Gündüz yapılacak zikir ve ameller

Konusu 'Tefekkür ve Zikir' forumundadır ve Magrip tarafından 1 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    GÜNDÜZ YAPILACAK
    ZİKİR VE AMELLER

    Gündüz yapılacak zikirler/virdler yedi tanedir:


    Birinci zikir-vird vakti: Sabah namazı vaktinin girmesinden güneşin doğmasına kadarki süre içinde yapılacak virttir. Gündüzün yapılacak yedi virdin birincisi budur. Bu vird, yukarıda sabah vaktinde yapılacak zikirleri anlatırken açıkladığımız gibi yapılır.

    Bu süre, Yüce Allah’ın kendisine kasem ettiği bir zaman dilimidir. Ayette şöyle buyurulmuştur:

    “Nefes almaya, aydınlığı etrafa yayılmaya başladığı zaman sabah’a yemin ederim ki, Kur’an değerli bir elçinin (Cebrail’in Allah’tan) getirip okuduğu sözüdür.”239

    Gecenin nefes alması yani aydınlanması, fecr-i sadığın doğuşundan güneşin doğmasına kadar olur. Gece, Yüce Allah’ın kulları için uzattığı ve genişlettiği bir çeşit gölgedir. Sonra bu gölgeyi, güneşi onun yerine yaymak suretiyle alır ve böylece kudretinin tezahürü olan bazı ayetlerini gösterir. Yüce Allah, güneşi, gölgeyi (yani geceyi) açan bir varlık ve bir delil kıldığını şöyle belirtir.

    “Rabbimin, gölgeyi nasıl uzattığını yani yaydığını görüyorsun ya!... Eğer dileseydi, onu elbet hareketsiz kılardı.”240Yani geceyi devamlı yapar, gündüz hiç olmazdı. “Sonra biz, güneşi, ona delil kıldık.”241 Yani gölgeyi güneş sayesinde giderdik, açtık. Ayrıca ayetten, delilin bir manasının da müşkili açan, gideren şey olduğu anlaşılmaktadır.

    “Sonra onu (uzayan gölgeyi), yavaş yavaş kendimize çektik, kısalttık.”242 Yani gölge (gece), güneşin altından yavaş yavaş alındı. Farkına varılamayacak ve görülemeyecek bir şekilde gizlice gölge alınıp, ilahî hikmet sayesinde aynen karanlığın nurda kaybolması gibi güneşte kaybolmuştur. Bu da, Yüce Allah’ın övdüğü ve o esnada kendisini tenzih ve tesbih etmemizi, ayrıca zararlı yaratıkların şerrinden O’na sığınmamızı emir buyurduğu sabah vaktinin girmesi ve tan yerinin ağarmasıdır. Bu vakit için Yüce Allah şöyle buyurmuştur :

    “O, sabahı aydınlatandır.”243 Yine şöyle buyurmuştur:

    “Haydi siz, akşama ulaştığınızda ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin.”244 Yani, o vakitlerde namaz kılarak Allah’ı tenzih ve tesbih ediniz.

    “De ki, yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı yarıp sabahı ortaya çıkaran Rabbe sığınırım”245 Yani yaratıkların şerrinden sabahı ve aydınlığını yaratan Allah’a sığınırım. Çünkü kul, fitneye düşmekten, malayani şeyleri konuşmaktan, şüphe uyandırıcı sözlere kulak vermekten, harama bakmaktan ve onu düşünmekten, zikirden alıkoyan şeylerden veya dünyaya öncelik veren anlayışlardan yana emin olunca, artık insanlar için süslenmek ve onlara yapmacık hareketlerde bulunmak fitnesinden emin olur. Böylece bütün meşguliyeti yalnız Yüce Mevla’sına kulluk olur ve masivadan yüz çevirerek ihlaslı bulunmak gibi nimetleri elde eder.


    Kul, sabah namazını cemaatle kıldığı camide, yerinden ayrılmadan önce, daha önce kaydettiğimiz zikir ve duaları yapar. Bu zikir ve duaları camide yapması daha faziletlidir. Çünkü Allah, mescitlerin yüceltilmesini emrederek şöyle buyurmuştur:

    “Allah, o evlerin (mescitlerin) yüceltilmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir.”246

    Fakat, fitneden emin değilse, istemediği ve kendisini yapmacık işler yapmaya ve idare etmeye mecbur edecek bir kimse ile karşılaşıp günaha düşmekten veya boş işlerden korkarsa, sabah namazını kıldıktan sonra evine veya halvet hanesine gelir. Ancak mescitten ayrılmadan önce namazdaki oturuşunu muhafaza ederek önce on defa:

    “Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh. Lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemût bi yedihil hayru ve hüve ala külli şey’in kadîr” zikrini söyler.247 Bundan sonra hiç konuşmadan on defa İhlas suresini okur. Konuyla ilgili rivayet edilen iki hadis-i şerifte, bahsedilen faziletin elde edilmesi için bu esnada dünya kelamı konuşmama şartı zikredilmiştir.
     
  2. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Sonra, virdinin geri kalanını evinde veya halvet hanesinde tamamlar. Zikir esnasında Kıbleye yönelik oturur. Bunu ihmal etmemelidir. Çünkü böyle olması daha faziletlidir. Hem de bu vaziyet kalbini ve düşüncesini daha fazla toplayıcıdır.
    Sabah namazdan sonra ve güneş doğmadan önce zikir ve tesbihattan başka bir şey yapmaz. Ancak iki tür iş bunlardan önce yapılabilir. Bunlardan birisi hemen yapılması gereken iyilik ve takvada bir yardımlaşma, ifası gerekli bir farz vazife, faydası kendisine veya bir başkasına dokunacak hayırlı işlerdir. Vaktini kaçırınca yapamayacağından korktuğu hayırlı işler de böyledir. Şahsi zikir ve tesbihten öne alınacak diğer iş ilim öğrenmek veya kendisini Yüce Allah’a yaklaştıracak, dini ve ahireti için fayda verecek, dünyaya karşı zühde sevk edecek bir alimin sohbetine katılmaktır. Sohbetine katılacağı bu alim, Allahu Teala’yı yakinen tanıyan, ilmine güvenilir, ahirete yönelmiş, yakin sahibi, hidayet üzere giden ve dünyadan gönlünü çekmiş alimlerden olmalıdır. Bu alimin yolundaki insan Allah’ı zikreden ve gerçek akıllıların Yüce Allah’tan alıp ede ettiği şeyleri tefekkür eden bir kimse olur.
    Bahsettiğimiz bu iki amel çeşidine rastladığında, sabah vaktini onlarla değerlendirmesi seccadesinde oturup zikir yapmasından daha faziletlidir, daha üstündür. Çünkü, bu bahsettiğimiz ameller de Yüce Allah’ı zikretmektir. O’nun için bir çalışmatır ve dinen teşvik edilmiş bir ameldir. Nitekim bir ayette şöyle buyurulur.

    “Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na yalvaranları kovma!”248

    Hz. Peygamber (s.a.v), bir hadislerinde şöyle buyurmuştur:

    “Evinden ilim öğrenmek üzere çıkan kimse, dönünceye kadar Allah yolundadır.”249

    İbn Mesud şöyle demiştir. “Ya alim ol ya öğrenci ol ya da dinleyici ol, ama dördüncü olma, helak olursun.”

    Hadislerde şu müjde verilmiştir. “Evinden, ilim öğrenmek üzere çıkan kimse, dönünceye kadar Allah yolundadır.”250

    “Yaptığından hoşnut olduklarından dolayı melekler ilim talebesini kanatlarıyla kuşatırlar. Yeryüzünde yürüyen canlılar, semadaki melekler, havadaki kuşlar ve sudaki balıklar hep onun affı için dua ederler.”251

    Ebu Zer el-Gıfârî şu hadisi nakleder:

    “İlim meclisinde bulunmak bin rekat nafile namaz kılmaktan, bin cenazeye katılmaktan ve bin hastayı ziyaret etmekten daha faziletlidir.” Allah Rasülüne (s.a.v):

    -Kur’an okumaktan da daha faziletli midir? Diye soruldu:

    -Kur’an okumak, ancak ilimle fayda verir.” buyurdu.”252

    Yukarıda belirtildiği gibi, ilim ve salihlerin sohbeti yoksa camide, halvet yerinde veya evde oturup Allah’ı zikretmek ve bu saatte kendisine açılan müşahedeleri tefekkür etmek daha faziletlidir. Çünkü, bu vakitleri böyle geçirmek, başka bir şeyle meşgul olmaktan daha hayırlıdır. Bu konuda Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

    “Sabah namazını kıldıktan güneş doğuncaya kadar camide oturup Allah’ı zikretmem, bana dört köle azat etmekten daha sevimlidir”253

    Bize rivayet edildiğine göre; Nebi (s.a.v) sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar mescitte otururdu. Bazı rivayetlerde “iki rekat namaz kılardı” ilavesi vardır. Buna teşvik eden bir çok hadisi şerif vardır.254 Bu hadisler, sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar orada oturmanın ve sonra iki rekat namaz kılmanın büyük fazileti olduğunu bildirmektedir. Ancak biz, konuyu özet olarak anlattığımızdan dolayı tafsilata girmiyoruz.

    Hasan-ı Basrî’den bize rivayet edildiğine göre, Nebi (s.a.v), bir sohbetinde Yüce Rabbinin rahmetini anlatıyordu. Allahu Teala’nın şöyle buyurduğunu haber verdi: “Ey Ademoğlu! Beni sabah namazından sonra bir saat ve ikindi namazından sonra bir saat zikret, ben de, arada kalan zamanlar için sana kafi olayım.”255

    Güneş iyice yükseldiğinde sekiz rekat kuşluk namazını kılar. Bu vakti Yüce Allah ayetinde zikrederek şöyle buyurmuştur:

    “Doğrusu biz, akşam ve işrak vakti, onunla beraber tesbih eden dağları Süleyman’ın emri altına verdik.”256

    Sonra mürid varsa bir hastayı ziyaret eder. Bir cenaze varsa ona katılır. İyilik ve takvada yardımcı olması gerekli bir iş varsa, hemen ona koşar. Din kardeşinin herhangi bir ihtiyacı varsa onu görür. Farz bir ibadet varsa onu eda eder. Dince teşvik edilen herhangi bir iş gözükürse, vakti geçmeden hemen onu yapmaya koşar.

    Güneş doğup, zikir ve tefekkür evradını yerine getirdikten sonra yapacağı en faziletli işler işte bunlardır. Ama sonra anlattığımız bu tür hayır işler yoksa, o zaman namaz kılmaya, Kur’an okumaya, emredilen veya teşvik edilen çeşitli zikirleri yapmaya devam eder. Nefsini geçmiş zamanla ilgili konularda muhasebe etmeye, hatalarına bir daha dönmemeye ve her durumunda Rabbini murakabe etmeye koyulur. Bu durum, güneş iyice yükselinceye kadar devam eder.
     
  3. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    İkinci Vird: Gündüzün ikinci virdi, kuşluk vaktindedir. Bu vakit Yüce Allah’ın hakkında yemin ettiği kaba kuşluk vaktidir. Ayette:

    “Kuşluk vaktine yemin olsun ki..” buyurulmuştur.257

    Yani güneşin sıcağı ile ayaklar ısınmaya başladığı bu vakitte kul, virdini yaparsa, Allahu Teala’nın kendisine indirdiği ilahî buyruklara uymuş olur. Çünkü Allah (c.c), ondan bunu istemektedir. Mümin:

    “Rabbinizden size indirilene yani, Kur’an’a uyunuz/emirlerine tabi olunuz”258 ayetini işitmiştir. Çünkü bu ayetleri kendisine getiren Peygamber (s.a.v), Kur’an diliyle şöyle demektedir:

    “Deki: Ben ancak Rabbimin dokunulmaz kıldığı bu şehrin (Mekke’nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum.”259 “Sonra ben Kur’an’ı okumakla da emrolundum.”260 Bir diğer ayet ise:

    “Rasulüm, sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı kıl. Şüphesiz namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı zikretmek elbette en büyük ibadetttir.”261 Buyrulmuştur.

    Bu vakitte en faziletli ibadet; kuşluk namazını kılmaktır. Bu vakit kuşluk namazının hakiki vaktidir. Nebi (s.a.v) şöyle buyurdu: “Kuşluk namazı, güneş, taşlar ısınacak kadar yükseldiğinde kılınır.”

    Bir gün Rasulullah (s.a), ashabın yanına geldi. Onlar işrak namazını kılıyorlardı. Onlara yüksek bir sesle “Evvabin namazı sıcaktan deve yavrularının ayakları yandığı zamandır.”262 buyurdu.

    “Evvabîn”, Allah’a çok tevbe edenler demektir. Bu hadiste Duha/Kuşluk namazına da evvabin denmiştir.
    Bundan sonra kul, geçimi ile ilgili mubah ve mendup olan işlere başlar. Yaptığı ticaretini doğrulukla, işini samimiyetle yapar. Ama çalışması gerekli değilse, bunlarla meşgul olmaz.

    Mürit, başka bir şey yapamıyorsa, yapacağı en son iş susması ve uyumasıdır. Çünkü bunlarda günahlardan uzaklaşmak ve insanlara karışıp zarar görmekten kurtuluş vardır. Bu konuda şöyle bir söz vardır:

    “Öyle bir zaman gelecek ki, o zamanki insanların en faziletli ilimleri susmak ve en faziletli amelleri de uyumak olacaktır.”

    Öyle insanlar var ki, hallerinin en güzeli uyumalarıdır. Keşke insanlar, uyanık iken uykudaki gibi günahsız olabilseler! Çünkü insan, uyurken selamettedir, ama uyanıkken günahlardan, hatalardan uzak olması çok zordur. Fazilet, günah ve hatalardan yana devamlı olarak selamette kalan, adaleti ve ihsanı gözeten şerefli insanlara aittir.

    İnsanlara karışmak durumunda ise, insan bir sürü karma karışık sözler eder, çeşitli afetlerle yüz yüze gelir, temiz hâli bozulur ve amellerine gösteriş karıştırıp ihlasını kaybeder.

    Sufyan Sevrî şöyle derdi: “Onlar işlerini ve görevlerini bitirdiklerinde, selamette kalmak üzere uyumayı tercih ederlerdi. Öyle insanlar vardır ki, onların en güzel hâli uyumalarıdır. Keşke kulun uyanık hali, uykusu gibi günahsız olabilse. Pek çok kimsenin selameti uyumasındadır. Kişinin en faziletli ameli de selamette olmasıdır. Hiç şüphesiz kimin selamet hâli, adalet ahlakı ve ihsan sıfatı daha çoksa, fazilet onundur.

    Bu vakitte uyursa bu, bir kaylûle uykusudur. Bu arada maişeti için gerekli olan çalışmayı, kaba kuşluktan zeval vaktine kadar yapar.
     
  4. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Üçüncü vird: Gündüzün üçüncü amel ve vird zamanı kaba kuşluk vaktinden başlayıp zevale kadar geçen süredir. Mürid öğle vakti girmeden önce abdest alır. Diğer vakitler için de böyle yapar. Nitekim devamlı abdestli bulunmak müstehaptır.

    Gündüzün bir kısmında, kifayet miktarı yeme ve uyku ihtiyacını görmüşse, pazara çıkmaz, evine veya Yüce Mevla’sının beyti olan camiye gider, uhrevî azığını artırmak üzere ibadetiyle meşgul olur. Nitekim salihler böyle yapıyorlardı. Onlar şu üç yerden birinde olurlardı:

    1-İbadetle imar etmek için camide,
    2-İstirahat için evinde,
    3-Gerekli olan bir ihtiyacını temin için dışarıda.


    Zeval vakti olduğunda, semanın kapıları, namaz kılanlara ve zikredenlere açılır. Müminlerin duası kabul edilir.
     
  5. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Dördüncü Vird: Bu zikir ve virdin zamanı zeval vaktinden sonra başlar. Bu vakitte önce dört rekat namaz kılar. Zammı sure olarak, Bakara suresini veya iki yüz ayetlik iki sure okur. Ya da Mesanî diye isimlendirilen (ve ayetleri yüzden az olan) surelerden dört sure okur. Bunları yavaş yavaş okuyarak namazı uzatır, kıraatlarını güzel yapar. Bu namaz dört rekatlı olup, tek selamlıdır.

    Bu, izhar yani öğle vakti virdidir. Yüce Allah (c.c) bu vakitte hamd etmeyi zikrederek şöyle buyurmuştur :

    “Öğle vaktine eriştiğinizde Allah’ı -ki göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur- tesbih edin, namaz kılın.”263

    Kul, güneşin semanın ortasında olduğunda, yani istivâ vaktinde namaz kılmaz. Bu ise, zevalden önce gölgenin büzüldüğü ve her şeyin gölgesinin, altında olduğu zamandır. Gölge, zeval bulduğunda (yani batı yönündeki kısalması sona erip, doğu istikametinde uzamaya başladığı zaman) güneş de zeval bulmuş, batıya doğru kaymaya başlamış demektir.

    İstiva vakti, kış mevsiminde, günlerin kısa oluşu ve güneşin yörüngesinin ortasındaki seyrinde meydana gelen sapma sebebiyle gizli kalır, pek bilinemez. Uzunluğuna kesilir ve batıya daha yakın olur. Mürid bu sürenin ne kadar olduğunu yaklaşık olarak hesaplar.

    Zevalden önce güneşin istiva vakti, bir cüzle dört rekat namaz kılacak kadardır. Veya bir cüz okuyacak kadar bir zamandır. Bu üçüncü virdin sonudur. Bunda kıraat, tesbih ve tefekkür yer alır.

    Zeval vakti, Rasulullah’ın (s.a.v) namaz kılmayı yasakladığı beş vakitten biridir. Diğerleri şunlardır: Güneşin doğuşundan iki mızrak boyu yükselinceye kadar; batmaya yüz tutmasından batıncaya kadar; sabah ve ikindi namazından sonra olan vakitler.264
    Ezan ile ikamet arasındaki süreyi rukû ile ihya etmeyi tercih eder. Çünkü o, duanın kabul edileceği bir vakittir. O vakitte semanın kapıları açılır ve ameller bereketli olur.

    Gündüzün en faziletli vakitleri, farz namaz vakitleridir.

    Hak yolcusu iki ezan arasındaki dersini okumamış ise, bu arada kılacağı nafile namaz içinde Bakara ve Al-î İmran surelerinin son ayetleri gibi dua olan ayetleri okur. Bu müstehaptır. Diğer surelerden dua manası taşıyan ayetleri okumak da güzeldir. Mesela şunlar gibi:

    “Ente veliyyunâ feğfir lenâ verhamnâ ve ente hayru’l-ğâfirîn”265

    “Rebbenâ La tüziğ kulûbena ba’de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeh. İnneke entel vehhâb”266

    “Rebbenâ aleyke tevekkelnâ ve ileyke enebnâ ve ileyke’l-masîr”267
     
  6. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Hadîd suresinin başı, Haşr suresinin sonu, Ayete’l-Kürsî, İhlas suresi gibi tazim, tesbih ve Allahu Teala’nın güzel isimlerini ihtiva eden ayetleri okuması daha güzel olur. Çünkü, böylece, tilaveti yanında duayı, namazı, tazimi ve Esmayı-Hüsnâ ile senayı bir arada yapmış olur.

    Sonra, öğle namazını cemaatle birlikte kılar. Farzın önündeki dört rekat sünneti ihmal etmez. Son iki rekat sünnetinden sonra da ayrıca bir dört rekat namaz daha kılar.

    Bu anlattıklarımız, gündüzün dördüncü virdinin sonudur. Bu vird, virdlerin en kısası ama, en faziletlisidir.
    Zevalden önce uyuduysa, bu vird esnasında uyumaz. Çünkü günde iki defa uyumak mekruhtur. Aynı şekilde, gece uykusuz kalmamışsa, gündüz uyuması da mekruhtur.

    Bazı ulemadan bize nakledildiğine göre; üç şey vardır ki, Allah (c.c) onlardan hoşnut olmaz. Bunlar;

    1-Gereksiz yere gülmek,
    2-Acıkmadan yemek,
    3-Gece uykusuz kalmadan gündüz uyumaktır.


    Ama uyumamış olur da uyumak isterse, özellikle gece ibadeti için güç bulsun diye, öğle ile ikindi arasında uyur. Çünkü, öğleden sonra uyuması, gelecek gece içindir. Öğleden önce uyuması ise, geçen gece içindir.

    Gece uyumamış ve evradı da gündüze kalmış ise; öğleden önce uyuması güzeldir. Ama gelecek gece, uykusuz kalacaksa öğleden sonra uyumayı tercih eder. Ancak gece ve gündüz toplam sekiz saatten fazla uyumamak müstehaptır. Nitekim bazı kimseler, bundan az uyuduklarında bedenlerinin rahat edemediğini söylerler. Çünkü uyku, bedenin bir ihtiyacıdır ve rahata erme sebeplerindendir. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

    “Uykunuzu, bir dinlenme sebebi kıldık.”268

    Gündüz hakkında da şöyle buyurmuştur: “

    Gündüzü de, bir kazanma zamanı kıldık.”269

    Ancak gece az uyumayı adet haline getirenler, bunun dışındadır. Çünkü adet ve alışkanlık, kişinin tabiatının yaptığını yapar ve ona yeni bir kişilik kazandırır. Onun için buna kıyas yapılamaz.
    Öğle ile ikindi arasını ihya etmek için gafletten kurtulma namazı kılınır. Bu, sevap bakımından gece namazına benzer, ecri, o kadar büyüktür.

    Asr-ı evvelden itibaren mescide gelip oturmak müstehaptır. Bu esnada zikirle meşgul olur. Böylece, hem ibadet ve hem de namaz için beklemiş olmanın sevabını alır. Bu, selefin sünneti idi.

    O devirde kişi, öğle ile ikindi arasında camiye girdiğinde, orada Kur’an tilaveti ve zikirle meşgul olunduğundan, mescidin içinde arı uğultusu gibi bir ses duyulurdu. Ancak bazıları gürültüden daha uzak kalıp aklını ve düşüncesini toplamada daha elverişli olduğundan evinde oturmayı tercih ederdi. Çünkü kalbin daha salim ve sakin olduğu durum daha faziletlidir.

    Kaba kuşluk ile zeval vakti arasını ihya etmek, daha büyük bir fazileti elde etmeyi sağlar. Ayrıca geceyi ihya edememeyi de, telafi eder. Çünkü insanlar, bu iki vakitte dünya işlerine daha çok dalarlar, istek ve hevalarıyla daha çok meşgul bulunurlar. Rabbi için uyanık olan kalp, bu iki vakitte diğer meşgalelerden uzaklaşır ve sükün içinde bulunur. Ayrıca bu vakitte ameli salih işleyenler, amellerinden bir tad alır, gelecek ilahi feyze tam yönelir, içi boş olduğundan daha fazla manevi lezzeti tadarlar. Gaflete düşmeyerek Yüce Yaratıcı ile olmaları, onlara büyük ecir ve hayır getirir. Bu, şu ayetin ifade ettiği manalardan birinin tezahürüdür:

    “Ders almak veya şükretmek dileyen kimseler için, gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O’dur.”270 Yani gece ile gündüzü, fazilet bakımından bir birinin halefi kıldı. Buna göre; gece ibadetini yapamayan onu gündüzün bu iki vaktinin birinde kaza eder. Bu vakitlerden biri, kaba kuşluk ile zeval vakti arası, diğeri de, asrı evvel ile ikindi arasıdır.

    Ayetin diğer bir izah şekli şudur: Gündüz vakti bütünüyle gecenin halefidir/onun yerinde vazife yapar. İnsan gece yapamadığı bir amelini gündüz yapabilir. Gündüz, gecenin bir bedeli olur. Gündüzün evradından eksiği olan kimse, onu gece yapar. Çünkü her biri diğerinin halefidir. Birinde yapılan bir iş ve ibadet bir sebeple yapılamadığı zaman diğerinde yapılma ve telafi etme imkanı var. Yani gece yapamadığı zikir ve şükrü gündüz yapar. Gündüz yapmadıklarını da gece yapar.

    Zikir, yakin makamları ve ğaybı müşahede gibi kalbin bütün amellerini içeren geniş manalı bir isimdir.

    Şükür de, İslam’a ait olan ve organlarla yapılan bütün zahiri amelleri içine alan bir kelimedir.bu iki kelime, kulun zahir ve batın bütün amel çeşitlerini içermektedir. Bu iki manayı Allah’ın Kelimi Hz. Musa Yüce Rabbine yaptığı bir duasında şöyle dile getirmiştir:

    “Böylece seni bol bol tesbih edelim. Ve seni çokça zikredelim.”271

    Buradaki tesbih ve zikir vücudun ve kalbin bütün işlerini ifade etmektedir.
     
  7. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Beşinci Vird: Beşinci vird, Asr-ı evvel ile asr-ı sanî diye bilinen iki Asr arasındaki virttir. Bu, vatüi en uzun virttir. Ayrıca virdlerin en verimlisidir. Uzunluğu bakımından üçüncü virde benzer. Bu vakit her şeyin Yüce Allah’a secde yaptığı zikredilen akşam vakitlerinden biridir. Allah Teala onu, sabahla bir arada zikrederek şöyle buyurdu:

    “Göklerde ve yerde bulunanlar da, onların gölgeleri de sabah akşam ister istemez sadece Allah’a secde ederler.”272

    Ölü eşya, Rabbine secde ederken ve O’nu tesbih ederken, diri olan müminin O’ndan yüz çevirmesi ve gaflet sahibi olması ne kadar çirkindir!...

    İkindinin farzından önce dört rekat sünneti kılar. Önceden geçtiği gibi; ezanla ikamet arasında namaz kılmayı bir ganimet bilmelidir. Çünkü o, duanın kabul edileceğinin ümit edildiği bir zamandır
     
  8. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Altıncı Vird: İkindi vakti girdiğinde kul altıncı virde başlar. Yüce Allah, bu vakte yemin ederek şöyle buyurmuştur:

    “Asr’a yemin olsun ki...”273

    Bu vakit, Yüce Allah’ın ayette zikrettiği “âsâl” kelimesinin ifade ettiği vakittir. Bu kelimenin iki ayrı manası vardır. Birisi de budur. Yani ayette tesbih, tenzih ve hamdin yapılması istenen vakit, akşam vaktidir. Ayette şöyle buyurulmuştur:

    “Siz, gündüzün sonunda ve öğle vakti Allah’ı tesbih edin.”274 Yine şöyle buyurdu :

    “Gündüzün sonunda ve sabah vakti, onunla beraber tesbih eden dağlar...”275

    Bu virtte, namaz yoktur. Ancak ezan ile ikamet arasında sünnet bir namaz vardır. Bu arayı onunla ihya eder. İkindiyi kıldıktan sonra, kalp amellerinden istediği zikir ve tefekküre yönelir. Aynı şekilde azalarla yapılacak farz ve mendup bir amel varsa onu yerine getirir. Bu arada yapılacak amellerin en faziletlisi manalarını düşünerek, her ayetin hakkını vererek ağır ağır Kur’an okumaktır.

    Güneş sararıp, harareti kaybolduğunda; binaların ve ağaçların üst kısımlarından görüldüğünde, bu vird sona erer. Yedinci virde başlar.
     
  9. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Yedinci Vird: Yedinci vird tesbih, zikir, tilavet ve istiğfardan meydana gelir ve güneş batıncaya kadar devam eder. Günün evvelindeki vakitte olduğu gibi bu zamanda okunacak en faziletli tesbih şudur:

    “Estağfirullahe li zünûbî ve Sübhanallahi bi Hamdi Rabbî”

    Manası: Allah’tan günahlarımın affını isterim. Rabbime hamd ederek Allah’ı yüceltir tesbih ederim.

    Çünkü bu zikir, şu ayette emredilen istiğfar ve tesbihi bir arada toplamaktadır:

    “Günahların için istiğfar et ve akşama doğru ve sabahleyin Rabbini hamd ederek tesbih et.”276

    Şu zikri söylemek de böyledir:

    “Estağfirullah el-Hayye’l-Kayyûm ve es’elühü’t-Tövbete Sübhânallahi’l Azîm ve bi hamdihi.”

    Manası: Diri ve her şeyi ayakta tutan Allah’tan affımı isterim. Ondan tövbemi kabul etmesini dilerim. Ulu Allah’ı tesbih ederim, O’na hamd ederim.

    İstiğfar etmenin faziletleri hakkında pek çok hadisi şerif vardır. Ancak en faziletli olan istiğfar, Kur’an ayetlerinde geçtiği gibi içinde Esmau’l-Hüsna’dan Yüce isimlerin bulunduğu istiğfardır. Mesela şöyle bir istiğfar bu söylediğimize örnek olabilir:

    [​IMG]

    Bu vird, fazilet bakımından fecrin doğmasından güneşin doğmasına kadar olan sürede yapılan birinci vird gibidir. Yüce Allah’ın kendisinin tenzih edilmesini emrettiği akşamleyin yapılır. İlahi emir şöyledir:

    “Haydi siz, akşama ulaştığınızda ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin.”277

    Bu vakit, diğer ayette Yüce Allah’ın tesbih edilmesini emir buyurduğu gündüzün ikinci tarafıdır. Ayette şöyle buyurulmaktadır:

    “....Gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, sen Allah’tan razı olasın, Allah da senden.”278

    Güneş batmadan önce Şems, Leyl, Felak ve Nas surelerini okumak müstehaptır. Güneş batarken istiğfar etmek de müstehaptır. Bu vakitte, yapılması emredilen zikirler bunlardır.

    greenmushroom 01-05-2007 17:13 PM --->: GÜndÜz Yapilacak Zİkİr Ve Ameller

    Ayrıca güneş doğarken yapılması müstehap olan tesbih hamd, dua ve zikirlerin, bu vird esnasında de yapılmaları müstehaptır. Çünkü Yüce Allah, zikir konusunda bu iki vakti bir arada zikrederek şöyle buyuruştur.

    “Güneş doğmadan önce de batmadan önce de Rabbini hamd ederek tesbih et. Gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, sen Allah’tan razı olasın, Allah da senden”279 “Akşam ve sabahleyin tesbih et...”280

    “De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çektiği zaman gecenin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım.”281

    O halde kul, birinci virtte zikrettiğimiz tesbih ve duaları. Bu vakitte de yapmaya devam etmelidir.

    Akşam ezanı esnasında şu duayı okur:282

    [​IMG]

    Sonra üç defa, “Radîtu billahi Rabben ve bil İslâmi dînen ve bi Muhammedin (s.a.v) nebiyyen: Ben Rab olarak Allah’a, din olarak İslam’a, peygamber olarak Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v) razı oldum der. Bunun fazileti hakkında rivayetler mevcuttur.283

    Sabah ezanını dinlediğinde de aynı duayı okur; ancak

    “İkbâlu leylike ve idbâru nehârike yerine “İdbâru leylike ve ikbâlu nehârike” der. Bu dua, akşam namazı hakkında varid olmuştur.284

    Hasan-ı Basrî şöyle derdi. “Selef akşam vaktine, sabahtan daha çok önem veriyorlardı.”

    Seleften biri şöyle der: “Selef günün ilk kısmını dünyaya ve sonunu da ahirete ayırıyorlardı.”

    Akşam karanlığı etrafı sarmaya başladığında, gündüzün saydığımız bu yedi virdi sona erer.

    Ey aciz insan! Düşün. Günle birlikte senin için ne tamamlanmıştır? Ve bu esnada senden ne gitmiştir? Ömründen bir parça gitmiştir, bunda senin aleyhine ne hüküm verilmiştir!? Günlerinden bir gün eksildi, peki bu sürenin geçmesiyle ebedi yolculuğun için ne hazırladın? Bu geçen gününe karşılık olarak, yarının için ne kazandın? Hz. Peygamber’in (s.a.v) şu hadisin düşün:

    “İnsanlar iki şekilde sabaha çıkarlar. Bir kısmı (hayır işleyerek) kendisini ateşten azat eder. Bir kısmı da (günaha dalarak) kendisini helake iter.”285

    Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmuştur :

    “Yemin olsun ki, sizin işiniz çeşit çeşittir.”286

    “Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir. Ancak hesap defteri sağ yanından verilenler başka...”287

    Bir hadiste şöyle denmektedir:

    “İyiliğimi artırmadığım yeni bir günde, benim için hayır ve bereket yoktur..”288

    Bir eserde şöyle denmektedir :

    “İki günü eşit olan aldanmıştır. Kimin içinde bulunduğu gün önceki gününden daha kötü olursa, o (faziletten) mahrum kalmıştır.”289

    Mürid, anlattığımız şekilde gündüze ait vird ve zikir vazifelerini bitirdikten sonra gecenin virtlerine başlar. Bunlar beş tanedir. Gündüz yapamadıklarını gece telafi eder. Gece ve gündüzü zikirsiz, fikirsiz, faydasız ve boş geçirmekten sakınmalıdır. Çünkü Ebu Hureyre’nin naklettiği bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

    “Yüce Allah, kaba ve kibirli, obur, çarşı-pazarlarda nara atarak dolaşan, geceleri ölü gibi yatan, gündüzleri bir merkep gibi yaşayan, dünya işlerini iyi bilen ama ahiret işlerinden yana cahil olan kimselere buğzeder.”290


    http://www.menzil.net/kitap_html/Kut...lub_01/043.htm

    sitesinden alınmıştır...
     
  10. Saban Sahin

    Saban Sahin Hayat

    Katılım:
    20 Şubat 2009
    Mesajlar:
    226
    Beğenileri:
    0
    :razi: magrip kardesim emegine saglik
     
  11. yurtseven

    yurtseven New Member

    Katılım:
    12 Şubat 2010
    Mesajlar:
    3
    Beğenileri:
    0
    :ok:güzel bir çalışma olmuş allah razı olsun
     

Sayfayı Paylaş