çalışmak ile ilgili atasözleri

Konusu 'Atasözleri ve Deyimler' forumundadır ve Oyuncu tarafından 24 Ocak 2010 başlatılmıştır.

  1. Oyuncu

    Oyuncu Active Member

    Katılım:
    21 Ocak 2009
    Mesajlar:
    6.259
    Beğenileri:
    1
    Lafla peynir gemisi yürümez:
    Maksada ulaşmak, ancak çalışmakla olur. Bir kişinin “Şöyle yaparım, böyle ederim…” diye söylenmesi hiçbir işi hâlletmez. Ancak söylediğini yapanlar sonuca ulaşır. Aksi takdirde boş laflar, atıp tutmalar ve kuru övünmeler ile iş yürümez.
    Yapamayacağı şeyleri çok kolaymış gibi anlatarak olduğundan büyük görünmek isteyen kişiler hakkında söylenir.

    Lafla pilav pişerse, deniz (dağ) kadar yağı benden:
    Söz söylemek, iş görmeye ve başarı elde etmeye yetmez. Çalışarak hedefe ulaşılabilir. Yoksa söz söylemeye gelince herkes yüksekten atabilir. İnsanların olduklarından daha üstünmüş gibi görünmeleri hiçbir işi hâlletmez. Eğer bu tutum geçerli bir yol olsaydı, kişiler birbirlerinden daha fazla palavra söyleyerek başarılı olurlardı. Marifet çalışmak, didinmek ve gayret saf etmektedir.
    Kuru sözler ile kendini övenlere karşı bir ikaz sözü olarak söylenir.

    Zahirenin ambarı sabanın ucundadır.
    Hangi iş olursa olsun, olumlu sonuç açısından mutlaka yeterli bir emeği, özenli bir çalışmayı gerekli kılar. sözgelimi bir çiftçinin bol ürün alabilmesi için toprağını en iyi şekilde sürmesi, işlemesi ve çok çalışması gerekir.

    Zahmetsiz rahmet olmaz.
    Sıkıntı çekmeden, güçlüklere göğsü germeden, yorulup emek vermeden, uğraşıp didişmeden, kimi masraflara da girmeden olumlu, güzel, hoş bir sonuç elde etmek mümkün değildir. Unutmayalım ki, Yüce Allah, çalışanları sever; onlara rahmet eder.

    Açık ağız aç kalmaz.
    Çalışan, didinen, ne istediğini bilen, bıkmadan usanmadan bunu dile getiren kişi geçim yolunu bulur; muhtaç duruma düşmez, aç kalmaz.

    Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.
    Vakit ve fırsat varken (yazın) çalışmayan, tembel tembel oturan, keyfini düşünen kimse, fırsat kaçtıktan sonra, çalışmanın zor olduğu günlerde (kışın) geçim sıkıntısı çeker; perişan olur, aç kalıp yoksul düşer.

    Akan su yosun (pislik) tutmaz.
    Bilinen bir şey ki, devamlı akan su kendini ve yatağını temiz tutar; hareketsiz ve birikinti hâlinde olan su da aksine mikrop ve pisliği bünyesinde taşır. Denebilir ki hareketlilik, canlılık ve çalışkanlık insanı canlı ve üretken yapar; iyimser kılar, kötülükten uzak tutar, düşkünlüğünü önler; böylece de o insan hem kendine, hem de başkalarına yararlı olur.

    Akıl yaşta değil baştadır.
    İnsanın yaşlanması, aklının artması anl----- gelmez. İnsan büyüyebilir fakat aklı (kıt) kalabilir. Biliriz ki, pek çok genç yaşça büyük olanlardan daha akıllıdırlar. İnsanlar yaşlandıkça tecrübe sahibi olabilirler ama tecrübe akıllı olanların işine yarar, akılsızların değil.

    Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer.
    1. Yazın o sıcağında durmayan, güneşe aldırmadan çalışıp kazanan, yiyeceğini hazırlayan kişi kışın rahat eder; hiç sıkıntı çekmez. 2. Gençlikte çalışıp kazanan, har vurup harman savurmayan, varlık edinen kişi ihtiyarladığında rahat eder; sıkıntı çekmeden hayat sürer
     

Sayfayı Paylaş