Deccal yaşıyor!

Konusu 'Dini Sorular...' forumundadır ve halil'im tarafından 23 Ocak 2010 başlatılmıştır.

  1. halil'im

    halil'im Member

    Katılım:
    21 Ocak 2010
    Mesajlar:
    126
    Beğenileri:
    0
    Deccal Yaşıyor!
    Fatıma bintu Kays (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    ‘…Her insan namaz kıldığı yerden ayrılmasın!’ dedi. Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    –‘Sizleri niçin topladığımı biliyor musunuz?’ diye sordu. Sahabeler:
    −Allah ve Rasulü en iyi bilendir dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:
    –‘Allah’a yemin ederim ki, ben sizleri ne bir rağbet nede bir korkudan dolayı toplamadım. Lakin ben sizleri şu sebebden ötürü topladım:
    −Temim ed-Dâri, Hristiyan bir adam idi. Geldi biat edip İslama girdi. Bana öyle bir olay anlattı ki onun anlattığı olay benim sizlere Mesih Deccal hakkında söylediğim sözleri doğruladı. Bana şöyle dedi:
    −Cüzam ve Lahm kabilelerinden otuz kişi ile beraber bir gemiye bindik. Şiddetli dalgalar bizi bir ay boyunca denizde alıkoydu. Sonra bir adaya sığındık. Daha sonra geminin arkasındaki yedek sandala binip, güneş batıncaya kadar bekleyip, adaya indik. Bizi gövdesi çok kıllı bir DÂBBE bir hayvan karşıladı ki kıllarının çokluğundan dolayı önünü arkasından ayırt edemedik. Biz ona:
    –Vay sana! Sen nesin diye sorduk? O da:
    –Ben CESSASE’yim dedi. Biz:
    –Cessase nedir dedik? O mahlûk bize:
    –Ey topluluk! Siz şu mağradaki adama gidin. Çünkü o sizin haberinizi bekliyor dedi. Bu DÂBBE bize bir adamı haber verince onun bir dişi şeytan olmasından korktuk. Süratle yürüyüp nihayet mağara girdik. Orada cüsse bakımından gördüğümüz insanların en irisi olan, iki eli boynuna ve diz kapakları ile topukları arası bir demir ile çok sıkı bir suretde toplanıp bağlanmış bir insanla karşılaştık: Ona:
    –Vay sana! Sen nesin diye sorduk? O bize:
    –Size benden bahsedildi. Siz kim olduğunuzu bana haber verin dedi? Biz ona:
    –Biz Arap kavmindeniz. Bir gemiye bindik, şiddetli dalgalar bizi bir ay denizde alıkoydu. Sonra senin şu adana sığındık. Sonra sandala binip adaya indik. Derken bizi vücudu çok kıllı ve kıllarının çokluğundan önü arkası neresidir bilinmeyen bir DÂBBE karşıladı. Biz ona:
    –Vay sana! Sen nesin diye sorduk? O bize:
    –Ben Cessase’yim dedi. Biz ona:
    –Cessase nedir dedik? O bize:
    –Şu mağarada bulunan adama gidin, çünkü o, sizin haberinizi öğrenmeyi çok arzu ediyor dedi. Bunun üzerine bizde süratle koşup sana geldik. O DÂBBE’den korktuk, onun bir dişi şeytan olmasından emin olamadık, dedik.
    –Bana Şam’da bir köy olan Nahlu Beysan’dan haber verin dedi. Bizde ona:
    –Sen onun hangi halinden haber istiyorsun dedik? O bize:
    –Onda su varmı dedi? Bizde ona:
    –Onun suyu çoktur dedik.
    –Haberiniz olsun ki onun suyunun çekilip gitme zamanı yaklaşıyor dedi.
    –Bana Şam’ın kıble tarafında bulunan Aynu Zuğar’dan haber verin dedi. Bizde ona:
    –Aynu Zuğar’ın hangi halinden haber istiyorsun dedik? O bize:
    –Pınar da su var mı ve oranın ahalisi o pınarın suyu ile ziraat yapıyorlar mı diye sordu? Biz de ona:
    –Evet, o suyu bol bir pınardır. Ahaliside pınarın suyu ile ziraat yapıyorlar dedik.
    –Bana ümmilerin Nebîsin’den haber verin o ne yapıyor dedi? Bizde ona:
    –Mekke’den çıktı ve Yesribe (Medine) girdi dedik.
    –Araplar onunla savaş yaptılar mı dedi? Bizde ona:
    –Evet yaptılar dedik.
    –Onlarla nasıl yapıyor dedi? Bizde ona:
    –Araplardan kendisine dostluk gösterenler ve ona itaat edenlerler oldu, diye haber verdik. O bize:
    Hakikaten bunlar oldu mu dedi? Biz:
    –Evet, oldu dedik.
    –Muhakkak ki onların Nebi’e itaat etmeleri, kendileri lehine bir hayırdır. Şimdi ben size kendimden haber vereceğim dedi.
    –Ben Mesih Deccal’im. Benim buradan çıkma zamanım yaklaşıyor. Buradan çıktığım zaman yeryüzünde gezerek dolaşırımda; kırk gece içinde uğramadığım hiçbir köy kalmaz. Ancak Mekke ile Medine bundan müstesnadır. Bunların her ikisi de bana haram kılınmıştır. Mekke ile Medine’ye girmek istediğim zaman beni elinde kılıçla bir melek karşılar ve beni oraya girmekten men eder. Muhakkak ki onlardaki her bir yol üzerinde onları koruyup bekleyen melekler vardır dedi’ buyurdu.”
    Fatıma bintu Kays (Radiyallahu Anha) dedi ki:
    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunları söyledi ve elindeki deynek ile minbere dürtüp, Medine’yi kastederek:
    –‘İşte bu Taybe’dir, işte bu Taybe’dir, işte bu Taybe’dir’ dedi.”
    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle devam etti:
    ‘Sonra haberiniz olsun! Ben sizlere bunu haber vermedim mi?’ diye sordu. Mesciddeki insanlar da:
    –Evet, haber verdin dediler. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:
    –‘Temmi’in bu haberi hoşuma gitti. Zira o benim sizlere Deccal’den, Medine’den ve Mekke’den haber verdiğim şeylere uygundur. Haberiniz olsun ki! Deccal muhakkak Meşrik tarafındandır. Deccal muhakkak Meşrik tarafındandır. Deccal muhakkak Meşrik tarafındandır’ buyurdu da eliyle doğu tarafa işaret etti.”
    Fatıma bintu Kays (Radiyallahu Anha):
    “İşte ben bu hadisi Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den ezberledim dedi.”
    Müslim 2942/119, İbni Mace 4074

     

Sayfayı Paylaş