İskender Pala ile Katre-i Matem Üzerine Bir Söyleşi

Konusu 'İskender Pala' forumundadır ve NazeniN tarafından 9 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. NazeniN

    NazeniN islamseli

    Katılım:
    9 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    184
    Beğenileri:
    0
    İskender Pala[​IMG] divan edebiyatı araştırmaları üzerine çalışırken[​IMG] 2004 yılında "Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk" adlı romanıyla yazı hayatına yeni bir kapı açmıştı. Bu ilk romanın devamı gelecek miydi? Yaklaşık beş yıl aradan sonra gelen "Katre-i Matem" (Kapı Yayınları)[​IMG] Pala'nın roman türünü de sürdüreceğini gösteriyor.

    Katre-i Matem[​IMG] müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar[​IMG] bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor ve bir devre adını veren 'lale'nin izinde yazarın oluşturduğu büyüleyici atmosferin içinde yol alıyor. Katre-i Matem[​IMG] Osmanlı'nın en tartışmalı günlerinden hayat sahneleri çiziyor. O günlerde yaşanan aşklar da yer buluyor romanda. Sevdiğini[​IMG] evliliklerinin ilk gecesinde kaybeden kahramanın izinde[​IMG] Lale Devri'nden Patrona Halil isyanına kadar bir yolculuğa çıkıyor okur. Roman[​IMG] bir yanıyla sürükleyici bir polisiye[​IMG] bir yanıyla da aşk romanı. İskender Pala ile yeni romanını konuştuk. Pala[​IMG] ileride bir filme senaryo olabilecek Katre-i Matem'i[​IMG] kendisi için yazdığını söylüyor.

    Roman[​IMG] müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Kitabın başına neden okurun alışık olmadığı özellikte bir sunuş bölümü yerleştirme ihtiyacı duydunuz ve hayali bir yazar oluşturdunuz?
    Tarihî romanların okuyucusu bilhassa diyaloglarda tarihî cümleler veya eski tarz bir anlatım arayabilir. Bu durumda o dilin eski kelimelerini bilmeyen kitleye kendinizi kapatmanız söz konusudur. Oysa tarihimizi en ziyade öğrenmesi gerekenler[​IMG] gençlerimizdir. Benim gündelik dilimi bile ağır bulan bir gençlik yaşıyor. Bu yüzden bulduğum elyazmasını yalınlaştırarak romanın dil sorununu çözmeye çalıştım.

    Romanın özünde bir çiçek[​IMG] yani lale var. Sizin için laleyi bu kadar esrarlı kılan ne?
    İki yıl evvel İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına İstanbul'da Lale Zamanı adıyla bir kitap hazırlamış ve o dönemde lale hakkında araştırmalar yapmıştım. Lalenin nasıl yetiştirildiği[​IMG] tarihî ve kültürel arka planı[​IMG] XVI. ve XVIII. yüzyıllarda İstanbul'un lale merkezi olduğu[​IMG] hatta bunlardan ikincisine sonradan Lale Devri adını takmamız vs. hep beni bu güzel çiçeğe yönlendirmişti. Üstelik de İstanbul[​IMG] bütün zamanları içinde en güzel[​IMG] en estetik[​IMG] en zarif ve yaşanılır halini o çağda yaşamıştı. İstanbul ile lale birleşince her ikisini de anlatmadan duramazdım.

    Ele aldığınız dönem[​IMG] belki de Osmanlı'nın en tartışmalı dönemi. Neden bu dönemi tercih ettiniz[​IMG] biraz bugünleri andırdığından mı?
    Lale Devri zenginin çok zengin[​IMG] fakirin çok fakir olduğu[​IMG] güvenlik ve sosyal adaletin tükendiği[​IMG] bu arada modern hayata doğru atılımların yapıldığı[​IMG] bilim ve fenne değer verilirken kültürün göz ardı edildiği[​IMG] akıl tercih edilirken gönlün sahne dışına itildiği[​IMG] sosyal çalkantı ve patlamaların gizli örgütler tarafından yapıldığı vs. yönleriyle günümüze bir izdüşümü sunmaktadır. Ben de bu yüzden Lale Devri'ni öne çıkardım. Ancak dikkat çekmek istediğim başka bir husus daha vardı: İstanbul'un Lale Zamanı. Yani lale çiçeği etrafında oluşan bir estetik açılım. İnsanların güzelliklere[​IMG] gülümsemelere[​IMG] yakınlaşmalara[​IMG] tabiata[​IMG] şiire en ziyade ihtiyaç duydukları bir zamandayız ve lale çiçeği ekseninde İstanbul bütün bunlara kapılarını açmış durumda. Lale çiçeği her şehirde güzeldir[​IMG] ama en çok da İstanbul'a yakışır. XVI. yüzyılda Avusturya ve Hollanda'ya[​IMG] XIX. yüzyılda da Kanada'ya İstanbul'dan gitmiştir. Ben yüzyıllar geçerken insan ögesinin hiç değişmediğini[​IMG] değişen şeyin yalnızca kıyafetler olduğunu söylerim hep. İhtiraslar ve aldatmacalar[​IMG] iyiler ve kötüler[​IMG] yönetenler ve yönetilenler her zaman vardır ve her çağda aynı biçimde davranırlar. Yalnızca kullandıkları araçlar değişir.

    Roman kahramanı Hafız Çelebi'nin ağzından lalenin hikâyesi anlatılırken[​IMG] geçmişe özlemin vurgulandığını görüyoruz. Hatta kaçırılmış bir kız tanımlaması yapılıyor? Buradan okur tam olarak ne anlamalı?
    Lale[​IMG] Doğulu bir çiçektir ve ilk önce Türklerin bahçesinde açmıştır. Orta Asya'dan Anadolu'ya[​IMG] Selçuklulardan Osmanlılar'a lale hikâyeleri doludur. Şimdi ise lale borsası Hollanda'da kuruluyor. Şimdi ben[​IMG] lale hakkında geçmişe özlem duymakta haksız mıyım? Keşke laleyi şimdi de dünya piyasalarına İstanbul'dan gönderebiliyor olsaydık.

    Romana yerleştirdiğiniz derkenar ve resimler bir romanda çok alışık olduğumuz bölümler değil...
    Okuyucum benden aşk hikâyeleri dinlemeye alışkındır. Onları hayal kırıklığına uğratmak istemediğimi itiraf edeyim. Ayrıca aşk ile macerayı paralel ilerletmek için bir yenilik yapmak gerekmişti[​IMG] onu yaptım.

    Roman özünde bir aşk romanı gibi görünse de okuru maceradan maceraya gezdiren bir polisiye roman tadı da veriyor. Katre-i Matem'e hem aşk hem de polisiye romanı diyebilir miyiz?
    Katre-i Matem'i aşktan ziyade macera romanı diye kurguladım. Kovalamacanın kaynağını aşka bağladığım için hem aşk hem de polisiye çizgisi paralel yürüdü.

    Katre-i Matem[​IMG] kurgusu itibarıyla film senaryosunu da andırıyor. Romanı bir gün beyazperdede görebilecek miyiz?
    Romanı yazarken bir senaristin işini kolaylaştıracak hemen her şeyi yaptım. Filmi çok pahalı olacaktır; ancak mutlaka bir gün birileri bu senaryoyu film yapmak isteyecektir. Eğer Hollywood düzeyinde bir film olursa neden olmasın?!..

    Romana son halini verirken Amerika'da olduğunuzu biliyoruz. Yabancı bir ülkede ve yalnız olmanız romana etki etti mi?
    Amerika'ya ülkemizi temsilen bir yazar kolonisine katılmak üzere iki aylığına çağrılmıştım. Ancak iki hafta kalabildim. Bu iki haftada sakin bir zihin ile romanın son okumasını yaptım; pek çok yerini kısalttım[​IMG] pek çok ilave yaptım.

    İlk romanınızda divan edebiyatı yönünüz daha fazla hissediliyordu. Fakat bu romanınızda romancı-yazar yönünüz ağır basıyor. Siz iki romanınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
    Katre-i Matem[​IMG] Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk'a nazaran daha bir roman oldu sanırım. Çünkü Babil'de Ölüm'ü divan şiiri için yazmıştım[​IMG] bunu kendim için yazdım.

    08 Nisan 2009 Ali Pektaş - ZAMAN Gazetesi'nden alıntıdır.
     
  2. vuslat_m

    vuslat_m islamseli

    Katılım:
    25 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    4.022
    Beğenileri:
    0
    Ben kitabı gerçekten müzayededen alınan bir kitaptan esinlenerek yazıldığını düşünmüştüm:uyyyy:

    İnşaAllah ilerde kaliteli bir filmi yapılır:gozat:
     
  3. cahiliyet_dusmani

    cahiliyet_dusmani Member

    Katılım:
    15 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    47
    Beğenileri:
    0
    Okudum çok güzel bir kitaptı..hatta filmi bile yapılsa bende oynamak isterdim...
     
  4. âHuZâRi

    âHuZâRi islamseli

    Katılım:
    11 Eylül 2009
    Mesajlar:
    454
    Beğenileri:
    0
    Katre-i Matemden Bir Katre ;

    Okuyor,okurken ağlıyordu:

    “Osmanzade’den Hafız Çelebime,
    Cümle arz-ı selam,mahabbet ve meveddetten sonra
    Sezâm , refik-i dilpesendim,ruhum efendim,
    Lale!..İstanbul’da söylenen en zarif kelimedir…

    Nisan ve Mayıs aylarını süsleyen bir sehl-i mümteni…Bir yaratılış şahikası,bir güzellik masalıdır.
    Lale bir ilham ;güzellik uğuldar renklerinde ,sevgiler çoşar yapraklarında.Lale bir güzel bahçe,şevk ile yürünür tarhlarında ve şavklar saçılır altı yöne altı yaprağından.Lale hasbi bir tebessüm,kalbî bir yakınlık…Lale bir aşkın adı;bir derin hüzün buketi…Lale ile acı gerçekler mutlu düşlere,paslı demirler parlak gümüşlere, yavuz bakışlara tatlı gülüşlere döner birden ; lale ile uğruna can verilecek bir sevgili yaşar içimde .Lale başıma taç ve ben ona muhtaç.İstanbul toprağına düşmeyince bir lale renge durmaz yaprağı,gülümsemez çiçeği.Bâkir kâselerinde demlenmiş düşler getirir lale hayatımıza ve yaşama sevinci vurur kalplerimizin duvarlarına.Kapa gözlerini ve dinle saki,bir İstanbul lalesinin çığlıklarını duyuyor musun?!.. İstanbul’a çıkmayan bir lale yolu,laleye çıkmayan bir İstanbul kadar kayıptır,yitiktir.Rüzgârları toplayan hüzünler ağlar yoksa İstanbul bahçelerinde ve bir kabir başında yas tutar gibi laleler seher vakitlerinde…

    Arz-ı ihlas u meveddet daima

    Nûr-ı aynım kardeşim,baki dua...

    İskender Pala..
     
  5. _ikra_

    _ikra_ islamseli

    Katılım:
    1 Ekim 2009
    Mesajlar:
    691
    Beğenileri:
    0
    ya gerçekten harika bir kitaptı. özellikle lale konusunun işlenmesi bana laleyi çok sevdirdi. ve lale hakkında ilk defa bu kadar ayrıntılı bilgi sahibi oldum. işlenen konu da güzel ve akıcıydı.yazarın kalemine kuvvet
     

Sayfayı Paylaş