Cuma Hutbesi Allah Korkusu

Konusu 'Vaaz-Hutbe' forumundadır ve Magrip tarafından 3 Nisan 2009 başlatılmıştır.

  1. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Allah Korkusu

    --------------------------------------------------------------------------------

    Muhterem Müslümanlar!
    İnsanları iyilikte devam ettiren, kötülüklerden koruyan şey Allah korkusudur. Bu korku olmasa ihtirası gemlemek ve kötülüğü önlemek imkânsız hale gelirdi.

    Allah korkusu, ibadetin ziyneti ve mânevi terakkinin merdiveni-dir.
    Allah korkusu, kalbte yanan bir nurdur ki, insan hayır ve şerri onunla görür.

    Allah korkusu, Cenab-ı Hakk'a itaat edip isyan etmemek, hatırla-yıp unutmamak ve şükredip küfrân-ı nimet etmemektir.

    Allahü Teâlâ; mü'min kullarını, ebedî hayatın saadetlerine eriş-tirmek için, İslâmiyet caddesinin kenarlarına, âhiret hayatının tehli-kelerini gösteren işaretler koymuştur. Peygamber Efendimiz de bu işaretlere dikkat göstermemizi tavsiye edip, «Darlıkta ve varlıkta Allah (m emirlerine karşı koymak) tan sakın» (1), buyurmuştur.
    Cenâb-ı Hak, vukû'u haber verilen hayattan korkmayan kimsele-re adl-i ilâhisini icra için birtakım müeyyideler koymuştur.

    Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz, biz üm-metlerini uyarmak için açıklamadık bir husus bırakmamıştır.
    «Şayet siz, benim bildiğimi bilmiş olsaydınız elbet az güler çok ağlardınız». Ashab üzerine bundan daha dehşetli bir gün gelmemişti. Yüzlerim kapayarak ağlaştılar (2).

    Cenâb-ı Fahr-i Kâinat (s.a.v.), ilerideki felâketin vahametini bil-dirmekle beraber kurtuluşun yollarını da bize göstermiş ve «Yanm hurma ile olsa bile cehennemden sakının» buyurmuştur (3).

    İnsan, yaptığı işlerin Allah tarafından görüldüğünü hakkıyle bi-lirse kendini kötülükten çeker. Eli harama, dili yalana cür'et edemez. Bu bilgi; kötülüğe karşı ayakta bağ, elde kelepçe, dudakta kilid ve iyi-lik yapmakta muharrik bir kuvvet olur. Efendimiz buyuruyorlar ki:
    «Kişiye ilim olarak Allah korkusu yeter. Bir ferde cehalet bakı-mından kendi nefsini beğenmesi kâfidir» (4).

    Ne irfandır veren ahlâka yükseklik ne vicdandır, Fazilet hissi insanlarda, Allah korkusundandır.

    Bir mü'min, Cenâb-ı Hakkın emirlerine aykırı hareket edemez, her ân Allah'ın murakabesi altında bulunduğunu bilir ve «Rabbirnin fermanını dinlemeyip onun rahmetinden uzak kalırsam hâlim nasıl olur?» diye ürperir. İşte, onun kalbinde doğacak bu hâl, «Hikmetin ba-şı Allah korkusudur» (5), hadîs-i şerifinde haber verilen korkudur.
    «
    Allah'tan korkmanın alâmeti, dâimi bir üzüntüdür. Allah'tan korkmak, muayyen bir zamana ve belirli bir mekâna mahsus değildir. Bunun için Peygamber Efendimiz, «Nerde olursa ol Allah'tan kork. Bir kötülüğün ardından onu (silip) yok edecek iyilik yap. İnsanlara karşı güzel huylu ol» (6>, buyurmuştur.

    Aziz mü'minler! ,
    Hutbemizin başında okuduğum âyet-i kerimede Cenâb-ı Hak bu-yuruyor ki:
    «Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimseler için iki cen-net vardır» (7).

    Resûlullah Efendimiz de hadîs-i şeriflerinde, «Kıyamet günü hiç-bir kul; ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne iş yaptığından, ma-lını nerede kazanıp nereye harcadığından, bedenini nerede mahvetti-ğinden sorulmadıkça ayağını yerinden ayıramaz» buyurmaktadır.

    Kişinin anne ve babasından bile kaçacağı kıyamet günü .gözler dehşet ile berelecek, dizlerde vücudu taşıyacak kuvvet kalmayacaktır.

    Buyruluyor ki: «Allah Teâlâ'nın haram kıldıklarından kapanan, yüce Allah'ın yolunda uyanık duran ve Allah korkusundan yaş döken gözden başka kıyamet günü her göz ağlayıcıdır» (8).

    Bir günah, küçük de olsa, sahibinin yüzünde kara ve kalbinde yaradır. Tevbe suyu ile yüzünün karasını temizlemeyen kimse, ahiret endişesinden kurtulmuş sayılamaz. Efendimiz bir hadîslerinde şöyle buyurmaktadırlar:

    «Biriniz kendi nefsinde yaptığı en küçük günâhından (sorumlu) tutulmaktan korksun» (9).

    Akl-ı selim erbabı, takvaya sahip çıkar. Sermayesi takva olanın kârını, diller anlatmaktan âcizdir.

    Bir insan, ahiret hayatının kaygusunu kalbinde duyarsa ona gö-re tedbirini alır. Asla vurdum duymazlık edemez. Zira ahiret kaygu-sunu atan kimse ya kendini mes'ûliyetten uzak görmüş veya âhirete olan imanı sönmüş demektir. Bu iki ihtimalden uzak bulunan kimse, ahiret için çalışmayı ihmâl edemez. Alemlerin Fahr-i Ebedisi Efendi-miz şöyle buyurmaktadır: Kim korkarsa, gecenin başlangıcında yola çıkar. Kim gece er-ken yola çıkarsa menzile ulaşır. Haberdar olunuz. Allah'ın metil çok pahalıdır. Haberiniz olsun! Allah'ın metâı cennetdir» (10).
    Allah gibi yardımcı, Resûluüah gibi yol gösterici, takva gibi azık ve sabır gibi faydalı iş yoktur.

    Takvaya sahip olmak isteyen günahları terk etmek zorundadır. Çünkü âsînin kalbinde takva gülü açmaz. Allah korkusu olmayan kalp, taştan daha serttir. Gökten ne kadar rahmet yağsa taşın üzerin-de gül ve sünbül yetişmez. Allah korkusu, demir gibi kalbi hamura, taş gibi gönlü toprağa çevirir.

    Rahmet-i ilâhiden feyz alan bir kalp, her türlü manevî terakki s/e îslâmî kemâle lâyık olur.

    Hutbemize bir âyetin meâliyle son verelim:
    «Allah size (asıl) kendisinden korkmanızı emrediyor» (11

    Alıntı
     

Sayfayı Paylaş