Ibadet nedir ? nicin ibadet yapilir

Konusu 'Çocuklara Dini Bilgiler' forumundadır ve Magrip tarafından 23 Nisan 2009 başlatılmıştır.

  1. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Ibadet nedir ? nicin ibadet yapilir

    İbâdet Nedir ve Niçin İbâdet Yapmak Lâzımdır? [​IMG]Pazar, 11 Şubat 2007 [​IMG]İbâdet, bizi ve bütün mevcûdatı yoktan var eden ve her an görünür görünmez kâzalardan, belâlardan koruyan ve her an çeşitli ni’metler, iyilikler vererek yetiştiren Allahü teâlânın emir ve yasaklarını yerine getirmektir. O’na hizmette kusur etmemeye çalışmaktır. Allahü teâlânın sevgisine kavuşmuş olan Resûllere, Nebîlere, velîlere, âlimlere benzemeye özenmektir.

    Herkese her ni’meti gönderen, yalnız Allahü teâlâdır. Her şeyi var eden, ancak O’dur. Her varlığı, her an varlıkta durduran hep O’dur. Kullardaki üstün ve iyi sıfatlar, O’nun lütfu, ihsânıdır. Hayatımız, aklımız, bilgimiz, gücümüz, görmemiz, işitmemiz, söyleyebilmemiz, hep O’ndandır. Saymakla bitirilemiyen çeşitli ni’metleri, iyilikleri gönderen O’dur. İnsanları güçlüklerden, sıkıntılardan kurtaran duâları kabul eden, dertleri, belâları gideren O’dur. Rızıkları yaratan, ulaştıran yalnız O’dur. İhsânı o kadar boldur ki, günah işleyenlerin rızkını kesmiyor. Günahları örtmesi o kadar çoktur ki, emrini dinlemiyen, yasaklarından sakınmıyan azgınları, herkese rezil ve rüsvâ etmiyor ve namus perdelerini yırtmıyor. Kimseden bir şey esirgemiyor. Bütün ni’metlerinin en üstünü, en kıymetlisi olarak da doğru yolu, saâdet ve kurtuluş yolunu gösteriyor. Yoldan sapmamak, Cennete girmek için teşvik buyuruyor. Cennetteki sonsuz ni’metlere, bitmez tükenmez zevklere ve kendi rızâsına, sevgisine kavuşabilmemiz için, sevgili Peygamberine uymamızı emrediyor.

    İşte, Allahü teâlânın ni’metleri güneş gibi meydandadır. Başkalarından gelen iyilikler, yine O’ndan gelmektedir. Başkalarını vasıta kılan, onlara iyilik yapmak isteğini veren, onlara iyilik yapabilecek gücü, kuvveti veren, yine O’dur. Bunun için, her yerden, herkesten gelen ni’metleri gönderen hep O’dur. O’ndan başkasından iyilik, ihsân beklemek, emânetçiden, emânet olarak bir şey istemeye ve fakirden sadaka istemeye benzer. Bu anlatılanların, yerinde ve doğru olduğunu, herkes kolayca anlar. Çünkü, anlatılanlar, meydanda olan, düşünmeye bile lüzum olmıyan bilgilerdir.

    İnsanın, bu ni’metleri gönderen Allahü teâlâya, gücü yettiği kadar şükretmesi, insanlık vazifesidir. Aklın emrettiği bir vazife, bir borçtur. Fakat Allahü teâlâya yapılması gerekli bu şükrü yerine getirebilmek, kolay bir iş değildir. Çünkü insanlar, yok iken sonradan yaratılmış, zayıf, muhtaç, ayıplı, kusurludur. Allahü teâlâ ise, hep var, sonsuz vardır. Ayıplardan, kusurlardan uzaktır. Bütün üstünlüklerin sahibidir. İnsanların Allahü teâlâya hiçbir bakımdan benzerlikleri, yakınlıkları yoktur. Böyle aşağı kullar, öyle bir yüce Allahın şanına yakışacak bir şükür yapabilir mi? Çünkü, çok şey vardır ki, insanlar onları güzel ve kıymetli sanır. Fakat, Allahü teâlâ, bunları kötülük bilir ve beğenmez. Saygı ve şükür sandığımız şeyler, beğenilmiyen bayağı şeyler olabilir. Bunu içindir ki, insanlar, kendi kusurlu akıllları, kısa görüşleri ile Allahü teâlâya karşı şükür, saygı olabilecek şeyleri bulamaz. Şükür etmeye, saygı göstermeye yarayan vazifeler, Allahü teâlâ tarafından bildirilmedikçe, övmek sanılan şeyler, kötülemek olabilir.

    İşte, insanların Allahü teâlâya karşı kalb, dil, ve beden ile yapmaları ve inanmaları lâzım olan şükür borcu, kulluk vazifeleri, Allahü teâlâ tarafından bildirilmiş ve O’nun sevgili Peygamberi tarafından ortaya konmuştur. Allahü teâlânın gösterdiği ve emrettiği kulluk vazifelerine “İslâmiyet” denir. Allahü teâlâya şükür, O’nun Peygamberinin getirdiği yola uymakla olur. Bu yola uymayan, bunun dışında kalan hiçbir şükrü, hiçbir ibâdeti, Allahü teâlâ kabul etmez, beğenmez. Çünkü insanların iyi, güzel sandıkları çok şey vardır ki, İslâmiyet, bunları beğenmemekte, çirkin olduklarını bildirmektedir.

    Demek ki, aklı olan kimselerin, Allahü teâlâya şükretmek, ibâdet yapmak için, Muhammed aleyhisselâma uymaları lâzımdır. O’nun yoluna İslâmiyet denir. Muhammed aleyhisselâma uyan kimse müslümandır. Allahü teâlâya şükretmeye, yâni Muhammed aleyhisselâma uymaya da, “ibâdet etmek” denir. İslâmiyet iki kısımdır:

    1- Kalb ile i’tikâd edilmesi, inanılması lâzım olanlar.

    2- Beden ve kalb ile yapılacak ibâdetler.


    İbâdetlerin en üstünü, en kıymetlisi, “Ehl-i sünnet i’tikâdı’nı öğrenip, îmânının buna uygun olmasına çalışmaktır. Îmânını böyle düzelterek, “Bid’at ehli” denilen yetmişiki çeşit bozuk inanıştan kurtulduktan sonra, ibâdetlerde bid’at işlemekten de sakınmalıdır. İslâmiyetin emir etmediği ibâdet sanarak yapmaya, “Bid’at” işlemek denir. Bid’attan kurtulduktan sonra, “Takvâ”ya sarılmalıdır. Takvâ, İslâmiyetin yasakladığı şeylerden, yâni haramlardan sakınmak demektir. Takvâ, emirleri yapmaktan daha kıymetlidir. Emirleri yapmaya ve haramlardan sakınmaya ibâdet etmek denir.

    İbâdetlerin doğru olarak yapılmasını bildiren “Dört mezhep” vardır. Bunların dördü de haktır, doğrudur. Bunlar,
    1- Hanefî,
    2- Şafi’î,
    3- Mâlikî,
    4- Hanbelî mezhepleridir.

    Her müslümanın bu dört mezhepten birisinin (İlm-ihâl) kitabını okuyup, ibâdetlerini bu kitaba uygun yapması lâzımdır. Böylece bu mezhebe girmiş ve İslâmiyetin gösterdiği doğru yoldan ayrılmamış olur. Dört mezhebin îmânları, inanışları birdir. Yapılan ibâdetlerde ve işlerde bazı değişiklikler vardır. Onun için hepsi birbirlerini severler.
     

Sayfayı Paylaş