Edep ne demektir...

Konusu 'Dini Sorular...' forumundadır ve salat tarafından 4 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. salat

    salat islamseli

    Katılım:
    30 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    5.084
    Beğenileri:
    0
    Edep Ne Demektir?

    Efendimiz (A.S.M)'in bir lakabı da "Habib-i Edib' dir. Çok edepli ve çok sevgili demektir. İnsanlara karşı çok sevgisi olmayan zatında da sevgili olamaz. Sevimli ve sevgili olmayanın da edepli olması düşünülemez. İnsanları sevecek ki değer versin. İnsanlara değer verecek ki onlara karşı edepli davransın. Başka bir tabirle, edepli insanlar daima sevilenlerdir.
    Edep, insanın dini ölçülere uygun güzel söz, hareket ve davranışlarından ibarettir.
    İnsanın sahip olduğu edebi davranışlar iki kısımdır:
    1-Doğuştan gelen ve değiştirilmesi kısmen imkânsız bulunan edebi hareketlerdir ki bunlara "tabii edep" de denilir.
    2-Bir de akıl ve düşünce ile, cemiyetin tesiriyle, dıştan gelen ve insanın kendi ihtiyar ve iradesiyle olan edeplerdir ki bunlara "müktesep edep" de denir.
    Mademki edep, iyi ve güzel söz ve hareketlerinden ibarettir; o halde iyiyi ve güzeli nasıl tanıyacak ve seçeceğiz. Elbette bu hususta rehber yine "Habib-i Edibimiz" dir. O'nun da muallimi Allah'tır.
    Zira eşyayı yoktan var eden, onun künhünü bilen ve onu dilediği gibi tasarruf eden varlığın, ilmi yanında kimsenin söz söylemeye hakkı olabilir mi? Elbette olamaz. O halde Allah'ın Habib-i Edibine öğrettiği edep, değişmeyen en güzel ve en doğru edeptir. Onu en güzel yaşayan da muhakkak ki "Habib-i Edip" tir.
    Edep kelimesi; 1) iyi terbiye, 2) naziklik, 3) Usluluk, 4) Zariflik manalarına geliyor.
    Edep, kavlen ve fiilen insanlara lütuf ile muamele etmektir. İslami ahlakın en zirvesi diye de tarif edebileceğimiz edep için, ahlakın en kâmil noktasında ince ayar diye de ele alabiliriz. Veya edep, ahlak ağacının en güzel meyveleridir de denebilir
    Ahlakın kaç nev'i varsa, edebin de o kadar çeşitleri vardır. Ahlak, "Sırat-ı müstakimdir. Kuvve-i şeheviyenin, kuvve-i gadabiyenin, kuvve-i akliyenin ifrat ve tefritten uzak, hatt-ı vasatı olan iffet, şecaat ve hikmetten ibarettir."
    Ahlak, hayatın bütün noktalarını kucaklayacak bir şümule sahiptir.
    Şehvet ile alakalı hareketlerimizde ahlak,
    Gadap ile alakalı hareketlerimizde ahlak,
    Akıl ile alakalı hareketlerimizde ahlak.
    Ve insanda bulunan binlerce duygu ve uzuvların hepsi, bu üç ana kuvveye racidir.
    İşte bütün bu noktalarda vasatı yaşamak ahlaktır. Efendimizin ahlakıdır. Sünnet-i Seniyye'ye uygun hareket etmektir. Hayatın bütün yönlerini kapsayan ahlakın çeşitleri kadar, edebin de çeşitleri vardır.
    Edebin çoğulu "Adap" tır. Adabı aşağıdaki çeşitleriyle ifade edebiliriz:
    EDEBİN ÇEŞİTLERİ
    1-Edeb-i Şeriat: Dinin temel prensiplerini, usulünü iyi bilmek ve takva ufkunda, hassasiyetle yaşamaktır. Efendimizin Sünnet-i seniyye'si ölçüsünde bütün sünnetleri, hayatın her kademesinde tatbik etmektir.
    2-Edeb-i Hak : Edeb-i şeriatle yaşayarak Allah'a yaklaşınca, Allah'a yakınlığın edebine riayet etmek. Daima niyaz makamında yaşamak, asla naza girmemektir.
    3-Edeb-i Hizmet: İslam davasını temsil ve tebliğ ederken O'nun metotlarını en ince noktalarıyla, daimi olarak ele almak, usul olmadan füru da olmayacağını bilerek yaşamaktır. Daima Rıza-yı İlahi'yi esas alarak hareket etmektir.
    4-Edeb-i Tarikat: Mürşide karşı tam teslimiyet, sevgi, ölesiye hizmet ve şeyhine karşı kalbden kalbe yol bulmak ve asla itiraz etmemektir. Kalbinden, hayalinden bile itiraz geçirmemektir. Özüne bakılırsa tasavvuf ta bir edeptir. Her zaman, her hal ve değişik makamlarda edebi asla elden bırakmamaktır.
    5-Edeb-i Ma’rifet: Allah’a yakınlığın hakkını vermek. Aşırı ve dengesiz olmamaktır. Kalbini daima Allah'a rabtedip, ağyarın kalbine girmesine mani olmak, kalbini ağyara, masivaullaha açmamaktır. "Yalnız seni, seni" deyip öyle yaşama gayretidir.
    6-Edeb-i Hakikat: Fenafillah – Bekabillah'dan sonra, nazarını sadece Allah'a tahsis etmek, nokta-i istinadı Allah, nokta-i istimdadı Allah inancı içerisinde acz ve fakr ile daima Allah'a teveccüh içinde bulunmaktır.
    7-Edeb-i Kelam: Söz zarifliği, söz güzelliğidir. Sözde, ifadeler arasında bayağı ve çirkin tabirler bulunmaması, sözdeki bütünlüğe dikkat ederek düşük cümle olmamasıdır.
    Bir gün Efendimiz (S.A.V) coşmuş hitap ederken, öyle güzel konuşuyordu ki, Hz. Ebubekir hayret içinde, Seni böyle kim edeplendirdi Ya Resulallah! dedi. Efendimiz "Bu edebiyatı bana Rabbim öğretti. O öğrettiği içinde en güzel edebiyatı bana öğretti." buyurdu. Onun için, nazımlı, nesirli güzel sözlerden bahseden ilme "edebiyat ilmi" deniyor.
    Bu edebiyatla meşgul olanlara da "Edebiyyun" denir. Edip de; edebiyatçı, güzel ve sanatlı söz söyleyen veya yazan edepli, terbiyeli demektir. O da edepten alınmadır. " Edipler edepli olmalıdır. Hem de Edeb-i Kur'aniye ile müteeddib olmalıdır."
    Dikkat etti iseniz, kelimelerin bütün köklerinde "edep" tabiri var.
    8-Edeb-i Tıb: Tıbbın prensiplerini, tıp ahlakına göre yaşamak, tıbbın gereklerini yapmak. Doktorun doktorluk unvanıyla hastasının en mahrem yerine bakması, edeb-i tıp böyle gerektirdiği içindir. Aynı şahıs doktorluğun dışında bir sıfatla aynı yerlere bakamaz.
    9-Edeb-i San’at: Kusursuz, fasih ve beliğ olan sözlerin süsleri, hayâ, utanma sözleri. Bu mevzularda en derin edebiyat bilgilerine "edeb-i san'at" denir.
    Edebi Yaşayabilmek İçin?
    Bu hayatı müslümanca ve insanca yaşayabilmek için peygamberimizin (S.A.V) yaşadığı hayatı yaşamak, sözleriyle amel etmek şarttır. Bunun yolu da O'nun ahlak ve edebini bilmekten geçer.
    Yirmi üç sene cehdedip, en nihayet veda haccında bize iki emaneti bırakan Efendimiz (S.A.V); bu iki emanete sımsıkı sarıldığımızda hiçbir zaman sapıklığa ve ezikliğe düşmeyeceğimizi ifade buyurur. O hiç boş yere konuşmamıştır. O'nun ümmetine öğüt, nasihat ve irşatlarıyla birlikte bizzat yaşayıp ve bizlerin de yaşaması için telkinde bulunduğu güzel ve yüce faziletler, ahlakın ve edebin tamamını oluştururlar.
    Yukarıda yapılan kısa açıklamadan anlaşılıyor ki, ahlak ve edep, dinden ayrı bir şey değil, din hükümlerinin doğru ve tam olarak yaşanmasından doğan bir haldir.
    İnsan fıtraten medeni olduğundan ebna-yı cinsleriyle yaşamaya mecburdur. İnsan, insanlar içinde yaşamaya mahkûm olduğu ve cemiyetin dışında kalamayacağından ahlaktan da azade kalamaz. Dinin yüklediği ahlak ölçüleri ile de mesuldür. Bu mesuliyete inanıp ta vazifelerini yerine getirenler gayeye ererler, huzura kavuşurlar. Tabii ki dine dayanmayan bir ahlak ve edep de Allah katında makbul değildir.
    Edeple Alakalı Güzel Sözler
    Edep ile alakalı miri malı olmuş güzel sözlerden bazıları ile mevzuumuzu bitirelim:
    Edeptir kişinin daim libası
    Edepsiz kişi üryana benzer.
    ***
    Edep ehl-i ilimden hali olmaz
    Edepsiz ilim okuyan alim olmaz.
    ***
    Edep iledir nizam-ı alem
    Edep iledir kemal-i adem.
    ***
    Edep bir tac imiş nur-i hüdadan
    Giy ol tacı emin ol her beladan.

    Necdet İçel/Cevaplar.org
     
  2. cami_imami diyanet

    cami_imami diyanet Üyeliği Durduruldu

    Katılım:
    30 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    32
    Beğenileri:
    0
    Sagolasin. Edep olmadan hic bir sey olmaz. Edeplilere selam olsun.
     

Sayfayı Paylaş