Hz. Esma'nın sıRRı....

Konusu 'Sahabeler ve Evliyalar...' forumundadır ve Ahsen tarafından 24 Kasım 2009 başlatılmıştır.

  1. Ahsen

    Ahsen islamseli

    Katılım:
    9 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.387
    Beğenileri:
    0
    Peygamberimizin çevresinde, O;na yardımcı ünlü kadınlardan biri Esma.

    Ebubekir;in kızı.

    Yine önemli bir şahsiyet Abdullah bin Zübeyr in annesi.

    Hz. Aişe;nin ablası. Hicretten yirmi yedi yıl önce Mekke;de doğdu.

    Babası, kendisi, kız kardeşi; Hz. Peygamberin İslâm devriminde önemli bir yoldaşı. Ne ki onların gönülden desteklediği bir davaya bigane olan annesi Kuteyle müslüman değil.

    Böyle ilginç bir ailede öne çıkan baba ve iki kızı.

    İlk Müslüman olanlar içerisinde on sekizinci sırada. Zübeyr bin Avvam ile evli.

    Evli olsa da, koca evinden ziyade baba ocağında gözükmekte Esma. Baba ocağında mayalanan peygamber yoldaşlığında başrolde.

    Dinin yardımcısı olmak için önemli bir rolü seve isteye almış bir gönüllü.

    Hz. Peygamber hicret emrini aldığında hemen Hz. Ebubeki;in evine gitti ve yalnız konuşmak istediğini söyledi, Ebubekir ise kızlarının sır saklayacaklarını, yanında konuşmalarında sakınca olmadığını bildirince, o gece hicret edeceğini ve yanına yol arkadaşı olarak da kendisini seçtiğini bildirdi. Tek kişilik bir peygamber mucizesi değil, dostlarla paylaşılarak, mücadele edilerek kazanılan büyük bir devrimdi İslâm.

    Esma ve Aişe derhal yol hazırlığına başlayıp, deriden bir torbaya azık koyup, bir kırbaya su doldurdular. Fakat kapların ağızlarını bağlamak için ip bulamayınca Esma, belindeki kuşağı(nitak) çıkarıp, ikiye bölüp torbaların ağzını bağladı.

    Onun bu samimiyetinden memnun kalan Hz. Peygamber, ;ALLAH bu kuşağının karşılığında cennette sana iki kuşak versin; diye dua etti. Bunun üzerine, ;Zatünnitakayn; (iki kuşaklı) lakabını aldı.

    Esma;nın devrimci ruhu yerleşik dinin baskılarına koyacak kadar büyüktü. Hz. Peygamber ve babasının üç gün saklandığı Sevr mağarasına geceleri yemek taşıyacak kadar korkusuzdu.

    Hicret sırasında, Ebu Cehil;in de aralarında bulunduğu Kureyş;in uluları eve gelip Esma;dan babası ile Hz. Peygamberi sorarlar, ;bilmiyorum; deyince, Ebu Cehil şiddetli bir tokat atmış, bu sebeple küpeleri yere düşmüştür.

    Hz. Peygamberle babası Medine;ye ulaştıktan sonra, ailelerini Mekke;den aldırtmışlardı. Bu sırada hamile olan Esma, Abdullah bin Zübeyr;i dünyaya getirdi, muhacirlerin Medine;de doğan bu ilk çocukları müslümanları çok sevindirdi. Zira Yahudilerin, Medine;ye göç eden müslümanlara büyü yaptıkları ve bir daha çocuklarının olmayacağı, böylece nesillerinin tükeneceği söylentilerinin ardından Abdullah;ın doğması, bu sevinci artırdı.

    Bazı kaynaklar Esma;nın kocası Zübeyr ile birlikte Yermük Savaşı;na katıldığını rivayet eder.

    Ne var ki Esma;nın evliliği iyi gitmiyordur. Babasına her seferinde Zübeyr;in kendisine sert davrandığını duyurmasına karşın, Hz. Ebubekir kızına sabrı tavsiye etmektedir. Ancak bu evlilik devam etmemiş, Esma elli yaşlarında ve sekiz çocuk annesi iken kocasından ayrılmıştır. O, bu radikal tavrı ile kötü giden evliliğe sabretmeme konusunda, İslâm;ın kadına verdiği hakkı anlatır. Bir daha evlenmemiş, vefatına kadar oğlu Abdullah;ın yanında kalmıştır.

    Halife kızı, halife annesi olması, kocasının da ön planda olması ile Esma siyasetin hep içerisinde idi. Haccac karşısında yenilgiye uğramak üzere olduğu zaman teslim olup olmama hususunda fikrine başvuran oğlu Abdullah;a, 100 yaşlarındaki Esma;nın tavsiyesi adeta edebi bir vesika gibidir: ;Evladım, şerefinle yaşa, izzetinle öl. Fakat kesinlikle esir düşme. Sen kendini daha iyi bilirsin. Eğer doğru yolda olduğuna ve ona davet ettiğine inanıyorsan yolunda devam et. Şayet bütün bunları dünya için yapıyorsan sen ne kötü bir kulsun. Bu takdirde kendini de birlikte çarpıştıklarını da helak ettin demektir. Ancak doğru yolda olduğunu, fakat taraftarlarının desteğini çekmesi yüzünden zayıf düştüğünü mazeret olarak ileri sürüyorsan bu ne hür insanların ne de din ehlinin yapacağı bir iştir. ALLAH aşkına dünyada daha ne kadar kalacaksın? Bu durumda ölüm daha güzeldir;.

    Abdullah;ın öldürülüp çarmıha gerilmesinden sonra, Haccac, Esma;ya gelip, ;Anacığım bir ihtiyacınız var mı1; diye sorar, Esma ;önce ben senin değil şu kazığın ucunda sallananın annesiyim, bir ihtiyacım da yok; der.

    Esma, oğlunun öldürülmesinden birkaç gün sonra vefat eder. Esma;nın ileri yaşlarında gözüne perde inmişse de, akli dengesi bozulmamış, dişleri dökülmemiştir.

    Esma, kültürlü ve itibarlı bir ailede yetişti. Rasulullahın yakınında bulunan bir sahabi olduğu için, İslâmiyeti çok iyi anladı ve yorumladı. En belirgin özelliği aşırı cömert idi. Oğlu Abdullah, annesi Esma ile teyzesi Aişe kadar cömert bir insan görmediğini, teyzesinin eline geçenleri biriktirip dağıttığını, annesinin ise eline geçeni ertesi güne bırakmadan hemen verdiğini söylemektedir. Uzun bir ömür yaşadığı için, çevresine, torunları hatta torunlarının çocuklarına, Rasululllahın öğretisini anlattı. Önemli miktarda hadis nakleden Esma; mücadele dolu yaşamını, çağına yaptığı katkıyı; asırlardır insanlara hatırlatmaktadır.


    Alıntı...
     

Sayfayı Paylaş