İslamseli Anasayfa
...HİZMET NİMETTİR...

Çocuk Terbiyesinde Anne

Çocuk Terbiyesinde Anne Konusu, İslamda Kadın Forumunda Tartışılıyor.

Ana Sayfa Kimler Online Bugünki Mesajlar İletişim MODERATÖR BAŞVURUSU!
Geri git   İslami Forum, İslam Hakkında Herşey Bu Forumda... |İslamSeli.Com > AİLE YAŞAM > İslamda ve Tarihte Kadın > İslamda Kadın
Kayıt ol Yardım Üye Listesi Konularım Forumları Okundu Kabul Et


Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
Alt 11-01-2009, 08:43 PM   #1 (permalink)
Thumbs up Çocuk Terbiyesinde Anne

Çocuk Terbiyesinde Anne İslamseli.Com  Çocuk Terbiyesinde Anne


Çocuk terbiyesi anne ve babanın en başta gelen vazîfelerindendir. Çocuklarını güzel terbiye eden milletler huzûrun ve medeniyetin zirvesine ulaşırlar.
İslâm’ın yaşandığı bir âile içinde büyüyen çocuğun istîdâdları îmân istikâmetinde gelişip olgunlaşır. Âilede verilen terbiye kalıcıdır. İnsanlık târihi boyunca âile terbiyesi üzerinde önemle durulmuştur. Çocukların dünyâ ve âhıret seâdetini kazanmaları için en büyük gayret sâliha hanımlara düşmektedir.
Çocuk ilk ana terbiyeyi âile ocağında anneden alır. Anne tabiî olarak vaktinin çoğunu ev içinde çocuklarının bakımı ve terbiyesi ile geçirir.
Çocuk dünyâya geldiği günden itibaren annesinin gönlünde ve kucağındadır. Aslında çocuk her hususta annesinden bir parçadır. Anne doğuncaya kadar karnında taşıdığı yavrusunu bu sefer ölünceye kadar gönlünde taşır.
Dînimizde çocuk terbiyesinin temeli İslâm’a uygun bir nikâha dayanır. Zîrâ nikâhsız olarak doğan bir çocuk veled-i zinâ olur.
Çocuk terbiyesinde dikkat edilecek diğer mühim esas da "helâl lokma"dır. Anne bu konuda çok dikkatli ve titiz olmalı haram ve şüpheli lokmalardan kaçınmalıdır. Çünkü yavrusunun maddî ve mânevî yapısı bu lokmalardan oluşmaktadır. Bu suretle doğacak çocuk anne ve babasına saygılı ve itâatkâr dînine ve milletine hizmetkâr olur. Bunların hepsi rızkın ve gıdânın helâl ve temiz olmasının bereketiyle meydana gelir.
Hâmilelik döneminde de anne kendilerine hürmet ve muhabbet duyduğu kimseleri tefekkür etmeli ve onları dâimâ hatırlamalıdır. Bu da cenînin zihinde yer eden bu şahıslara benzemesine sebebiyet verir. İnsan tabîatının bu hususdaki kabiliyeti herkesin bildiği ve tıbbın da kabul ettiği bir gerçektir. (23)
Ebenin dindâr olması hiç olmazsa çocuğu alırken "besmele" çekmesi gerekir. Doğumdan kurtulan anneye de "geçmiş olsun!" demeli ve bir çocuk dünyâya getirdiği için onu tebrik etmelidir. Zîrâ çocuğu olanı tebrik etmek müstehabdır. (24)
Dünyâya gelen çocuğun önce sağ kulağına ezân sol kulağına da kaamet okumalıdır. Böylece çocuğa ilk İslâmî telkîn ve dâvet yapılmış olur. Kalbi de ezânın derin tesirinden bir hisse alır. Nitekim bu dünyâdan ayrılırken de insana kelime-i tevhîd telkîn edilir.
Hz. Fâtımâ (r. anhâ) Hz. Hasan’ı dünyâya getirdiğinde Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz O’nun kulağına ezân okumuşlardır. (25)
Ayrıca yeni doğan çocuğun damağına tatlı bir şey sürmek müstahabdır. Buna "tahnik" denir. Tahnik hurmayı ağızda iyice çiğnedikten sonra onu çocuğun ağzına dokundurmaktır. Hurma bulunmadığında herhangi bir tatlı gıdâ da olabilir.
Ashâb-ı kirâmdan Ebû Mûsâ (r.a.) anlatıyor:
"Bir oğlan çocuğum dünyâya geldi. Onu alıp Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e götürdüm. Çocuğun adını İbrâhîm koydu. Sonra da ağzına hurma alıp iyice çiğneyerek çocuğumun ağzına sürdü. Ve bereket ile duâ ederek çocuğu tekrar bana verdi." (26)
Dünyâya gelen çocuğa yapılacak ilk iyilik ve ikrâm ona güzel isim vermektir. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:
"Kıyâmet gününde siz kendi isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız. O halde isimlerinizi güzelleştiriniz.." (27)
Konacak isimler hakkında da hadîs-i şerîfde şöyle buyurulur:
"Peygamberlerin isimleriyle isimleniniz. İsimlerin Allâh’a en sevimlisi Abdullâh ve Abdurrahmân’dır." (28)
Çocuğun yedinci günü adı konuldukdan sonra saçları kesilip ağırlığınca altın veya gümüş sadaka olarak verilir. Nitekim Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz Hz. Hasan’ı dünyâya getirdiği zaman Hz. Fâtımâ (r. anhâ)’ya şöyle buyurmuştur:
"Yâ Fâtımâ çocuğun başını tıraş et ve ağırlığı kadar da gümüşü sadaka olarak ver." (29)
Akîka kurbanı da çocuğun doğduğu günden bülûğa ereceği güne kadar kesilebilir. Fakat yedinci günü kesilmesi daha fazîletlidir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz akîkanın durumunu soran Ümm-i Kürz’e şu cevâbı vermiştir:
"Oğlan çocuğunda iki kız çocuğunda bir koyun (kesilir)." (30)
Diğer bir hadîs-i şerîfde de şöyle buyurulur:
"Her oğlan çocuğu akîka kurbanı ile rehindir. Akîka çocuğun doğumunun yedinci günü kesilir. Adı konulur ve başı tıraş edilir." (31)
Akîka vâcib değil müstehabdır. Normal kurban gibidir. Eti derisi satılmaz. Kemikleri kırılmaz. Akîkanın etinden kesen de yiyebilir.
Akîka çocuğu rehin olmaktan kurtarır. Zîrâ o akîkasına karşılık bir rehindir. İmâm Ahmed b. Hanbel der ki:
"Çocuk ana-babasına şefâat etmekten alıkonulur ancak.akîka ile şefâat hakkı doğar." (32)
Sünnet olmak peygamberlerin yoludur. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyururlar:
"Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir: Sünnet olmak güzel koku sürünmek misvak kullanmak ve evlenmek." (33)
Hz. Câbir (r.a.) da der ki:
"Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz torunları Hasan ve Hüseyin’e akîka kurbanı kesti. Yedinci günlerinde de onları sünnet ettirdi." (34)
Âile içersinde gördüğü ve işittiği herşey çocuğun hâfızasında bir model olarak yer alır. Çocuk her gördüğüne dikkatle bakar sonra da bu gördüklerini taklîd etmeye ve yapmaya çalışır. Her işittiğini de dikkatle dinler. Zamanla bu işittiklerini söylemeye gayret eder. Bu bakımdan anne ve babalar her hususta yavrularına nümûne olmalıdırlar. Çocuğun îmânı daha küçük yaşta iken âile ocağında istikamet kazanır. Eğitim konusundaki temel kaideye göre anne ve babasının dîni üzere yetişir. Nitekim hadîs-i şerîfde:
"Her çocuk İslâm fıtratı üzere doğar. Daha sonra ana-babası onu; yahûdî hıristiyan veya mecûsî yaparlar." (35) buyurulur.
Çocuk konuşmaya başladığı zaman ona söyletilecek ilk kelime "Allâh" lafzı olmalıdır. Böylece kalbe îmân tohumları ekilirken çocuğun gönül ufku da zikrullâhın nûruyla aydınlanmaya başlar.
Çocuklara ilk cümle olarak da îmân telkîn eden kelime-i tevhîdin öğretilmesinde ısrâr edilmelidir. Hadîs-i şerîfde:
"Çocuklarınızı (n ağzını) ilk olarak sözü ile açınız. Ölüm ânında onlara yine sözünü telkîn ediniz." (36) buyurulur.
Ayrıca çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren Kur’ân-ı Kerîm öğretmeliyiz. Böylece çocukların sâf ve temiz gönülleri Kur’ân-ı Kerîm’in feyzi ve nûruyla berraklaşır. Nitekim Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:
"Çocuklarınızı üç haslet üzerine yetiştiriniz: Peygamberinizin sevgisi ehl-i beytinin sevgisi ve Kur’ân tilâveti.." (37) buyurur.
Çocuklarımızın körpe dimağlarına; Allâh sevgisini Peygamber (s.a.v.) sevgisini ehl-i beytinin ashâb-ı kirâmın evliyâullâhın ve İslâm büyüklerinin sevgilerini aşılamalıyız. Çünkü bu sevgi ile çocuğun his ve duyguları harekete geçer İslâmî şuûr ve hassasiyet kazanır. Güçlü ve örnek şahsiyetlere benzemeye çalışır.
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz yedi yaşı öğretim çağının başlangıcı olarak belirlemiştir. Çocuk yedi yaşına girdiği zaman ona abdest almak ve namaz kılmak öğretilmeli; on yaşına girince namaza başlatılmalı yalan söylemenin haram yemenin kötülükleri anlatılmalıdır. Bu konuda hadîs-i şerîfde:
"Çocuklarınıza yedi yaşından itibâren namaz kılmalarını emrediniz. On yaşına vardıklarında kılmazlarsa hafifçe dövünüz. Ve (ayrıca) yataklarını ayırınız." (38) buyurulur.
Burada dövmekten maksad korkutmak olup bu cezâdan sonra çocukta bir düzelme görülürse ona şefkatle ve güler bir yüzle yönelmelidir.
Anne ve baba çocuğuna iyi bir arkadaş seçiminde yardımcı olmalı ve onu kötü arkadaşlarının zararlarından korumalıdır. Zîrâ kötü arkadaş bütün kötülüklerin kaynağıdır.
Anne ve babaların mühim vazîfelerinden biri de çocuklarını; temiz düzenli ve disiplinli olarak yetiştirmek ve onlara daha küçük yaşlardan itibaren dînlerini ahlâk ve âdâb-ı muâşeret kâidelerini öğretmektir.
Çocuklar Cenâb-ı Hakk’ın bizlere birer emâneti olup sâf ve temiz kalpleri bir cevherdir. Temiz bir toprak gibidir. Temiz toprağa ne ekilirse onun meyvesi alınır.
Kur’ân-ı Kerîm’de:
"Ey îmân edenler kendinizi evlerinizde ve emirlerinizde olanları ateşten koruyunuz." (39) buyurulur.
Anne-babanın evlâdlarını cehennem ateşinden koruması dünyâ ateşinden korumasından daha önemlidir. Cehennem ateşinden korumak da îmânı farzları ve haramları öğretmekle ibâdete alıştırmakla ve dinsiz ve ahlâksız arkadaşlardan korumakla olur.
Evlâdına Allâh Teâlâ’yı ve Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’i öğretmeyen sevdirmeyen ana ve babalar onların hem dünyâ hem de âhıret kaatilleri sayılır.
Evlâdına dînini öğretmeyen ana-baba dünyânın en merhametsiz insanlarıdır.
Çocuk üşümesin uykusuz kalmasın diye onu namaza kaldırmamak cinâyetlerin en büyüğüdür. Bu iyilik değil ona karşı en büyük kötülüktür.
Doktor hastasına merhamet ettiği için îcâbında onu bıçağın altına yatırır. Ve ameliyat eder. Doktorun gâyesi bu ameliyatla onu sıhhatine kavuşturmak ve rahat ettirmektir.
Ana-baba merhametli iseler evlâdlarını seviyorlarsa evvelâ dînlerini öğretirler sonra da dünyâ ile alâkalı ilimleri..
Kaldı ki evlâdına karşı merhametli olmak demek kendisine de merhamet etmek demektir. Çünkü ana ve baba da çocuklarına dînini öğretmedikleri için yanacaklardır. Yâni çocuğuna İslâmiyet’i öğreten kendisi de cehennemden korunmuş olacaktır. (40)
Yavrularımız bizim en kıymetli varlıklarımızdır. İslâm onların omuzları üzerinde asırdan asıra kıyâmete kadar sürüp devam edecektir.
Âilenin en değerli meyvesi olarak bizlere emânet edilen yavrularımızın gönüllerinde hizmet merhamet ve şefkat hislerini filizlendirerek onları istikbâle mîrâs bırakmalıyız.
Anne ve babanın en güzel âhıret yatırımı hayırlı bir evlâd yetiştirmektir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyururlar:
"İnsan öldüğü zaman (sevab kazanmaya vesile olan) üç ameli kesilmez: Sadaka-i câriye istifâde edilen ilim ve kendisine duâ eden çocuk.." (41)
Diğer bir hadîs-i şerîfde de şöyle buyurulur:
"Öldükten sonra kulun derecesi yükseltilir. Kul der ki: Ey Rabbım! Bu sevab nereden geldi? Cenâb-ı Hakk da ona şöyle der: Çocuğun senin için duâ etti istiğfârda bulundu." (42)
Cenâb-ı Hakk’dan; evlâdlarımızı sâlihlerden ve sâlihâttan kılmasını niyâz ederiz.
(23) Sevim Âsımgil Benim Müslüman Yavrum s: 22.
(24) Numan Kurtuluş Âmentü Şerhi s: 253.
(25) Ebû Dâvûd Edeb 120.
(26) Buhârî Akîka 1.
(27) İbn-i Hıbbân Sahîh.
(28) Ebû Dâvûd Edeb 61.
(29) İbn-i İshâk.
(30) Ebû Dâvûd Edâhî 21.
(31) Tirmizî Edâhî 16.
(32) M. Nûr Süveyd Peygamberimiz’in Sünnetinde Çocuk Eğitimi 72.
(33) Tirmizî Nikâh 1.
(34) Hadîsi Beyhakî rivâyet etmiştir.
(35) Ebû Dâvûd Sünen.
(36) Hadîsi Hâkim rivâyet etmiştir.
(37) Münâvî a.g.e. c. I s: 226.
(38) Ebû Dâvûd Salât 26.
(39) et-Tahrîm 6.
(40) Sâdık Dânâ Altınoluk Sohbetleri c. IV 90-91.
(41) Müslim Vasiyyet 14.
(42) Heysemî Mecmau’z-Zevâid c. X s: 210.


Aradığınız Bilgiye Ulaşamadıysanız Üye Olmadan
Aradığınız Konuyu BURAYA Başlık Olarak Açabilirsiniz.

ALLAH ASIKLARI isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla


Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

WEZ Format +1. Şuan Saat: 08:43 AM.
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.0 RC1
İslamseli.Com | İslami Forum
Valid XHTML 1.0 Transitional
Mutlu Olmak