1.”Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol!”

Konusu 'Tasavvuf...' forumundadır ve İnŞiRaH tarafından 20 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. İnŞiRaH

    İnŞiRaH islamseli

    Katılım:
    20 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    460
    Beğenileri:
    2
    1.”Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol!”

    Öyleyse sen de, madde ve mânâ yoksulunun elinden tut ki, Allah da (celle celâlühü) sana uçsuz bucaksız ruh ufukları bağışlasın.

    Fukaraya kol kanat ger, malın-mülkün bereketlensin, öte yurdun genişlesin.
    Bir ırmak gibi, geçtiğin yerleri yeşert, güzelleştir; Allah da (celle celâlühü) sana ebedî güzellik mülkü bağışlasın!

    2. “Şefkat ve merhamette güneş gibi ol!”

    Güneş, rahmet sıfatının tecellisidir.

    Görkemli varlığıyla hep görevdedir.
    Asırlar üst üste devrilir, çağlar art arda sıralanır, güneş hep aynı güneştir.
    Bir göreve koşulmuştur ki, ikinci bir emre kadar kayıtsız şartsız itaattedir.
    Işığıyla, hararetiyle bir sebildir bütün varlıklar için.
    Şu dünya yüzünde birkaç gün yok farz edelim güneşi, o zaman anlarız onun ne büyük nimet olduğunu.
    Ey Âdemoğlu, madem yaratılmışların en şuurlusu, en şereflisisin, güneş gibi ol!
    Varlığına konmuş sevgi cevherinle, gönüllere yönel!
    İyi kötü demeden herkesi, hattâ en çok da kötüleri, sevgisizleri kucakla!
    Çoğu gönüllerin sevgisizlikle katılaşıp karardığını anla ki, beklentisiz sevginle kurumuş kalmış gönülleri yeşert, ışıldat!
    Güneşin seni, beni aydınlatması; başkalarını aydınlatmasına engel değildir. İlâhî kaynaktan beslenen sevgi, paylaşıldıkça çoğalır, bereketlenir.
    Sevgin güneş gibi köşe bucak her yanı, yürek yürek herkesi kuşatsın, aydınlatsın.
    Sevgi ve merhamette güneş gibi ol ki, ilâhî güneşin parıltıları da seni kucaklasın.
    Güneş gibi ol ki, Allah (celle celâlühü) sana, şu başımızda dönüp duran güneşten daha büyük ihsan güneşleri bağışlasın!
    “Aç herkese, açabildiğin kadar sîneni; ummanlar gibi olsun! İnançla geril ve insana sevgi duy; kalmasın alâka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül..!”1

    3. “Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol!”

    Başkalarının hatalarını örtmek, araştırmamak büyüklük. Ve inancımızın gereği.

    İnsanın bir hatasını yüzüne vurmak, faydadan çok zarar getirir.
    Hâlbuki olacaksa, dolaylı hatırlatma olmalı.
    Gece nasıl her şeyi görünmez kılıyorsa.
    Sen de hataları öyle görünmezliğe büründür.
    Fahr-i Kâinat Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem) buyurdular: “Kim bir Müslüman’ın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da (celle celâlühü) o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” 2
    Sen birinin kusurunu örtersin, bu meziyete karşı sevap alırsın şüphesiz; ama bundan daha büyük bir mükâfat var: Yüce Allah da (celle celâlühü) senin kusurunu örter.
    Allah’ın (celle celâlühü) kusur örtmesi, kulun kusur örtmesine benzemez. Hem dünyada bunun faydasını görürsün, hem ukbada.
    Birinin kusurunu örtmekle onu mahcubiyet ve utanma duygusundan kurtarırsın; ama Allah’ın (celle celâlühü) kusur örtmesi ilâhî bir lütuftur.
    Yüce Yaratıcı, bir kulunun kusurunu örtüyorsa, bunda inceden inceye bir af ihsanı var. Öyleyse senin bir kusurun örtülecekse, bin kusur örtmeye değmez mi?
    Kusurları örtmenin nice hikmetleri var. Perde yırtılmasın, ara yerde pişmanlık ve tövbe için fırsat kalsın diye görmezden gelinmeli hata ve kusur. Böylece nefsin arsızlaşmasına değil; vicdanın uyanmasına zemin hazırlanmalı.

    4. “Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol!”

    “Öfke gelir göz kararır, öfke gider yüz kızarır.”

    Öfkenin mantığı yoktur.
    Gelince kovar insafı, sağduyuyu.
    Öfkeyi bir sel gibi kabarıkken frenlemek, en büyük yiğitlik.
    Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem) buyuruyor: “Öfke ateştir.”; “Öfkelendiğiniz zaman hemen oturun, geçmediyse, uzanın yatın!”; “Öfke ânında abdest alın!” Çünkü ateşi su söndürür.
    Ayakta olmak, harekete yakın olmaktır. Oturalım ki, fiilî teşebbüsten bir adım uzak kalalım. Olmadı, yatalım ki, öfke bizden daha da uzaklaşsın.

    5. “Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol!”

    Toprak ayak altındadır. Bitirdikleri, gönüllerde ve el üstündedir.

    Toprak hakir görünür, hep alçakgönüllüdür.
    “Arz, âlemin kalbi olduğu gibi, toprak unsuru da arzın kalbidir. Ve tevazu, mahviyet gibi maksuda isal eden yolların en yakını da topraktır. Belki toprak, en yüksek semâvattan Hâlık-ı Semâvata daha yakın bir yoldur…” (Mesnevi-i Nûriye-Şûle)

    6. “Hoşgörüde deniz gibi ol!”

    Allah’ın (celle celâlühü) merhamet denizi sonsuz olduğu için herkesi,
    her şeyi kuşatır. O’nun (celle celâlühü) geniş mülkünde herkese, her şeye yer vardır; müsamahası havsalalara sığmayacak kadar geniştir Yüce Rabb’imizin (celle celâlühü).

    Deniz de kuşatıcı, uçsuz bucaksız oluşu ile sonsuzluğun remzidir.
    Denizde ne yaşamaz ki! Ama denizdeki varlıklar, kendi sınırlarını bilerek hayatlarını devam ettiriyor. Denizde her varlığının fıtratına göre yaşamasına müsamaha gösteriliyor ki, bu masmavi sular âlemi böylesine sırlı ve âhenkli güzellik kazanıyor.
    Hoşgörü de, insanı yüceltir, vicdan sahibi kusurluyu insafa çağırır.
    Başka varlıklara müsamaha ile bakmak, onlara bağrını açmak, büyük olmanın gereğidir. Bağrını açan, sevgi kazanır.

    7. “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!”

    Mü’min olmanın vasıflarındandır: Olduğu gibi görünmek, göründüğü gibi olmak.

    Herkesin elinden, belinden, dilinden emin olduğu, güvenilir kimsedir Müslüman.
    O hâlde içimiz dışımız bir olmalı; maskesiz!
    İnsanları, kendin hakkında büyük beklentilere sokup işini zorlaştırma.
    Olduğumuz gibi görünmemek başımıza işler açar. Bir gün mutlaka ortaya çıkar gerçek.
    İçi dışı bir olmak, bir meziyet değil; bir mecburiyet mü’min için.

    Selam ve Duâ ile..
     

Sayfayı Paylaş