Neye, nasıl, niçin inanırız?

Konusu 'İman' forumundadır ve Magrip tarafından 8 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

  1. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    NEYE, NASIL, NİÇİN İNANIRIZ?

    KAZA ve KADER

    Kader: İmanın şartlarından beşincisidir. “ Kadere iman ettim demek, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna iman getirdim” demektir. Böyle iman etmeyen mümin sayılmaz.

    Kadere iman: Allah-u teala HZlerinin daha mahlûkat yaratılmadan önce ezeli olan bilgisi ile olmuş ve olacak her şeyi ama her şeyi ve bunların Allah katında malum olması kaderdir. Sonradan bu malumatın meydana gelmesi kazadır. Böylece kaza, kaderin hariçte meydana gelmesi oluyor. Aslen ikisi de aynı şeydir.
    Allah-u teala her şeyin yaratıcısıdır. O’nun irade ve kudreti dışında hiç bir şey meydana gelmez. Ancak insanları sorumlu tutmak için onlara da bir irade vermiştir. Bu itibarla işledikleri şeylerden sorumludurlar. Allah yaratandır, kul kazanandır.

    İnsan geçmişi ve geleceği bilmez. Hud suresi 112de buyrulduğu gibi “emr’olunduğun gibi dosdoğru ol“ ifadesi gibi hareket eder. Sebeplere sarılır. İşin gereğini yerine getirip “Tevekkeltü teallah” deyip neticeyi Allah’a havale eder, şükreder, işin hayırlı olmasını diler, şer olursa sabreder.

    İnsanlar cansız varlıklar gibi değildir. İstedikleri gibi hareket edebilirler. Mide, kalp çalışır fakat bu işler insanın arzusu dışında olur. Hâlbuki bir yerden bir yere gitmek, oturmak, kalkmak, konuşmak, susmak isteğe bağlı olarak yapılan işlerdir. Allah’ın insanları yarattığı ve onlara verdiği irade, bu gibi işler üzerinde tesiri olabiliyor ve sorumlu tutulabilecek kadar yetkiye sahip oluyor. Bu irade belirli bir iş üzerinde kararlaşınca bu kesp (kazanç) oluyor. Kul iradesini kullanmış bunun neticesinde o işin meydana gelişi de Allah’ın yaratması ile oluyor. Kul iradesini kullanmış Allah’ta yaratmıştır. Bu bakımdan ****Allah her şeyin yaratıcısıdır**** denir.
    İşte hayır ve şer, bütün işlerin Allah tarafından yaratıldığına, olmuş ve olacak her şeyin Allah katında malum bulunduğuna iman etmek kadere iman demektir. Kullara verilen iradenin nasıl ve nerelerde kullanılacağının Allah tarafından bilinmesi, kullarının iradesizliği sayılmaz. Çünkü bilgi, irade ile olacak işleri tespit etmiştir. İhtiyar ve irade ile yapılacak bir işi daha önceden bilmek veya keşfetmek o işin vukuunda müessir bir olay değildir. Netice olarak iş irade ile olmuştur.
    Şu halde Allah her şeyin yaratıcısıdır. Olmuş ve olacak her şeyi bütünü ile bilir. Kullarda yaptıklarından sorumludurlar. İyi işlerinden mükâfat ve sevap, kötü işlerinden günah ve ceza alırlar. Herkes yaptığından mesuldür. Bir insan bir işi yapacağı zaman kaderin nasıl olduğunu bilemez. Kendi düşüncesine arzusuna göre hareket eder. Artık nasıl ortaya çıkacağını evvelce bilmediği bir kadere kendi işini dayandırarak kendisini bunun mesuliyetinden kurtarma hakkı olmaz.
    Özetlemeye çalıştığım kaza ve kader inancı, Ehli sünnet’e göre böyledir. Ehli sünnet dışı fırkaların çeşit çeşit görüşleri vardır. Onların görüşleri bizi bağlamaz, bizim inancımız böyledir. Ehli sünnet kadere inanmış, kaderin hayırlısı, şerlisi, kötüsü tatlısı, acısı hep Allahu tealadandır. Bazen alın yazısı dediğimiz şey de budur. Çünkü KADER: Var etmek yaratmak demektir ve her şeyi yapan ve yaratan ancak Allahu tealadır.

    KAZA: Bir insanın bir işi, kendi arzusu ile yapıp yapamayacağını, Allahu tealanın önceden bilmesi demektir ki, insanda arzunun bulunduğunu göstermektedir. Kazaya inanmak iradenin, ihtiyarın yok olmasına sebep olsaydı: Allah-u Teala’da yaratmaya mecbur veya memnu olurdu. Çünkü ezelde, bir şeyin var olacağına bildi ise onu yaratmaya mecbur olurdu, yokluğunu bildi ise yaratması memnu olurdu.
    Evet, insanların kudreti azdır işi yalnız insan kudreti yapar demek, pek akılsızlık olur ve düşüncesizliğin son derecesidir.
    Kader değişmez. Kaza, kadere uygun olarak meydana gelir. Kaza, her gün çok değişip sonunda kadere uygun olunca yaratılır. Evliya’i kiram kaderi Ambara, Kazayı ölçeğe benzetmişlerdir.
    Bir trafik kazasında çoğu zaman aynı vasıtada olan insanların bazısı ölür bazısı yaralanır bazısına da hiçbir şey olmaz. Kişiye kaderinde olmayan kazalara karşı koruyan melekler vardır. Kaza, kaderde var ise melekler koruma görevinden çekilir. Kişi kaderindeki kaza ile yaralanır, kazası ile baş başa kalır.
    KAZA ve KADER: Bilgisini Allahu teala’nın kullarından sakladığı sırlardan biridir. Bu bilgiyi, en yakın meleklere ve peygamberlere bile açmadı! Bu bilgi, büyük bir deryadır kimsenin bu denize dalması kaderden konuşması caiz değildir. Şu kadarını bilelim ki, Allahu teala, insanları yaratıyor. Bir kısmı şakidir cehennemde kalacaktır. Bir kısmı saiddir cennete girecektir.
    HZ. Ali’ye kader hakkında sordular:”Karanlık bir yoldur bu yolda yürüme!” buyurdu. Tekrar sordular:” derin bir denizdir” buyurdu. Tekrar sordular bu defa” kader Allah’ın sırrıdır. Bu bilgi senden saklandı buyurdu.
    Konuyu İbrahim Hakkı Erzurumi HZ. nin şu sözü ile toplayalım.

    Hak şerleri hayreyler.
    Zannetme ki gayreyler.
    Arif anı seyreyler.
    Mevla görelim neyler.
    Neylerse güzel eyler.

    Sen Hakka tevekkül kıl.
    Tefviz et rahat bul.
    Sabreyle ve razı ol.
    Mevla görelim neyler.
    Neylerse güzel eyler.

    Yunus Emre ile bitirelim:


    Lutfun da hoş. Kahrında hoş.
    Hoştur bana senden gelen.
    Ya gonca güldür yahut diken.
     
  2. ALLAH ASIKLARI

    ALLAH ASIKLARI islamseli

    Katılım:
    8 Ocak 2009
    Mesajlar:
    12.084
    Beğenileri:
    0

Sayfayı Paylaş