Arapça, Arap Alfabesi ve Kullanıldığı Yerler

Konusu 'Arapça öğrenmek' forumundadır ve Magrip tarafından 9 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

  1. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Arapça alfabesi toplam 28 harften oluşur. Osmanlıcada Arap harflerinin yanı sıra Farsçadaki p , ç ve harflerini de kullanmışlardır. Bu 31 harfin dışında Türkçedeki ince g ünsüzünü belirtmek için kef harfine bir çizgi eklenerek gef, genizsi n ünsüzü için üç nokta eklenerek nef (sağır kef, kâf-ı nunî), lam ile eliften lamelif, hemze ile h harfinin ünlü şekli olan hâ-i resmiye harfleri oluşturulmuştur.

    [​IMG]

    Osmanlıca sağdan sola doğru yazılır. Arap harflerinde temel ve küçük harf ayrımı yoktur. Noktalama işaretlerinde kesin kurallar bulunmamaktadır. Arap harfleri sözcüklerin başında, ortasında ve sonunda farklı biçimde yazılır. Bazı harfler (dal, zel, re, je, vav bir sonraki harfle birleşmez.


    [​IMG]

    Arap harflerinin Türkçedeki zengin ünlü sistemini karşılamada yetersiz olduğu düşünülür. Örneğin Arap alfabesindeki elif Türkçedeki a ve e ünlüsünün karşılığıdır ya da Türkçedeki u, ü, o, ö ünlülerinin yerine Arapçada yalnızca harfi vardır, bu aynı zamanda v ünsüzünün de karşılığıdır.


    Tanım
    Osmanlı Devleti dahil, İslam dininin yayıldığı coğrafyada büyük ölçüde benimsenmiş, Latin alfabesinden sonra dünyada yazı dili olarak en çok kullanılan yazı sistemidir.
    Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1928 yılında Latin alfabesiyle yazı sistemine geçmiştir. Arap alfabesi MS 2-4. yüzyıllar arasında Nebati yazısından gelişmiş olmakla birlikte günümüze ulaşan en eski yazı örnekleri MS 6 yüzyıla (Zebed 512, Harran 568) aittir. Sağdan sola yazılan Arap alfabesinde bulunan 28 ünsüzün, 22 tanesi Sami alfabesinden geçerken şekil değişikliğine uğrayan sesler olup, geri kalan altı ses Arapça’ya özgüdür

    Günümüzde Arap harflerin kullanıldığı diller :

    Orta doğu ve Orta asya
    Irak'ta Kürtçe ve Türkmence;
    İran'da Farsça, Azeri Türkçesi, Kürtçe, Beluci, ve diğer bölgesel diller;
    Afganistan'da Dari (Farsça), Peştu, Özbekçe, Türkmence, Tacikçe (Farsça'nın bir koludur) ve diğer bölgesel diller;
    Tacikistan'da İran'da basılmış Tacikçe kitaplar. Tacikistan'da resmî olarak Kiril alfabesi kullanılmaktadır.;
    Çin'de Uygurca. Latin alfabesine 1969'da geçildikten sonra, 1983'de geri Arap harflerilyle yazılmışdır.;
    Kazakça Pakistan, İran, Çin, ve Afganistan'da Arap harflerilyle yazılmaktadır;
    Kırgızca Çin'de Arap harflerilyle yazılmaktadır.

    Doğu Asya
    Çince bazı Huiler (Müslüman Çinliler) tarafından Xiao'erjing alfabesiyle yazılmaktadır.

    Güney Asya
    Pakistan'da Urduca, Pencapi (Şahmuhi harfleriyle), Sindhi, Beluci, Keşmiri ve Peştu.
    Hindistan'da Urduca ve Keşmiri
    Sri Lanka ve Hindistan'ın Tamil Nadu ve Kerala eyaletlerinde Tamil dili Müslümanlar tarafından Arvi dili olarak Arap harfleriyle yazılmaktadır.
    Maldiv adalarında Dhivehi dili Tana harfleriyle yazılmaktadır.

    Güney Doğu Asya
    Bruney'da Malay dili Jawi alfabesiyle yazılmaktadır. Bu harfler aynı zamanda dini sebepler için Malezya, Endonezya, Güney Tayland ve Filipinler'de kullanılmaktadır.

    Afrika
    Beja dili, Kuzey Doğu Sudan;
    Komor dili, Komor Adalarında;
    Hausa dili, Acemi alfabesiyle;
    Mandinka dili, Acemi alfabesiyle;
    Fula dili, özellikle Gine'deki Pular halkı Acemi alfabesini kullanmkatadır;
    Volof dili, Senegal'deki zaviyelerde, Volofal diye isimlendirilen alfabeyle.
    Berberi dilleri Magrip ülkelerinde Arap harflerilyle yazılmaktadır.

    Geçmişte Arap harflerin kullanıldığı diller:

    Afrika
    Afrikaans, Güney Afrika'ya Güney Doğu Asya'dan köle olarak getirilen Müslüman Maleyler tarafından. Örnek olarak Sultan Abdülâziz'in Güney Afrika'ya kadı olarak tayin ettiği Ebu Bekir Efendi Uiteensetting van die Godsdiens) adlı eserini Arap harfleriyle yazmışdır;
    Fas'taki Berberi dillerinden Taşelhit ve Tamazghit;
    Etiyopya'da konuşulan Harari dili, günümüzde Ge'ez alfabesiyle yazılmaktadır.
    Yukarıda ismi geçen Batı Afrika dilleri (Hausa, Fula, Mandinka, ve Volof resmi olarak Latin alfabesiyle yazılmaktadır;
    Madagaskar'daki Malagasy dili eskinde Sorabe harfleriyle yazılmaktaydı;
    Nubi dilleri;
    Swahili, 19. yüzyıildan beri Latin alfabesini kullanmakta;
    Somali dili, 1972'den beri Latin alfabesini kullanmakta;
    Batı Afrika'da konuşalan Songay dilleri, özellikle Timbuktu'da;
    Batı Afrika'da konuşalan Yoruba dili

    Orta Asya ve Rusya
    Başkır, 1928'e kadar;
    Çağatay;
    Çeçen dili, 16. yüzyıldan 1928'e kadar [1]);
    Kazakistan'da Kazakça, 1930'lara kadar;
    Kırgızistan'da Kırgızca, 1930'lara kadar;
    Tatarca (İske imlâ ve Yaña imlâ), 1928'e kadar;
    Türkmenistan'da Türkmence;
    Özbekistan'da Özbekçe;
    Sovyetler Birliğinde oturan Müslümanlar 1928'e kadar Arap harflerini kullandılar.

    Güney Doğu Asya
    Malezya ve Endonezya'da Malay dili; Filipinler'de Maguindanao ve Tausug dilleri.

    Avrupa
    Arnavutça;
    Azerbaycan'da Azeri Türkçesi, 1928'e kadar;
    Boşnakça;
    Leh dili (Polonyaca), Lehistan'da oturan Lipka Tatarları arasında;
    Belarusça, Lehistan'da oturan Lipka Tatarları arasında, bakınız Belarus Arap harfleri;
    Mozarapça, İber Yarımadası'nda Müslümanlığın etkisi altında bulunan bölgelerede Aljamiado harfleriyle (ve daha sonra Aragonca, Portekizce, ve İspanyolca, bakınız Aljamiado;
    Türkiye'de Türkçe ve Kürtçe, 1928'e kadar. Türkçe yaklaşık bin sene Arap harfleriyle yazıldıktan sonra, 1928'deki Harf Devrimi'nden sonra Latin alfabesiyle yazılmaya başlamışdır.

    Kaynakça
    Özhan Öztürk (2005). Karadeniz: Ansiklopedik Sözlük. 2 Cilt. Heyamola Yayıncılık. İstanbul.
     
  2. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Arap alfabesi

    Arap dili alfabesi 28 harften oluşur. Bu harfleri oluşturan temel şekil sayısı ise 17'dir. Arap yazısı sağdan sola doğru akış sergiler. Harflerin tamamı sessizdir (sâmit). Harflerin seslenmesini sağlayan, ancak dinî metinler ve şiirler dışında pek kullanılmayan işaretler hareke ismini alır. Arap harfleri, sözcüğün başında, ortasında ve sonunda bulunmalarına göre kısmi değişiklikler gösterir.
    Arap alfabesitarihte ve günümüzde sadece Arapların kullandığı bir alfabe olmamış, özellikle İslam'ın başka topluluklar tarafından da kabul edilmesiyle Türkler, İranlılar, Pakistanlılar gibi Asya'daki diğer Arap olmayan unsurlar tarafından da kullanılmıştır. Günümüzde de Arap ülkeleri dışında İran, Pakistan, Afganistan gibi ülkelerde kullanılmaktadır. Ancak, Arapça dışında kullanıldığı dillerdeki farklı sesler için, alfabenin temel şekilleri üzerinde küçük değişiklikler yapılmıştır. Örneğin; Farsça ve Türkçe'deki "ç" sesi Arap alfabesinde olmadığı için önce İranlılar ve Türkler ج (cim/c) harfi üzerinde küçük bir değişiklik yaparak چ (çîm/ç) şeklini kullanmışlardır.

    Arapça bir metin örneği

    كان يوما سعيدا وممتعا. فكم كانت عائشة فرِحة وهي. تتصفح كتبها الجديدة. إنها لم تكن تتوقع أن أحلامها تتحقق بهذه السرعة. لقد كانت عائشة بلغت مناها. كانت تهمس إلى نفسها في ابتهاجٍ. فتقول يا لحسن حظي! ترى هل كنت أكثر من سائحة! كنت شخصا غرِيبا في هذه المدينة بالأمس. فجمعني القدر هنا بفتاة لم تكن بيني وبينها صلة من قبل. استقبلتني بحفاوة وضيفتني في بيتها. وساعدتني بأقصى إمكاناتها. وخصصت لي أسرتها حجرة في بيتها.
    Çok hoş ve mutlu bir gündü. Ayşe, yeni kitaplarının sayfalarını çevirip göz atarken ne kadar da mutluydu. O, hayallerinin bu kadar çabuk gerçekleşebileceğine inanmıyordu. Ayşe muradına ermişti (amacına ulaşmıştı). Sevinerek kendi kendine mırıldanıyordu: Ne kadar da şanslıyım, diyordu. Yahu ben sade bir turisttim! Daha dün, bu kentte yabancı biriydim. Kader beni burada bir genç kızla karşılaştırdı, oysa daha önce aramızda hiçbir ilişki yoktu. Beni sıcak karşıladı, evinde konuk etti. Ve bütün imkanlarıyla bana yardım etti. Ailesi bana evinde bir oda tahsis etti. cok guzeldı ama herkez mutluydu kımını parası vardı kımını parası azdı ama cok eylengelıydı herlez cok sevınclıyıdı DUBAİ seyk ının parası vardı ama parası bıyada kap,i cok temızdı. ben TURKİYE lıyım ama DUBAİ yıyıde cok sevdım cok guzel yer insanlar da bıraz kültür yok ama olsun.insalarda cok para var ama baska ülkeleride horgormemelıerını ısterım zaten hor gormuyolardırda olsun, DUBAİ ban baska bıyer neyse DUBAİ işte boyle bıyer cok guzel yani



    Arapça konuşulan ülkeler

    Arapça, aşağıdaki ülkelerde resmi dillerden biridir veya çok yaygın olarak kullanılır: Cezayir, Bahreyn, Çad, Komor Adaları (Federal İslam Cumhuriyeti), Cibuti, Mısır, Etiyopya, Gazze Şeridi, İran, Irak, İsrail, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Libya, Moritanya, Fas, Amman, Katar, Suudi Arabistan, Somali, Sudan, Suriye, Tunus, Birleşik Arap Emirlikleri, Batı Şeria, Batı Sahra, Yemen.


    Önemi

    İslamiyet'in Arapların dışında yayılmasıyla birlikte, bu dinin kutsal kitabının dili Arapça, sadece Türkler değil diğer milletler için de önemli ve öğrenilmesi gerekli bir dil kabul edilmiştir. Diğer yandan Türk milletinin kültür mirasının vazgeçilmez parçaları olan el yazması ve basılı binlerce eserin Arapça ile yazılması, milletimiz bu dilin önemli dillerden kabul etmesi sonucunu doğurmuştur. Türklerin, Arapça konuşan toplumlarla Selçuklulardan itibaren gittikçe artan siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkileri de bu dilin Türk toplumundaki önemini artıran etkenlerden olmuştur.
    Türk milletiyle ilişkisinin tarihi boyutu bir an olarak göz ardı edilse bile, Arapça günümüzde de önemini ve dünya dilleri arasındaki etkinliğini gittikçe artıran bir dildir. Zira Arapça 22 Orta Doğu ülkesinde 200 milyona yakın bir nüfus tarafından konuşulan bir dildir. Ayrıca 24 Arap olmayan Müslüman ülkede 1 milyara yakın bir nüfus tarafından kullanılan bir dildir. Petrol üretimi ve petrokimya endüstrileri sebebiyle dünyanın ilgisi birçok Arap ülkesinin ekonomileri üzerindedir. Uluslararası ticaret, politika bilimi, uluslararası hukuk ve kültür tarihiöğrencileri, Arapça öğrenerek çok şey kazanabilirler. Antik arkeoloji ve Mısır'daki piramitler, sfenksler gibi tarihi eserler ve Arapça'nın edebi yoğunluğu, Arapça öğreniminin önemini artıran öğelerdir. Bütün bu açıklamalar günümüzde neden Arapça öğrenilmeli sorunu bir ölçüde açıklamaya yetecektir.
    Günümüzde, İlahiyat fakülteleri, Fen Edebiyat fakültelerinin Doğu Dilleri Bölümü ve Gazi Eğitim Fakültesinin Arapça Öğretmenliği bölümü dışında pek fakültenin Türk Dili ve Edebiyatı ve Tarih Bölümlerinde Arapça yardımcı ders olarak okutulmaktadır. Arapça ilahiyat fakültelerinin temel derslerinin başında gelmektedir. Ona bu niteliği İslami kaynaklarının hemen tümünün Arapça olması ve bu dil bilinmeden bu alanda araştıma yapmanın imkansız olmasıdır.


    Arap dili ve yazısı

    Arapça, Afro-Asyatik (Hamito-Semitik)'dillerin alt grubundaki Semitik dil ailesine mensuptur. Arapça, Arabistan yarımadası lehçeleri, Irak lehçeleri, Suriye lehçeleri, Mısır lehçeleri ve Kuzey Afrika lehçeleri gibi beş ana lehçe öbeğine ayrılır. Bu dil Arap Yarımadası'ndan Bereketli Hilal (The Fertile Crescent) boyunca Atlantik Okyanusu'na kadar ulaşan geniş bir alanda konuşulan dünyanın önemli dillerinden biridir.
    Dünyada yaklaşık 215 milyon insanın anadili olan Arapça, bir milyarı aşkın müslümanın ibadet dili olması yanı sıra, Suudi Arabistan, Yemen, Birleşik Arap Emirlikleri gibi 22 Arap ülkesinin resmi dilidir. Bu dilin dünyadaki önemi ve rolünün büyüklüğü sonucunda, Birleşmiş Milletler Örgütü 1974'de Arapça altıncı resmi dil kabul etmiştir.
    Arapça büyük medeniyet, kültür ve imparatorluklar doğuran dillerdin başında gelir. Arapça'nın kullanımı 7. yüzyıla kadar Arap Yarımadası içine sınırlı kalmış, İslamiyetin gelişiyle birlikte Arap yarımadasının dışında büyük bir hızla yayılarak, Irak, Suriye, Mısır ve Kuzey Afrikayı kuşatmış, oradaki dillerin yerini almış ve bir kültür ve medeniyet dili olmuştur. Sonraki asırlarda İslami fetihlerin sürmesiyle Arapça doğuda Afganistan ve en batıda İspanya'ya kadar uzanan bölgede konuşulan dil haline gelmiştir. Ayrıca Osmanlıca dilinde büyük bir rol oynar.
    Arap alfabesinin, Nabat dilinden türediği kabul edilmekle birlikte nasıl, ne zaman ve nerede oluştuğu konusunda kesin bilgiler bulunmamaktadır. İslam'dan önceki cahiliye diye adlandırılan dönemde edebiyat özellikle şiir çok üst düzeylere çıkmıştı. Ancak yine de yazma konusunda ileri seviyelere ulaşılmamıştı. Muhammed devrinde iki alfabe kullanılıyordu:
    • Nash: Kitap ve yazışmalarda kullanılan, yuvarlak harflerle ve bitişik olarak yazılmış el yazısı şekli
    • Kufi: Çoğunlukla dekoratif amaçlar için kullanılan keskin köşeli harfleri olan yazı şeklidir.
    Arap alfabesi 28 harften oluşur. 28 harfli şimdiki alfabe temel olarak harflerin üzerine ya da altına koyulan işaretlerle (hareke)belirtilen sesli ya da sessiz harflerden oluşur. Bu işaretler genelde kullanılmamalarına rağmen, ortaokul kitaplarında ve Kuran'ın tüm basımlarında yer alır. Diğer Semitik diller gibi Arapça da sağdan sola doğru yazılır. alfabe Farsça, Urdu ve Peştuce, Sindhi(sadece Pakistan'da) gibi diğer birçok dilde de kullanılır. Arapçada harfler tek başlarına, sözcük başında, sözcük ortasında ya da sözcük sonunda olmalarına göre değişik biçimler alırlar. Arapçada üç sözcük türü vardır: fiil, ad, harf ya da edat. Adların eril ve dişil biçimleri vardır.
    Konuşulan Arapça doğal olarak ülkeden ülkeye değişir. Fakat klasik Arapça, Kuran dili, 7. yüzyıldan beri büyük ölçüde değişmeden kalabildi. Dilin standartlaştırılması ve geliştirilmesinde büyük bir itici güç olarak yer aldı. Farklı ülkelerden gelen eğitimli Araplar buluştuğunda, genellikle klasik Arapça aracılığıyla iletişim kurarlar. Arap Yarımadası'nın Güney kıyısında güney Arapça olarak bilinen birçok lehçe konuşulur. Fakat bu diller kuzeyin Arapça'sından o kadar farklıdır ki güney Arapça çoğu zaman ayrı bir dil olarak kabul edilir. Modern Arapça; temel sözcükler, morfoloji ve sözdizimi bütünü bakımından Kur'an'daki gibidir.
    Günümüzde yaygın olan pek çok dil Arapça'nın zengin söz varlığından pek çok sözcük almıştır. Türkçe'de pek çok Arapça kökenli sözcük bulunmaktadır. Ayrıca İngilizce'ye, birçoğu Arapça'nın ön eki -al ile başlayan birçok sözcük katmıştır. Bunlardan bazıları; algebra, alcohol, alchemy, alkali, alcove, ve albatrostur. Diğerleri ise; mosk, minaret, sultan, elixir, harem, girate, gazelle, cotton, amber, sofa, mattress, tariff, magazine, arsepial, syrup, sherbet ve artichoke. "Coffee" (kahve) de İngilizce'ye Türkçe ve İtalyanca yoluyla giren Arapça bir sözcüktür. "Assasin" (suikast) sözcüğü "haşhaş bağımlıları" anlamındaki benzer bir Arapça sözcükten gelir.

    [​IMG]
     
  3. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    ARAPÇA. İslam dininin ortaya çıktığı 7. yüzyıl başlarında Arapça yalnız Arabistan Yarımadası'nın kuzey bölümünde konuşulu*yordu. Hz. Muhammed'in 632'de ölmesinden sonra İslam diniyle birlikte Arapça da Eski-dünya'nın güney yarıküredeki bölümünde ya yıldı .

    Günümüzde Arapça, Arap Yarımadası'ndaki Suudi Arabistan, Yemen Arap Cumhuriyeti, Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti, Birleşik Arap Emirlikleri, Ka*tar ve Kuveyt'in yanı sıra Ortadoğu'daki "Bereketli Hilal" ülkeleri (Suriye, Lübnan, Ürdün ve Irak) ile Kuzey Afrika'daki Mısır, Sudan'ın kuzeyi, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas'ın da ulusal dilidir. Bütün bu ülkelerde Arapça konuşanların sayısı 120 milyonu ge*çer. Arapça, bu ülkelerin güneyinde ve doğu*sunda bulunan komşu ülkelerin pek çoğuna da yayılmıştır. Ayrıca, Asya ve Afrika ülkele*ri ile Avrupa'da yaşayan Müslümanlar ibadet dili olarak Arapça'yı kullanırlar.

    Arapça bir Sami dilidir. Öteki Sami dilleri arasında İsrail'de konuşulan ve Yahudi dinsel geleneğiyle Kutsal Kitap'ın Eski Ahit (Tevrat ve Zebur) bölümünün dili olan İbranice ve Etiyopya'nın ulusal dili olan Amhara dili bulunur. Sami dilleri, Kuşi (örneğin Somali dili), Çad (örneğin Hausa dili), Berberi ve eski Mısır dilleri gibi Afri*ka'da konuşulan bazı dil aileleriyle de yakın*dan ilişkilidir.

    Arapça'nın çok sayıda lehçesi vardır; bir Yemenli Fas'ta bir pazar yerindeki günlük konuşmayı izleyemez. Arapça'nın günümüz*deki lehçeleri, İslam'ın kutsal kitabı Kuran'ın yazıldığı klasik Arapça'dan oldukça farklıdır. Bununla birlikte, bütün Arap dünyasında iletişim ve yayıncılık gibi kamu hizmetlerinde kullanılan çağdaş standart Arapça, klasik Arapça'ya oldukça yakındır ve Arapça konu*şanların çoğu tarafından anlaşılır.

    [​IMG]


    Alfabe ve Yazı

    Arapça sağdan sola doğru yazılır ve satırlar Türkçe'de olduğu gibi yukarıdan aşağıya doğ*ru sıralanır. Arapça bir kitabın ilk sayfası, Türkçe bir kitabın son sayfasının yerindedir
    Arap alfabesindeki 28 harfin hepsi aslında ünsüz olduğu halde, altlarına ya da üstlerine konulan ve hareke adı verilen özel işaretler yardımıyla üç kısa ünlü ile birlikte okunur. Bu harflerin verdiği seslerin bir bölümü Türkçe' de ve başka dillerde bulunmaz. Ayrıca, çoğu dilde ve Türkçe'de tek harfle gösterilen ince ve kalın k gibi bazı sesler için Arap alfabesin*de iki harf vardır. Örneğin kemal ve kajem sözcüklerindeki k sesleri iki ayrı harfle (kefve kaf) yazılır. Arap alfabesinde z, s ve h seslerini veren üçer ayrı harf bulunur (zel, ze, zı; se, sin, sad ve ha, hı, he). 28 harfin dışında, lâmelif adı verilen ve alfabede göste*rilmeyen bir harf daha vardır. Bu harf, lâm ve elif harflerinin birleşmesinden oluşmuştur .

    Arap harflerinin kısa ünlü olarak okunma*sını sağlayan harekelerden üstün (fetha), har*fin üzerine konur ve a'ya yakın, açık bir e sesi verir (kedi'deki değil, kendi'deki e sesi gibi). Esre (kesra) harfin altına yazılır ve harfi i sesiyle birlikte okutur. Ötre (zamme) ise harfin üzerine yazılarak u sesiyle okutur. Harekelere günlük kullanımda yer verilmez; bu işaretler daha çok Kuran'da, şiir kitapla*rında ve çocuk yayınlarında, yanlış okumayı önlemek için kullanılır.
    Arapça'da uzun ünlüler, elif (uzun a için), vav (uzun u için) ve ye (uzun i için) harflerinin yardımıyla ve bazen uygun bir harekeyle birlikte gösterilir.

    Arap yazısında Latin alfabesindeki gibi bü*yük ve küçük harf ayrımı yoktur. Yalnız, söz*cüğün başında, ortasında ya da sonunda oluş*larına göre harflerin yazılışı değişir. Kendin*den sonra gelen harfle bitişmeyenler dışında*ki bütün harflerin, sözcük içindeki yerlerine göre üç değişik biçimi vardır.

    Arap yazısı, İslam dininin benimsendiği ülkelerdeki pek çok dilin yazılmasında kulla*nıldı. Bunun için genellikle belli uyarlamalar yapıldı. Örneğin Farsça'nın yazılabilmesi için Arap yazısına p, ç ve / (pe, çim ve je) seslerini göstermek üzere yeni harfler eklendi. Türkler 10. yüzyılda Arap alfabesini kullanmaya baş*layınca, Türkçe'nin bazı seslerini gösterebil*mek için Arapça'daki harfler üzerinde küçük değişikliklerle yeni harfler türettiler. Türkçe gibi Malay, Svahili ve Hausa dillerinin yazı*mında da artık Arapça kullanılmamaktadır. Öte yandan, İran'da Farsça, Afganistan'da Peştu ve Pakistan'da Urdu dillerinin yazımın
    85) yazdığı Hayy ibn Yakzan adlı roman Ortaçağ Avrupa'sında yaygın bir üne kavuştu ve birçok batı diline çevrildi.

    Arap-İslam dünyasında parçalanmalann başlaması ve yeni odakların oluşmasıyla Bağ*dat, Nişabur, Kahire, Kurtuba (Cordoba) ayrı birer kültür merkezi durumuna geldi. Tuğrai (ölümü 1119), Bahaeddin Züheyr (1186-1258) gibi şairler, gezgin İbn Battuta (1304-69) ve büyük bir İslam tarihçisi olan İbn Haldun (1332-1406) bu dönemin ünlü yazarla*rındandır. Arap düzyazı edebiyatımn en tanın*mış yapıtı Binbir Gece Masalları'nm da ilk kez 14.-16. yüzyıllarda derlendiği sanılmaktadır.

    Uyanış Dönemi

    Araplar'ın el-Nahda dedikleri uyanış dönemi 19. yüzyılda başladı. Arap ülkeleri arasında Mısır, batı uygarlığının ürünlerine yönelen ilk ülke oldu. Modern okullar açıldı, kitaplıklar kuruldu, çeşitli yapıtlar Arapça'ya çevrildi. Mısır'da Batılılaşma akımını başlatanlar Lüb*nanlı ve Suriyeli Hıristiyan Araplar'dı. 16. yüzyıldan beri batı okullarında eğitim görmüş bir Hıristiyan aydın kuşağı yetişmişti. Halep Hıristiyanlan arasında 17. yüzyıl sonuna doğ*ru arı Arapça akımı gelişmeye başladı. 1725'te Halep Marunileri'nin piskoposu Cer-manos Ferhat (ya da Cebril bin Ferhat), kendi çevresinde bir edebiyat okulu kurarak Arapça dili üzerine araştırmalara girişti. Lüb*nan'da şairler ve yazarlar yeni bir edebiyat dili oluşturmaya başladılar. Mecma'el-Bah-reyn (1850) adlı yapıtıyla Nazif bin Abdullah el-Yazıcı (1800-71) bu şairlerin öncülerinden-dir. Ayrıca Butrus el-Büstani (1819-83) dilbi*lim ve ansiklopedik kitaplarıyla bu akımın gelişmesine katkıda bulundu. Mısır'da Ah-mad Şauki (1868-1932) Mısır'ın kurtuluş sava*şını yansıtan şiirleriyle, Suriyeli Corci (ya da Jirji) Zeydan (1861-1914) tarihsel romanlarıy-la bu akımın öncülüğünü yaptılar. Arap ede*biyatı rönesansı olarak da bilinen bu dönem*deki gelişmelere karşın Arap edebiyatçıları çok zengin bir birikime dayanan eski Arap edebiyatının etkisinden kurtulamamışlardı.

    Çağdaş Edebiyat

    İlk çağdaş edebiyat örnekleri I. Dünya Savaşı sonrasında görülmeye başladı. Bu dönemin yazarları daha çok İngiliz ve Fransız edebiya*tının etkisinde kalarak Romantizm'i benimsediler. Bunun yanı sıra, Mısırlı Muhammed Teymur (1892-1921) ile kardeşi Mahmud Teymur (d. 1894) ve Tahir Laşin gibi kısa öyküler yazan yazarlar ortaya çıktı. Mahmud Teymur yapıtlarında Mısır'ın toplumsal yaşamını, paşaların egemenliği al*tındaki ülkesinin insan ilişkilerini, düzenin bozukluklarını gerçekçi bir bakışla yansıttı. Lübnanlı Marun Abud (1886-1962) öykü ve romanlarında Lübnan köylülerinin yaşamları*nı yazdı.

    Lübnan'dan ABD'ye göçen bir grup aydın, ABD'de ingilizce ve Arapça dergiler, kitap*lar yayımladılar. Eski edebiyat geleneğini yadsıyıp yeni bir anlatım biçimi oluşturmaya çalışan bu aydınların en ünlüsü Halil Cib-ran'dır.

    II. Dünya Savaşı'ndan sonra, yurtlan İsrail' ce işgal edilen Filistin halkının direnişi edebi*yatı da etkiledi. Halkının acılannı yansıtan Filistinli şair ve yazarlar özellikle 1967'den sonra adlannı duyurmaya başladılar. Çağdaş Filistin şiirinin ilk öncüleri olan İbrahim Tukan, Fatva Tukan, Abdurrahim Mahmud, Ebu Salma gibi şairlerin açtığı yolu, günü*müzde Mahmud Derviş (1941), Samih el-Kasım (1939), Tevfik el-Zeyyat (1940), Salim Sabran (1938), Mahmud Sobh (1936), Favaz İd (1940), Muin Besisso (1943), Ahmed Dahbar (1946) ve Remi Derviş (1941) gibi şairler izlemektedir.

    Günümüzde Arap edebiyatı, her ülkenin ulusal özelliklerine göre gelişmektedir. Arap şair ve yazarlann ürünleri ülkelerinin toplum*sal ve kültürel özellikleriyle sıkı sıkıya bağlı*dır. Bu edebiyatçıların başında Mısırlı Necip Mahfuz gelir. 1988'de Nobel Edebiyat Ödülü' nü kazanan Mahfuz 1911'de Kahire'de doğ*du. İlk romanlarında tarihsel konuları işledi. El-Kahira el-cedide (1945; "Yeni Kahire"), Han el-Halili (1946) ve Arka Sokak {Sokak el-Midak; 1947) gibi romanlanyla ün kazandı. 1959'da El-Ahram gazetesinde yayımlanmaya başlayan Evlad Haratina ("Mahallemizin Ço-cuklan") romanıyla dinsel çevrelerin tepkisini üzerine çekti. Mahfuz romanlannda kent ya*şamını aynntılarıyla betimler ve kahramanla-nnın ruhsal yapılarını ustalıkla anlatır.
     
  4. gizemli

    gizemli islamseli

    Katılım:
    9 Haziran 2007
    Mesajlar:
    8.456
    Beğenileri:
    0
    arapça öğrenmek yazmak çok güzel...:gül:

    arapça konuşulan ülkeler arasında Türkiye de olsaydı...:whistle:

    arapça metini keyifle okudum:cicek::razi:
     
  5. sule_57

    sule_57 Guest

    ben Kuranı Kerim okuyordum ama sonra cami imamına kızdım ve bi sene hiç okumadım çocukluk işte ve unuttum.Allahım affetsin,yeniden öğrenmeyi nasip etsin. lütfen dua edin benim için tekrar öğreneyim ve bir dahha hiç unutmayayım. Allahım affetsin.
     

Sayfayı Paylaş