allah'ın hem sıfatı, hem de bir özel ismidir. Er-Rahmân: Ezelde bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irâde buyuran, sevdiğini, sevmediğini ayırdetmeyerek bütün varlıklara sayısız nimetler ihsan buyuran demektir.


    Rahmân sıfatı, peygamberler dahil, hiçbir insan için kullanılamaz. Çünkü karşılıksız ve kayıtsız şartsız rahmet ve merhamet ifade eden Rahmân sıfatını, insanın fıtrî yapısı kaldıramaz. Çünkü insan, böyle bir merhameti gösterme gücüne, yaradılışı icabı sahip bulunamaz. Dostları kadar düşmanlarına, kendisine inananlar kadar kendisini inkâr edenlere de rahmet ve merhamet gösterebilmek ancak ulûhiyetin şânındandır.




    Rahîm; Anlam ve Mâhiyeti


    Er-Rahîm: Çok merhamet edici, verdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedî nimetler vermek suretiyle mükâfatlandırıcı demektir. Kur'ân-ı Kerim'in 115 âyetinde büyük çoğunluğu çok bağışlayıcı anlamına gelen ğafûr sıfatı ile birlikte olmak üzere rahîm sıfatı kullanılmıştır. Bu da Allah'ın ne kadar bağışlayıcı ve merhametli olduğunu gösterir.


    Er-Rahmân ism-i şerifinden Allah Tealâ'nın ezelde bütün yaratıkları için hayır ve rahmet irâde buyurduğu anlaşılıyordu. Er-Rahîm ism-i şerifi ise, yarattıkları arasında irâde sahipleri için kat kat rahmet-i ilahiyyeyi ifade eder. Yani, insandan başka her varlık kendisi için tayin edilen sınır içinde kendisine verilen nimetlerden yaratılışı sevki (içgüdü) ile faydalanır ve o sınırdan dışarı çıkmazken; irâde sahibi olan insanlar için terakki imkânı verilmiştir. Bu imkân, fıtrî nimetleri arttırma ve ebedîleştirme imkânıdır. Çiğneyip geçtiğimiz ottan, rüzgâr dalgalarına kadar her şey, bizim hayır ve mutluluğumuza yarayan nimet hazinesidir. Yine, yaratılışımızda, başka varlıklara verilmeyen bir çok yeteneğin verilmesi ve tabiat kanunlarının âzat kabul etmez köleler gibi bize bağlı ve emrimize hazır olması, hep o şânı büyük Rahmân'ın lütuf ve ihsanlarının eseridir. Her şeyde, tabii kendimizde de gizlenmiş olan bu sayısız nimetleri meydana çıkarmak ve onlardan faydalanmak için çalışacağız. Bütün yeteneklerimizi işleteceğiz. Bu takdirde gayretlerimizin boşa gitmeyeceğini bize müjdeleyen işte bu, Er-Rahîm ismidir. Çünkü bu isme göre, her gayret, bir mükâfatla karşılanacaktır.


    Er-Rahmân, Er-Rahîm isimleri iki türlü rahmet ifade eder. Er-Rahmân isminin ifade ettiği rahmet, hiçbir şarta, hiçbir gayret ve irâdeye bağlı olmayarak ihsan edilen rahmettir. Bu öyle geniş bir rahmettir ki, bütün varlıkları kaplar. Bunda çalışan çalışmayan, suçlu itaatli, imanlı imansız ayırt edilmez.


    Er-Rahîm isminin ifade ettiği rahmet ise, Rahmân'ın lütfu olan rahmeti iyiye kullanarak çalışanlara bir mükâfat olmak üzere verilen rahmettir ki, en az bire on'dur. Çalışanın ihlâsındaki kuvvete göre Allah'ın daha fazla ve hatta sınırsız ve hesapsız mükâfatları da vardır. İşte, gayr-ı meşrû arzulara kapılmamanın, kötülükten korunmanın önemi bu yüzdendir. İyi bilmek ve unutmamak lâzımdır ki, ister dünya için, ister âhiret için olsun çalışanlarla çalışmayanlar eşit muâmele görmeyeceklerdir. (1)



    Rahmetin İki Çeşidi; Rahmân ve Rahîm


    "Rahmân" kullardan bir benzerinin çıkması mümkün olmayan; "Rahîm" ise, bir benzerinin çıkması mümkün olabilen nimetleri verebilen demektir. Bu bakımdan birincisi Allah'a hastır, başka hiç kimseye isim olarak verilemez. Rahîm ise, hem O'na, hem de başkasına denilebilir. Yine, Rahmân, nimetlerin en büyüğünü; Rahîm ise, en dakîkini (ince, hassas) verebilen demektir. Rahmân, dünya ve âhirette; Rahîm ise sadece âhirette merhamet edendir. Rahmân, tüm yaratılmışlara; Rahîm ise sadece mü'minlere merhamet edendir. Yani, Rahmân, dünyada mü'min, kâfir, münafık herkese acıyıp rahmet eden; Rahîm ise âhirette sadece mü'minlere merhamet eden demektir.


    Bir araya gelen bu iki sıfat, Allah'ın rahmetinin varlıkların tümüne ve bütün tecellîlere/yansımalara şâmildir. Rahmân ve Rahîm sıfatları, rahmetin bütün anlamlarını, özelliklerini ve sonsuz genişliğini ifade etmektedir. Cenâb-ı Allah bütünüyle rahmet sahibidir; Rahmet, acıma şefkat ve rikkat sahibi. Yarattıklarının hayatı için gerekli her şeyi Kendi üzerine almıştır. Onlara sürekli ihsanda bulunur. Yaratma, rızıklandırma ve nimetlendirme O'nun Rahmân ve Rahîm oluşunun sonucudur. "Kendi üzerine rahmet'i yazdı." (6/En'âm, 12) "Rahmetim her şeyi kuşatmıştır." (7/A'râf, 156) "Ey Rabbımız! Senin rahmet ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. Tevbe eden ve Senin yoluna gidenleri bağışla, onları cehennem azabından koru!" (40/Mü'min, 7)


    Varlıklar, meydana gelirken Rahmân'dan doğan rahmet sayesinde vücuda gelirler. Rahîm'den doğan rahmet sayesinde de büyüyüp ondan faydalanırlar. Bunun için "Dünyanın Rahmân'ı, âhiretin Rahîm'i" kavramı meşhur olmuştur. Gerçi Allah, hem dünyanın, hem de âhiretin Rahmân ve Rahîmidir. Rahmân sıfatı açısından yaratıklar yaratılmış; fakat hiçbirinin bu konuda fikri sorulmamıştır. Bu açıdan Rahmân'daki rahmetin gerçekleşmesi bir şarta bağlı değildir. Rahîm'deki rahmetin tahakkuk etmesi ise kulların dünyada iman ve amel etmeleri şartına bağlıdır. Rahmân'daki rahmet sayesinde her yaratılan varlıkta fıtrî ve cebrî olarak bu rahmetin bir esintisi vardır. Eğer Rahîm sıfatı da böyle olsaydı, dünyada hiç kimsenin iman, amel, çalışma, bir şeyleri icat etmesi, hayırlı eylemler yapması gibi şeylere gerek kalmazdı. Böylece dünya hayatı durgunluğa düşeceği gibi, âhiret hayatı da hüsrâna uğrardı. Yaratılıştan mevcut rahmetle yetinilseydi, insanlar her yönleriyle durgunluğa girerek, nasıl olsa rahmet geliyor diye bir taş veya bir hayvan seviyesinde kalırlardı. Rahmâniyetin rahmeti sadece Allah'a ait iken, Rahîmiyetin rahmetinden bir parça da kullara verilmiştir. Böylece o durgunluk durumu ortadan kaldırıldığı gibi, bir ananın yavrusuna merhameti gibi durumlar da sağlanmaktadır.


    Cenâb-ı Hak, eşyayı yoktan var ederken âdeta bize diyor ki, isteseniz de istemeseniz de Rahmâniyetimle sizi yaratıyorum. Sizin için gerekli olan şeylerle varlık ve hayatınızı devam ettiriyorum. Rahmâniyetimle var ettikten sonra, Rahmâniyetimin kemâlini göstermek için, size Rahîmiyetimle de bir irâde veriyorum. İrâdenizi kullanmanıza ve kullandığınız irâdenin çapına göre de öteki âlemde size mükâfat vereceğim. Siz, irâdenizi kullanmakla bir şekle gireceksiniz. Bu şekil, âhiret âleminde bir kısım nimetlerden istifade etmeye hazırlanmak demektir. Yeter ki sizler, kendi hevâ ve hevesinize uyarak, benim rızâ dairemin dışına çıkmayın. Aksi takdirde orada cezanızın daha ağır olacağını düşünün.


    Düşünmeli ve ona göre davranmalıyız ki, Allah'ın Rahmâniyet ve Rahîmiyetinin ışığında bizim mazhar olduğumuz lütuflarla, yaptığımız işlerin birbirine münasip olması gerekir. Allah'ın bizi muhatap olarak kabul etmesine mukabil, bizim bu iltifatları değerlendirip değerlendirmediğimiz yönüyle kendimizi devamlı sorgulamalıyız. Rahmân ve Rahîm sıfatlarının engin ve sınırsız merhameti kuşattığı gibi; bir de küçük bir tekdir, ikaz ve tenbihin bulunduğunu da unutmamalıyız.


    Besmelede ve Fâtiha sûresinde "Allah" lafzıyla bütün güzel isimleri kendinde toplayan zâtın tasarrufunu takdim etmesinden çekinen ve irkilen insana Yaratıcımız, er-Rahmân ve er-Rahîm isimlerini zikrederek onlara yakınlık ve güven vermiş oluyor. Sanki bu isimlerle insanın kulağına şu manalar fısıldanıyor: O kadar korkup ürkme. İşin temelinde merhamet vardır. O, rahmetiyle sizi yaratmış ve yine rahmetiyle hayatınız için gerekli olan herşeyi hazırlamıştır. Ancak, sadece dünya sizi tatmin edemez. Sizin için Cemâlullah'ı temâşâ ve bir cennet de lâzımdır. O, Rahîmiyetiyle sizlere bunu da verecektir. Bir korkudan sonra insanın içinde sıcak bir ünsiyet meydana getiren bu iki sıfat ne kadar önemli ve bu iki ismin zikredilmesi ne kadar gereklidir. (2)




     
  2. tevrat

    tevrat Guest

    selamaleykum ben tevrat danimarka oturuyorum cok gitmek istiyorum medineye ama esim calismiyo ondan biraz zor oluyor insallah ben olurum gilr8l7f,yjuf,kyufrdtyedyed5yrewtwsrt4wstws65ws56
     
  3. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Aleykümselam kardeşim inşallah gidersiniz gitmesinede ,yazının sonundaki şifreyi çözemedim.: )
     
  4. ahfa35

    ahfa35 Active Member

    Katılım:
    2 Haziran 2011
    Mesajlar:
    1.062
    Beğenileri:
    0

Sayfayı Paylaş