ALLAH Allah korkusu

Konusu 'Vaaz-Hutbe' forumundadır ve Magrip tarafından 31 Mart 2009 başlatılmıştır.

  1. Magrip

    Magrip Hizmet Nimettir. Yönetici

    Katılım:
    11 Ocak 2008
    Mesajlar:
    20.430
    Beğenileri:
    1
    Vaaz ve Sohbet Konuları: Allah korkusu

    ALLAH Allah korkusu
    Allah nasip ederse bu haftaki sohbetimiz Allah korkusu hakkında olacaktır.
    Korkmak en önemli ve yüce ibadetlerden birisidir.
    Korku üç türlüdür:
    1- Gizli korku: Allah’tan başka herhangi bir put veya tağuttan Allah istemediği halde kendisine zarar gelebileceğini düşünerek kalpten gizlice korku duymaktır.
    Farz olan bir ibadeti insanlardan korktuğu için terketmek. Normal korku: Yani düşmandan, yırtıcı hayvanlardan veya buna benzer şeylerden-Allah’ın onlar vasıtasıyla kendisine bir zarar verebileceğini düşünerek- korkmak. Bunun islam açısından hiçbir sakıncası yoktur.
    Peygamber sav buyuruyor ki: “Nerede ve ne halde olursan ol, Allah’tan kork ve kötülüğün akabinde bir iyilik yap ki onu yok etsin” (Tirmizi sahih demiştir)
    Kıyamet gününün zorluklarından en çok selamet bulan, dünyada o günü en fazla düşünen, o korkuyu saklayıp ona göre hazırlanandır. Çünkü Allahu Teala bir kulunun gönlünde iki korkuyu toplamaz. Bu zorluklardan dünyada korkan, ahirette emin olur. Bu güçlüklerden korkan derken, yumuşak yürekli kadınlar gibi anıldığı vakit hemen gözü yaşarıp da sonra unutarak eski zevkine dönen insanları kasdetmiyorum. Çünkü bu gibi korkuda bir fayda yoktur. Ancak bir şeyden korkan, ondan kaçar. Bir şeyi uman da onu arar. Seni ürkütecek olan korku da, isyandan uzaklaştırıp ibadete teşvik eden korkudur. Bir de ahmakların korkusu var ki o kadınların korkusunda uzak. Bunlar kıyametin şiddet ve güçlüğünü duyduğu vakit “Aman ya Rabbi, Sana sığındım, Sen koru” derken, öte yandan kendisini helake sürükleyecek olan eski bildiği isyanına devam eder durur. Bu gibilerin Allah’a sığınmasına şeytan bile güler.
    “Ey müminler! Allah’tan korkun. Herkes yarını için gönderdiği şeye baksın. Allah’tan korkun, muhakkak Allah ne yaparsanız hakkıyla haberdardır”(Haşr:18) Ayetin açıklaması şöyle: Allah’a itaat edin ve tasaddukta bulunun ki; kıyamet gününde onların sevaplarını bulasınız. Sizin hayır ve şerden yaptıklarınızı muhakkak Allah bilir. Bir başka ayette de “Öyleyse gücünüz yettiğince Allah’tan korkun dinleyin, itaat edin ve kendinizin hayrına olarak infak edin. Kim de nefsinin cimriliğinden korunursa; işte onlar, felaha erenlerin tâ kendileridir.”(Teğabun:16) Tefsirciler derler ki; bu, emredilen hususlarda böyledir. Ama yasaklanan hususlara gelince; bunların tamamından sakınmak gerekir. Zira bir hadislerinde peygamber sav şöyle buyurmuştur: “Size emir verdiğim zaman gücünüz nispetince onu yerine getirin. Sizi bir şeyden yasakladığım zamanda ondan uzak durun”(Buhari-Müslim)
    Büyük Alimlerimizden birisi olan Ebul Leys Semerkandi, azalarımızın Allah’tan nasıl korkması gerektiğini şöyle anlatıyor:
    1- Dilde: müslümana onu yalan söylemek, kişinin arkasından konuşmak, koğuculuk yapmak, iftira etmek ve fuzûli söz söylemekten men eder. Onu Allah’ın zikri ve Kuran okumakla ve ilim tahsili ile meşgul eder. Abdulkadir Geylani hazretlerinin bir hikayesi vardır. İlim için uzak diyarlara giderken annesinin cebine diktiği 40 altın ve haramilerle ilgili, onu hatırlayalım ve ondaki Allah korkusunun nasıl haramileri imana kavuşturduğunu görelim.
    2- Kalpte: ondan düşmanlığı, iftirayı, kardeşlerine hasedi çıkarır. Çünkü hased hasenâtı mahveder. Nitekim Resulullah sav şöyle buyurmuştur: “Kıskançlık; ateşin odunu yediği gibi, hasenatı yer, bitirir.” Peygamberimizin eşi ve müminlerin annesi olan Hz. Aişe (r.anha) Bakara suresi 284.ayeti olan “Siz içinizdekini açıklasanızda, gizlesenizde, Allah onunla sizi hesaba çeker.” Ayetinin manasını peygamberimize sorduğunda şöyle der: “Kulun kalbinden geçirdiği kötü şeylerin muhasabesi, Allah Tealanın o kimseyi dünyada gam, keder ve sıkıntılarla imtihan etmesidir. Ahiret günü geldiğinde Allah insanları bunlardan mesul tutmaz ve bunlardan dolayı ceza vermez.”
    3- Gözde: Kendisine helal olmayana bakmaz. Resulullah sav “Dünyada gözünü haramla dolduranın Allah, kıyamet gününde gözünü ateşle doldurur.”
    4- Midede: Midesine haram lokma koymaz. “Haramdan olan bir lokma ademoğlunun midesine konduğu vakitte o lokma midesinde bulunduğu müddetçe, yer ve gökte bulunan bütün melekler ona lânet eder. Eğer o durum üzere ülürse yeri cehennemdir.” İşte o korku değil mi ki İmam Azam ra’in babasını 20 yıl hizmet ettirmişti.
    5- Elde: müslüman elini harama uzatmaz. Müslüman her türlü haramın hediyesini reddetmelidir. Kendisine yılbaşında sunulan bir kadeh içkiyi ya da haram lokmayı bu korku reddettirecek.
    6- Ayakta: Mümin ayağı ile isyana gitmez.
    7- Taatında: Müminin ibadet ve taatı ancak Allah rızası için olur ve riyadan, nifaktan korkar.
    İşte tüm bunları içine alacak kadar geniş manalı bir ayet meali “Allah’tan ittika(sakınma) edin”(Maide:4) ayeti tefsir eden Fahreddin Razi; bunun helal ve haram kıldığı şeyler hususunda, Allah’ın emrine ters düşmekten sakınmak manasına geldiğini ifade eder.
    Muhterem cemaat,
    Radyo yada televizyonda deseler ki, emekli olmak isteyenler 12 ay daha sigorta pirimi öderlerse emekli olabilirler. Müracaatların yarın son günü. Bu haberi alanlarımız herhalde sabahın erken saatlerinde kuyruğa girer, emekli olma fırsatını yakalamak isteriz. Ey nefis! Emekli olmanın hayaliyle, sabahın erken vaktinde kalkıp sıraya giriyorsun, kışın soğuk günlerinde bu ızdıraba aldırmıyorsun da, yarın kıyamet günü cehenneme odun olmamak için Allah’tan neden korkmaz ve emirlerine neden dört elle sarılmazsın.
    Bir evlat düşünün, babası evladına diyor ki, içki içtiğini, kumar oynadığını görürsem bacaklarını kırarım. Bunun üzerine çocukta, babasından korktuğu için, bu işleri yapsa bile gizli yapar, değil mi? Peki Allah’ın kitabında bildirdiği yasakları işleyenler kimden korkuyor dersiniz. Babam görmesin diye gizli yapılan işleri, acaba Allah’ın gördüğünü bile bile neden işleriz? Babamızdan, müdürümüzden, patronumuzdan, kocamızdan korktuğumuz kadar Allah’tan neden korkmayız! Allah’tan korkan kul, O’nun emir ve yasaklarına uyan kuldur.
    Konumuzla ilgili bazı ayet mealleri şöyledir: “Eğer Allah’tan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırt edecek (bir marifet ve nur) verir, suçlarınızı örter, sizi yarlığar. Allah büyük lutfu inayet sahibidir.”(Enfal:29) bir diğer ayette şöyle buyurulur: “Şüphesiz şeytan sizi dostlarıyla korkutuyor. Eğer müminseniz onlardan korkmayın benden korkun”(Ali İmran:175) Ayette geçen şeytan ve dostlarından maksat, müşrikler ve kafirlerdir. Ayetteki “eğer müminseniz” hitabıyla da yani iman, Allah’ın korkusunu insanların korkusuna tercih edip üstün tutmanızı gerektirir” demektir.
    “Allah’ın azametinden korkup nefsini arzu ve isteklerinden alıkoyanın varacağı yer cennettir.”(Naziat:40-41)
    “Ebu Said El-hudri (r.a)’dan.Rasulullah buyurdu ki: Sizden biriniz kendi kendine hakaret etmesin! Dediler ki: Ey Allah’ın Resulü insan kendi kendine nasıl hakaret eder? Nasıl rezil perişan eder kendini? Resulullah buyurdu: bir durum görür ki orada Allah için ibr söz söylemesi gerekirken o sözü söylemez ve böylece kendi kendini rezil perişan eder. Cenabı Hak kıyamet günü o kuluna sorar: Ey kulum o makamda Benim için şöyle şöyle söylemen gerekirken niçin söylemedin? Kul cevap verir: Yarabbi insanlardan korkum buna mani oldu. Cenabı Hak buyurur: Ey kulum ben insanlardan daha fazla korkulmaya layık değil miydim? (İbni Mace) Hadiste anlatılan korku şudur: Bizim dünya ve dünyalık endişemizden kaynaklanan korkudur. Mesela müşterimizde gördüğümüz bir kötülüğü, bir daha alış verişe gelmez diye men etmekten vaz geçmemiz, parasını umduğumuz bir zenginde gördüğümüz bir münkeri o kaynak kurumasın diye men etmekten vaz geçmemiz, tayinimizi çıkarır, maaşımızı keser, rızkımızı kısar korkusuyla zalime söz söylemememiz. İşte bu korkulardan ötürü bulunduğu makamda Allah’ın kendisinden beklediği sözü söylemeyen kişiye Allah kıyamet günü buyuracak: “ Korkulmaa ben daha layık değil miydim?” Ben mi azizdim, insanlar mı? Bizler yalnız Allah’ı Aziz ve Kahhar olarak tanırsak. Rızkın temelinin Allah’a ait olduğunu bilirsek. Bize ayrılan rızkın asla başkalarına gitmeyeceğine başkalarınınkinin de asla bize gelmeyeceğine inanırsak rızık konusunda yanılmayan, adil bir Allah’a inanıyorsak, o zaman bu konuda insanlardan korkmamıza hiç mi hiç gerek kalmayacaktır.
     

Sayfayı Paylaş