Kısmet Bağlanması var mıdır? Kısmetimiz kapanabilir mi?

Konusu 'Muhtelif sorular' forumundadır ve Magrip tarafından 12 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Kısmet Bağlanması var mıdır? Kısmetimiz kapanabilir mi?


    Dünyada evlenemeden vefat edenleri bile Cennette otuz üç yaşında en güzel bir Cennet genci olarak olarak evlendirir, kısmetini yine karşısına çıkarır, asla kısmetsiz bırakmaz. Onlar da o zaman asla pişmanlık duymazlar dünyadaki bekleyişlerinden dolayı. Çünkü Cennet evliliği dünyadakiyle kıyaslanamayacak kadar özel ve güzel bir evlilik olur.. Bütünüyle mutluluk ve saadet kaynağı halini alır.

    [​IMG]Kısmetin kapalı olup olmadığını insan bilemediği için, kendi isteği olan bir şeyi elde etmek için bazı sebeplere teşebbüs etmesi gerekir. Bu sebeplere teşebbüsten sonra şayet istediğimiz şeyi elde edersek, şükrederiz. Şayet istediğimz şey elde edilmez ise, o zaman “hakkımızda hayırlı değilmiş” deyip, verilmediği için ve ahirette isteğimizin daha güzelinin verileceğine iman edip yine şükretmek gerekir.

    Kısmet beklemelerde yanlış yorumlardan uzak kalınmalıdır. Bazı kimselerde yanlış bir kısmet bağlama anlayışı görülmektedir.

    Evham ve su-i zanna kapılan bu kimseler tereddüt etmeden konuşabiliyorlar:

    – Kızımızın ya da oğlumuzun kısmeti bir türlü çıkmıyor, çıkınca da anlaşmayla sonuçlanmıyor, bir bahane bulunup iş bozuluyor! Demek ki kısmetini bağlamışlar. Zaten falan ve filan komşulardan da şüphe ediyoruz.. diye hüküm verebiliyorlar.

    Halbuki Allah (cc), hiçbir insana bir başkasının kısmetini bağlama imkan ve salahiyeti vermemiştir. Bu sebeple, kısmet bağlanması diye bir olay olamaz. Ama kısmet beklenmesi diye bir gerçek olur.

    [​IMG]Demek ki mesele, kısmet bağlanması değil kısmetin beklenmesi meselesidir.

    Bu kısmet bekleme meselesini, maneviyat büyüğü İsmail Fakirullah Hazretlerinin verdiği misal, pek güzel açıklamaktadır. Öğrencilerinden birinin eline bir testi verip kuşluk vakti çeşmeye gönderir Fakirullah Hazretleri.

    Ne var ki öğrenci çeşmenin başına varınca oradaki çocuklarla oyuna dalar, ta ikindiye kadar oyun sürer. Nihayet gün batarken aceleyle testiyi doldurup döner. Bunca vakittir orada oyuna dalan öğrenciyi bu defa arkadaşları aralarına alıp hırpalamak isterler. Ancak Fakirullah Hazretleri müdahale ederek der ki:

    – Neye suçluyorsunuz arkadaşınızı?

    – Kuşluk vakti gönderdiniz ikindi üzeri döndü, bizi bu kadar bekletmeye hakkı var mı? derler.

    Büyük insan şöyle izah eder geç kalma sebebini.

    – Arkadaşınızın kabahati yoktur bu bekleyişte. Çünkü der, çeşmenin başında oyuna dalmaya mecburdu. Kısmetiniz olan su henüz kurnaya gelmemişti, yoldaydı. Başkalarının kısmetini doldurup ta size getiremezdi. Ne zaman yoldaki sizin kısmetiniz kurnaya geldi, işte o zaman oynamayı bırakıp testiyi çeşmeye tutarak kısmetinizi doldurup getirdi. Onun kabahati yoktur, yoldaki kısmetinizi beklemiştir.

    [​IMG]İşte, evlenme olayındaki bekleme de, yoldaki kısmeti beklemeden başkası değildir.

    Demek ki, kısmet bağlaması yoktur ama kısmet beklemesi vardır.

    Şunu hiç unutmamak gerektir ki, Allah yarattığı kulunun kısmetini asla bağlamaz.O kadar bağlamaz ki, dünyada evlenemeden vefat edenleri bile Cennette otuz üç yaşında en güzel bir Cennet genci olarak olarak evlendirir, kısmetini yine karşısına çıkarır, asla kısmetsiz bırakmaz. Onlar da o zaman asla pişmanlık duymazlar dünyadaki bekleyişlerinden dolayı. Çünkü Cennet evliliği dünyadakiyle kıyaslanamayacak kadar özel ve güzel bir evlilik olur.. Bütünüyle mutluluk ve saadet kaynağı halini alır.

    Bence burada unutulmaması gereken en mühim nokta şu olmalıdır.

    [​IMG]Dünyadaki kısmetini bekleyenler bekleme süresini büyük bir fırsat bilmeli, bu sıralarda kendi özelliklerini geliştirip vasıflarını çoğaltmayı hedef almalı, vasıfsız işçi durumundan çıkıp aranan vasıflı aday özelliğini kazanmalı, kendini bir çok vasıflarla değerli durumuna getirmelidir. Çünkü denklik dünyada da ahirette de esastır. Dünyada vasıflı olanlar Cennette de vasıflılarla evlenirler. Bu bakımdan da kısmet bekleme devresini güzel vasıfları kazanma, çoğaltma devresi olarak düşünmeli, yüksek vasıflılara layık hale gelmeye gayret göstermelidir.
    Zaten beklemenin bir faydalı yanı da, güzel vasıflarını çoğalt ikazını yapıyor olmasıdır
     
  2. Selam,
    "Halbuki Allah (cc), hiçbir insana bir başkasının kısmetini bağlama imkan ve salahiyeti vermemiştir."
    İlminize ve birikiminize saygı duymakla beraber, okuyucularınıza yanlış bir bilgi aktarılmasın diye, yukarıdaki ifadenizin hakikatlerle uyuşmadığını belirtmek zorundayım. Umarım doğruyu gördüğünde yanlışı terketme faziletini gösterirsiniz.
    Hem zamanı değil ve hem de yeri... O yüzden çok detaya girmeyeceğim.
    Kur'an ve hadisler ışığında bakıldığında, sihir de tıpkı şeytan gibi bir hakikattir.
    "Karı-koca arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı." size neyi hatırlatıyor?
    "Ve min şerrin neffasati fil uqedi ve min şerri hasidin iza hasede." dediğimizde aslında ne demiş oluyoruz?
    Düğümlere üflenen nefeslerin şerrinden ve hased ettiğinde hasedçilerin şerrinden...
    Düğümlere üflenen nefesler ne demek?
    Sakın, hurafelerden uzak kalalım diyerek, modern hurafelere inanmış olmayalım?
    Bugün gerek yahudiler, gerek hristiyanlar ve gerekse müslümanlar arasında, maalesef sihir yaygındır. Kısmet bağlama da, bağlama türlerinden sadece biridir.
    Karasevda, kısmet bağlama, nasib bağlama, karı-kocayı ayırma ve daha nice nice büyüler vardır.
    Tüm bu büyülere karşı da mürşid-i a'zam Kur'an azimüşş'andır. Kur'an büyünün karşısına mucizeyle çıkar. Büyü, şeytanların; mu'cize ise Allâh'ın işidir.
    Hazret-i Musâ'nın, karşısına çıkan sihirbazlara asay-ı Musâ ile gösterdiği mucize, esasen Allâh'ın mucizesidir. Yoksa Hazret-i Musâ da bizim gibi bir beşerdi.
    Kısmeti bağlanan kızlar, farkına varmadıkları veya Allâh'ın bir lütfuyla öğrenmedikleri zaman, ömür boyu bir sıkıntı yaşayabilirler.
    Belki bunlardan biri sizin yazınızı okuyarak derdine derman aramada gecikecektir. Âhirette bunun hesabını vermek de kolay değildir.
    O yüzden bu düzeltmenin uygun gördüğünüz biçimde yayınlanmasını rica ederim.
    Eğer halen sihrin, büyünün etkili olabileceğine inanmıyorsanız, âhiretteki sorumluluğunu kabul etmeniz şartıyla sizin üzerinizde bir test yapmaya varım. Tabiî ki bu test şeytanî sihir ve büyü yöntemleriyle değil; Kur'an-ı Kerim'le yapılacak. Şeytanî yöntemler, hangi niyetle olursa olsun haramdır. Ama Kur'an'ın mucizelerinden faydalanmak, yalnızca iyi niyetle olduğunda câizdir. Haksız yere yapılan bir bağlamanın uhrevî sorumluluğu vardır. O yüzden yapılacak böyle bir testte uhrevî sorumluluğu peşinen sizin kabul etmeniz gerekir.
    Son olarak şunu ifade edeyim ki, Allâh, şeytanlara insanı saptırma salahiyeti ve imkanı ve hattâ gücü vermişken, niçin iki ayaklı şeytanlar bundan mahrum olsun?! Kısmeti bağlananlar, tabiî ki bir ilâhî imtihan içindedirler. Bir taraftan başlarına gelene sabretmek ve öte tarafdan da dertlerine derman aramak zorundadırlar. Dermanın Kur'an'da olduğunu söyleseniz, kısmeti bağlanan ailelere ve kızlara iyilik yapmış olursunuz. Çünkü hakikatte büyü ve sihir iptali, ya da bağlamaları çözme, ancak ve ancak Hazret-i Kur'an'ın sayesinde mümkündür.
    Vel aqibetu lil muttaqin...
     

Sayfayı Paylaş