Peygamberimizin Kâbe Hakemliği

Konusu 'O'nun (sav) adına yazılanlar' forumundadır ve zekeriyya53 tarafından 17 Eylül 2007 başlatılmıştır.

  1. zekeriyya53

    zekeriyya53 islamseli

    Katılım:
    31 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.363
    Beğenileri:
    0
    Peygamberimizin Kâbe Hakemliği

    Henüz Peygamberlik devri başlamamıştı. Rasûl-i Ekreme İlâhî vahy gelmemişti. Kureyş kabilesi, Mekke'de, Kâ'benin tamiri işinde anlaşamamışlar, birbirlerine düşmüşlerdi. Kureyşin kolları arasında kanlı bir mücadele çıkmak üzereydi. Bu işde, Rasûl-i Ekrem, umumî arzu üzerine "Hakemlik" vazifesini kabûl etti. Gösterdiği tedbir sayesinde herkesin memnunluğunu kazandı. Kureyşîler arasında tekrar birliği sağlamış oldu.
    Kâ'be Hakemliği zamanında, Peygamberirnizin yaşında da ihtilâf var. İbn-i İshâk'a göre, Kâbe Hakemliğinde Rasûl-i Ekrem otuzbeş yaşında bulunuyordu. Bu bakımdan, Kâ'be, Rasûlullahın Peygamberlik devrinden beş yıl önce, Kureyşîler tarafından tamir edilmişti (605).
    Büyük Kâ'be, çeşitli sebepler yüzünden harap olmuş, tamire muhtaç bir durumda bulunuyordu. Kureyşîler, Kâ'be mabedini yıkmışlar, yeniden ve daha sağlam bir şekilde yapmaya karar vermişlerdi. İâneler toplandı. Taşlar yığıtdı. Malzeme hazırlandı. Usta tedarik edildi. Mekke'de bütün aileler, tamir işine katıldı. Her aile, kendilerine binadan hisseler ayırmışlardı. Rasûl-i Ekrem de Kureyşîlerle birlikte çalıştı. Taş taşıdı. Hattâ omuzlarının yaralandığını, Buhârî yazmaktadır.
    Önce duvarlar yıkıldı. Hazreti İbrâhim temeline kadar inildi. Sonra yapı başladı. Bina yükseldi. Yalnız "Hacer-i Esved" denilen kara taşı yerine koyma işi, ortaya mühim bir dâvâ çıkardı. Kureyşin bütün kolları bu taşı koyma şerefini aralarında paylaşamıyorlardı. İhtilâf büyüdü. Kavga halini aldı. Mücadele şiddetlendi. Dört gün sürdü. Hemen hemen kabileler, aileler arasın-da kan dökülecekti. Kureyş'in en ihtiyarı Ebû Huzeyfe ibni Muğîre araya girdi. Bir teklif ortaya attı: — Mücadeleye son verelim! Harem kapısından ilk girecek zâtı "hakem" yapalım! Onun vereceği hükme razı olalım!" dedi.
    Herkes bu teklifi kabûl etti. O sırada, "Muhammedül'Emîn" çıkageldi. Bu tesadüften herkes memnun oldu.
    O zaman, Rasûl-i Ekrem sırtından ridasını (atkı) çıkardı. Hacer-i Esvedi ortasına koydu. Ridanın uçlarını, Kureyşin ulularına tutturdu. Taşın götürülmesine hepsini iştirak ettirdi. Bu suretle, Kâ'benin yanına kadar taşındı. Sonra, Rasûl-i Ekrem, taşı bizzat kendisi aldı, eliyle yerine koydu.
    Hazreti Peygamber'in bu hakemliği bütün aileleri tatmin etti. Korkunç bir iç savaşını önledi. Rasûl-i Ekrem'in mevkiini Mekkeliler arasında yükseltti. Bütün halkın Ona karşı saygısı arttı.
    Kâ'be binası tamamlandı. Yalnız tavanı yoktu. Bir çatı eklendi. Kapı, yerden bir adam boyu kadar kaldırıldı. Ancak, malzeme yetmedi. Esas binadan bir kısım açıkta kaldı. Buranın etrafına bir duvar çekildi. Üstü tavansız kaldı. Buraya "Hatîm" denildi. Bu bakımdan, Kureyşin bu yeni binası, Hazreti ibrâhim'in eski binasına uygun düşmedi. Kâ'benin içi yine Kureyşîler tarafından putlarla dolduruldu. Bu hal, Mekkenin fethine kadar devam etti (102)..
     
  2. hoskafa

    hoskafa islamseli

    Katılım:
    7 Eylül 2007
    Mesajlar:
    12.819
    Beğenileri:
    0
    mekkeliler sevgililer sevgilisini el emin olarak biliyorlardı.

    hemen hemen her olayda peygamberimizin s.a.v hakemliğinede baş vurmaktaydılar.

    taki EŞHEDÜ ENLA İLEHE İLLALAH VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDUNRESULULAH diyene kadar.

    vee zorunan çıkartılmış olduğu mekkeye,mekke fatihi olarak döndü.

    emeğin için sağolasın.

    selam ve dua ile
     
  3. Mehmet38

    Mehmet38 islamseli

    Katılım:
    18 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.789
    Beğenileri:
    0
    Allah cc. razı olsun.
    Elinize sağlık kardeşim.
     
  4. Mrd38

    Mrd38 islamseli

    Katılım:
    2 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    2.327
    Beğenileri:
    0
    blgilendirdiğin için :razi:
    emeğine sağlık.
     

Sayfayı Paylaş