Peygamber Efendimiz (asm) bizim için en güzel örnek

Konusu 'Peygamberimizin (sav) Hayatı' forumundadır ve y-eslem tarafından 5 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. y-eslem

    y-eslem islamseli

    Katılım:
    14 Aralık 2007
    Mesajlar:
    1.509
    Beğenileri:
    0
    Peygamber Efendimiz (asm) bizim için en güzel örnek





    Mülakaat: Ömer Erem



    Resûl-i Ekrem (asm), ilme verdiği büyük önemi pek çok hadis-i şerifler ile dile getirmiştir. Başta ashâbını ve bütün ümmetini ilme teşvik ederek İslâm medeniyetinin ilmî temeller üzerinde yükselmesinde en büyük sebep olmuştur.
    Resûl-i Ekrem (asm), ilmin faziletine binâen, âlimleri kendi yerinde kabul ederek ferman buyurmuş ki: “Bir âlimi ziyaret eden beni ziyaret etmiş gibidir. Bir âlimle musafaha eden benimle musafaha etmiş gibidir.
    Bir âlimle oturan benimle oturmuş gibidir. Dünyada benimle oturanı, Allah kıyamet gününde cennette benimle oturtur.” (İanetü’t-Talibîn)
    “Bir saat ilimle meşgul olmak yüz bin rekât nafile namaz kılmaktan, yüz bin tespih çekmekten ve on bin savaş atını Allah yolunda tasadduk etmekten daha hayırlıdır.”(Tarikat-ı Muhammediye)
    Evet, bir insan öğrendiği ilimle başka birisinin hidâyetine vesîle olursa, hadiste ifade edildiği gibi, “Güneşin üzerine doğup battığı her şeyden daha hayırlı” bir kazanç elde etmiş olur. Resûl-ü Ekrem (asm) her türlü gerçek bilgiyi ihtivâ eden ve âlemlere rahmet olan İslâmiyet’le göstermiştir ki, insanları hakka ve doğru yola davet etmek ve kötülüklerden uzaklaştırmak ancak ilimle olur. Küfür ve dalaletin temelinde cehâlet bulunduğu gibi iman ve hidayet ise ilim esasları üzerine bina edilmiştir. Dünya ve âhiret saadeti ancak ilimle kazanıldığı gibi, insanı en yüce kemalâta çıkaran Allah’ı tanımak da ilim ile mümkün olabilir. En ufak bir işin düzenli olabilmesi ilimle olduğu gibi sonsuz bir genişliğe sahip olan umum âlemin de düzeninin sağlanması ilmî düsturlar iledir.
    Hulâsa olarak diyebiliriz ki, her şeyin güzellik ve mükemmelliği hikmet ve israfsızlığı ancak ilmî düsturlarla gerçekleşebilir. Her işin boş ve faydasız olması ise cehâletin ve bilgisizliğin zararlı birer meyvesidir
     
  2. lal

    lal islamseli

    Katılım:
    17 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.677
    Beğenileri:
    0
    Bir saat ilimle meşgul olmak yüz bin rekât nafile namaz kılmaktan, yüz bin tespih çekmekten ve on bin savaş atını Allah yolunda tasadduk etmekten daha hayırlıdır.”(Tarikat-ı Muhammediye)
    :razi::razi:
     
  3. salat

    salat islamseli

    Katılım:
    30 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    5.084
    Beğenileri:
    0
    her şeyin güzellik ve mükemmelliği hikmet ve israfsızlığı ancak ilmî düsturlarla gerçekleşebilir. Her işin boş ve faydasız olması ise cehâletin ve bilgisizliğin zararlı birer meyvesidir:razi:
     
  4. gullerderya

    gullerderya islamseli

    Katılım:
    3 Mart 2008
    Mesajlar:
    6.038
    Beğenileri:
    0
    İlim sahiplerine [​IMG] (c.c.) cennete giden yolu kolaylaştırır; çünkü ilim öğrenmek için harcanan çaba, [​IMG] yolunda harcanmış bir çabadır. İlim sahipleri Cenâb-ı Hakk’ı nasıl bilip tanıması gerekirse öyle bilirler. [​IMG] saygısını ve sevgisini kalplerinde sürekli hissederler. Bir mü’minin [​IMG] hakkındaki ilmi ne kadar ileri derecede ve mükemmel olursa, [​IMG]’a karşı huşusu da o kadar mükemmel olur. “[​IMG]’tan kulları içinde ancak ilim sahibi olanlar korkar.”(3) Dolayısıyla ilim sahipleri peygamberin uyarmasından hakkıyla yararlanır, maddi ve manevi kirlerden kendilerini temizler ve kötülüklerin her çeşidinden korunurlar. Peygamber Efendimiz: “Ben sizin [​IMG]’tan en çok korkanınız ve en ileri takva sahibi olanınızım”(4) buyuruyor. [​IMG]’tan korkan âlimlerin saygısı, korkusu ve sevgisi ne kadar yüksek olursa [​IMG]’a olan yakınlıkları da o kadar büyük olur. Bunun için [​IMG]’ın en çok değer verdiği kimseler âlimler olmaktadır.
    Melekler, ilim taliplerine tazim gösterirler. Onların çalışmalarını ve insanlara karşı faydalarını kolaylaştırırlar. “Senin vesilenle [​IMG] Teâla’nın bir kimseyi hidayete erdirmesi, senin için dünyadan ve dünyada olan her şeyden daha hayırlıdır”(5) Hadis-i Şerifi mucibince ilim sahipleri insanlığın hastalığı olan cehaleti ortadan kaldırıp hidayet yollarını açarlar. Yeryüzünde ve gökyüzünde bulunan bütün hayat sahipleri, ilim sahipleri için rahmet duası okumaktadırlar.
    İlim ibadetten fevkalâde üstündür, kamerin yıldızlara üstünlüğü gibi. El-Kâdı bu Hadisi; ibadetin kemal ve nuru âbidden başkasına geçmez, kendinde kalır, âlimin nuru ise başkasına geçer üstünlük bundan dolayıdır diye açıklamıştır.
    Âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberlik rütbesinin üstünde bir rütbe yoktur. Peygamber olmayanlar için de bu rütbeye varis olmanın üstünde bir rütbe mevcut değildir. İlim elde eden, dünyada elde edilebilecek nasiblerin en ziyadesini elde etmiştir.
    Peygamberlerin dirhem ve dinar bırakmayacakları belirtilmiştir. Bunlarla dünyanın fâni olan her şeyi ifade edilmiştir. Zira bu iki şey bir değer birimi olmaları hasebiyle bütün dünyalıkları temsil ederler. Rasûller bu fâni dünyalıklardan ancak zaruret miktarında almışlar ve vefatlarında da paylaşılacak herhangi bir maddi miras bırakmamışlardır.
    Ebu Hureyre (r.a) bir gün Medine’de sokağa çıktı. Halk sokakta dolaşıyordu. Onlara şöyle seslendi:
    ‘Peygamberimizin mirası bölüşülüyor, siz ise burada vakit geçiriyorsunuz, gidip o mirastan payınızı alsanız ya?’ deyince halk: ‘Nerede bölüşülüyor?’ diye sorar. Ebu Hureyre (r.a): ‘Mescitte bölüşülüyor’ diye cevap verir. Halk koşarak mescide gider, sonra geri dönerler. Ebu Hureyre (r.a) onların geri geldiklerini görünce, sorar: ‘Ne oldu?’ Onlar cevap verir: ‘Biz mescide gittik, ama sizin söylediğiniz gibi orada taksim edilen herhangi bir şey görmedik’ derler. Ebu Hureyre (r.a) tekrar sorar: ‘Siz mescitte hiç kimse görmediniz mi?’ Onlar: ‘Evet, bazı kimseler gördük, bir kısmı namaz kılıyor, bir kısmı Kur’an okuyor, bir kısmı da helâl ve haram gibi konular tartışıyordu’ derler. Bunun üzerine Ebu Hureyre (r.a): ‘Yazıklar olsun size! İşte o, Peygamberin mirasıdır’ der.
     

Sayfayı Paylaş