dinler arası diyalog ne demektir?

Konusu 'Dini Sorular...' forumundadır ve kimyaser tarafından 6 Ocak 2009 başlatılmıştır.

  1. kimyaser

    kimyaser islamseli

    Katılım:
    2 Ocak 2009
    Mesajlar:
    1.031
    Beğenileri:
    0
    arkadaşlar dinler arası diyalog neyi kastediyor?
    bu bir oyun olsa gerek diye düşünüyorum..

    selametle...
     
  2. kimyaser

    kimyaser islamseli

    Katılım:
    2 Ocak 2009
    Mesajlar:
    1.031
    Beğenileri:
    0
    'dinler arası diyalog kilisenin bütün insanları kiliseye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır.bu misyon aslında mesih i ve incili bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir. birinci bin yılda avrupa hristiyanlaştırıldı.ikinci bin yılda amerika ve afrika hristiyanlaştırıldı.üçüncü bin yılda ise asyayı hristiyanlaştıralım.' (papa 2. paul)
     
  3. simanur34

    simanur34 islamseli

    Katılım:
    17 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    884
    Beğenileri:
    0
    Yer yüzündeki tek hak din olan İslâm’ın mensupları olarak böyle bir diyaloga, öncelikle, “Evet” dememiz beklenir; ancak, bu görüşmelerde Müslümanları temsil edecek kişilerin İslâm’ın temel hükümlerini harfiyen yaşamaları, bu dinin güzellikleriyle kalplerini, akıllarını, bütün duygu ve latifelerini kemale erdirmeleri gerekir. Gerçeği arayan, fakat ideal inanç sistemini ve onu sergileyen örnek insanları bulamadığından içine kapanıp kalan ve çareyi sefahatte ve inançsızlıkta bulan günümüz batı toplumu ancak böyle bir diyalog sonunda gerçeklerle tanışabilir ve İslama kavuşabilirler.

    Allah Resulüne (asm.) yapılan şu İlâhî hitap, günümüzde de aynen geçerliğini korumaktadır. “De ki, “Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda ortak bir kelimeye gelin: Allah’tan başka bir mâbud tanımayalım. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da bazımız bazımızı Rab edinmesin.”(Âl-i İmran, 64)

    Şimdi şöyle bir düşünelim:
    Teslis inancı, günümüzde de Hıristiyan aleminde hâlâ hüküm sürmüyor mu? Bu inanç, “Allah’tan başkalarını mabud tanımak, Ona ortak koşmak” manasına gelmiyor mu? Hastalık devam ettiğine göre, Peygamber Efendimize yapılan bu davet emri, günümüz Müslümanlarını da ehl-i kitapla görüşmeler yapmaya çağırmış olmuyor mu?

    Bu konuda İslâm tarihinde ibret alacağımız nice örnekler vardır. Bizzat Allah Resulünün (asm.) iki uygulamasını nakletmekle yetinelim:
    Birincisi, Hudeybiye barışıdır. Bu barış, müşriklerle gerçekleştirilmiş ve tarihçilerin ifadesine göre bu barıştan sonra Müslüman olanların sayısı öncekilerin iki katı kadar olmuştur.

    İkinci örnek, Peygamber Efendimizin Medine’ye teşriflerinden sonra, hem Hıristiyanlarla, hem de Yahudilerle anlaşmalar yapmasıdır. Allah Resulü (asm.) bu anlaşmalara sadık kalmış, barışı bozanlar karşı taraf olmuştur.
    Her iki anlaşmanın ortak yanı şudur: Müslümanlar gerek o devirde, gerek ondan sonraki dönemlerde, hak din olan İslâm’ı muhtaçlara tebliğ etmek için daima barıştan yana, diyalogdan, huzurdan, asayişten yana olmuşlar ve bunun meyvesini de almışlardır.

    Geliniz tahminleri bir yana bırakıp realiteye bir göz atalım:
    İşsizliğin büyük boyutlara ulaştığı, geri kalmışlığın alabildiğine hüküm sürdüğü dönemlerde ülkemizden Avrupa’ya, özellikle de Almanya’ya çok sayıda işçi göç etti. Bunlardan acaba kaçı İslam’ı terk edip Hıristiyan oldu? Birkaç aşk macerası dışında, bir Müslümanın din değiştirmesi vakasına istatistiklerde rastlanmıyor. Avrupa’ya ilk gelen bir kısım gurbetçilerimiz, batı kültürüne kapılmış, o aşırı serbesti ortamında içkiye, sefahate düşmüştür; ama bunlar yine de imanlarını korumayı başarmışlardır. O dönemde gurbetçilerimizi batının dini değil, hayat düzeni etkilemiş; kiliseleri değil, meyhaneleri kendine çekmişti. O gün olduğu gibi bugünde batı dünyasında Hıristiyanlıktan çok sefahat hâkimdir.
    Şimdi iç alemimize dönelim ve kendimizle şöyle bir hesaplaşalım:
    “Acaba ben İslâm’ın nurundan mahrum kalan insanlara acıyıp onları kurtarmaya mı çalışıyorum; yoksa onları, hayatlarına son vererek, cehenneme göndermeğe fırsat mı kolluyorum? Eğer nefsim bu ikinciden yana ise, demek ki ben “Peygamberlerin ortak çizgisinden sapma durumundayım.” Kendime gelmeli ve görevimi iyi şekilde belirleyip ona göre çalışmalıyım.

    Bir doktorun hastaya değil hastalığa düşman olması gibi, Peygamberimiz de şirke düşmandı, ama müşriklere acıyor ve onları kurtarmaya çalışıyordu. Acaba, ben, sevgili peygamberimin bu sünnetine hangi ölçüde uyum gösteriyorum?

    Eğer müşriklerden biri senden korunmayı isterse,onu koru.Taki Allah'ın kelamını işitsin.Sonra onu güveneceği yere ulaştır.Böyle yap,çünkü onlar bilgisiz bir toplumdur.(TEVBE SURESİ 6)

    Yalnız islama zarar vermek isteyip küfrü yaymaya çalışanı imana davet edin gelmezlerse öldürün deniliyor tevbe suresinde.
     
  4. simanur34

    simanur34 islamseli

    Katılım:
    17 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    884
    Beğenileri:
    0
    Onların karşısına çıkıp savaşmak isteyen biri olarak onlarla dostluk gösterisi yapmayı asla düşünemem zaten.
    Ama anlatmak istediğim şu; onlarla diyalog içerisinde olanları olmak zorunda olanları imansız diye düşünmememiz lazım.Onlarla diyalog içinde olmak onların dinini kabul etmek anlamına gelmez.Tam aksine onları hak dine çeken kardeşlerimiz çok olmuştur.
     
  5. kimyaser

    kimyaser islamseli

    Katılım:
    2 Ocak 2009
    Mesajlar:
    1.031
    Beğenileri:
    0
    yazı güzel amenna ..
    ancak ben bütün peygamberleri peygamber olarak kabul ediyorum.gelin görün ki herhangi bir gayri müslime peygambermiz hz. muhammed(sav) peygamber olarak kabul ediyormusunuz diye bir sorun. hayır diyecektir. olay böyle olurken nasıl ola ki ben gayri müslimlerle diyalog halinde olabilirim.

    bu vatikanın bir oyunudur.bunların gayesi tek allah inancı altında bütün insanlığı toplamaktır.
     
  6. fahrettin tırınk

    fahrettin tırınk islamseli

    Katılım:
    4 Haziran 2008
    Mesajlar:
    3.507
    Beğenileri:
    0
    kıymetli kardeşlerim dinler arası diyalog ismi altında oyuna gelmeyelim hele hele bu günlerde sergilenen katliamı gören bir mü'min buna asla ve asla rıza gösteremez.
    bu hususta şahısların görüşüne deyilde kur'anı kerimin hükmüne bakmak gerek, cenabu hak kur'anı kerimde mealen şöyle buyurmaktadır (Ey o bütün iyman edenler! Yehud ile Nesârâyı yar tutmayın, onlar ancak birbirlerinin yaranıdırlar, içinizden her kim onlara yardaklık ederse muhakkak onlardan ma'duddur, Allah ise zulm edenleri doğru yola çıkarmaz)maide suresi ayet 51.
    fazla yoruma gerek yok ALLAH cc hükmü nü vermiş saygılarımla... fahrettin tırnk
     
  7. forumdayim

    forumdayim Member

    Katılım:
    5 Aralık 2009
    Mesajlar:
    128
    Beğenileri:
    0
    Amentüde ittifak var mı?

    1- Biz bir Allah’a inanırız. Onlar üç ilaha inanırlar. Hz. İsa’ya tanrının oğlu ve tanrı diyorlar. Onlar melekleri kız gibi görüyorlar, biz ise, meleklerde erkeklik dişilik olmadığına inanıyoruz. Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki: “Allah ile birlikte başka ilâh edinen cehenneme atılır. Rabbiniz oğulları size ayırdı da kendisi için kız olarak melekleri mi edindi? Elbette vebali çok büyük söz ediyorsunuz.” (İsra 39, 40)

    2- Onlar tanrı gökte derler, biz Allah’ı mekandan münezzeh biliriz.

    3- Biz semavi kitapların hepsine inanırız, onlar, Kur’an’a inanmazlar.

    4- Biz bütün peygamberlere inanırız, onlar, Muhammed aleyhisselama inanmazlar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Bana iman etmeyen Yahudi ve Hıristiyan, mutlaka Cehenneme girecektir.” (Hakim)

    5- Biz hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanırız, onlar, (Tanrı kötülükleri takdir etmez) derler.

    Görüldüğü gibi, Diyalogçuların ortaya attığı fikirler İslâm dininin genel hükümlerine aykırıdır, İslam dininde yeri yoktur. İncil ve Tevrat’ın hükümleri Kur’an-ı kerimin gelmesiyle nesih olmuş, yürürlükten kalkmıştır. Kur’an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin bütün hükümleri kıyamete kadar geçerlidir. Bunların bazılarının tarihsel olduğu için yürürlükten kalktığını iddia etmek, Kur’an-ı kerime ve Allah indinde dinin İslam olduğuna inanmamak olur. Allahü teâlâ, kıyamete kadar değişmemek üzere İslamiyeti bütün insanlara din olarak göndermiştir.
    Mehmet Oruç - Ihya Merkezi - www.ihya.org - Dinlerarasi DIYALOG TUZAGI ve Dinde Reform
    Amentüde ittifak var mı? - Dinlerarasi DIYALOG TUZAGI ve Dinde Reform

    Dinlerarasi DIYALOG TUZAGI ve Dinde Reform - Mehmet Oruç



    daha genis bilgi meraklilari icin...
     

Sayfayı Paylaş