VAROLUŞUN TEK KAYNAKTAN GELİŞİ

Evren trilyonlarca galaksilerden ve bu galaksilere dolduran katrilyonlarca yıldızlardan ve en az bir o kadarda göktaşları kuyruklu yıldızlar gibi gök cisimlerinden meydana gelen dev bir varlıktır. Dev bir varlıktır ama sınırlı olduğundan ezelden gelip ebede giden uzay içinde bir toz zerresi bile değildir fakat vardır.
Dünyamız gibi katı gövdeli gök cisimlerinin süpernova patlamaları sonucundan evrenin dört bir yanına dağılan maddelerin zamanla bir araya gelmesiyle oluştuğu konusunda çok güçlü deliller bulunmaktadır. Bir bakıma dünyamız evreni meydana getiren madde örneklerinin bulunduğu bir müze gibidir. Evrenin herhangi bir yerinden incelemek üzere maddeler getirmeye gerek olmadığı görüşündeyiz. Dünyamızı inceleyerek evrenin yapısı hakkında sıhhatli bilgilerle ulaşabiliriz.
Tüm evrenin gaz sıvı ve katı maddelerden oluştuğu açıktır. Bu maddelerin tamamına yakın örnekler dünyada mevcuttur. Bir bakıma var oluş gaz sıvı ve katı hallerde bulunan yüz iki elementten ve bileşiklerinden oluşmuştur.
Tüm gökcisimlerinin de bu maddelerden oluştuğu sadece yapılarındaki oranların değiştiği açıktır. Bu gerçeği varoluş sorusunun en sancılı ve tartışılan konularından olan canlılığa uygularsak tüm canlıların yüz iki elementten ve bileşiklerinden meydana geldikleri görülür. Buna insanlarda dahildir. Evrenin neresine gidersek gidelim aynı temel maddelerle (eğer varsa aynı temel yapılardaki canlılarla) karşılaşacağız demektir.
Canlı cansız tüm varoluş aynı maddelerden var edildikleri için (yüz iki elementten seksen tanesi ve bunların on milyonları bulan bileşiklerinden) birbirleriyle maddesel yönden benzemeleri gayet doğaldır. Bu nedenle tüm varoluş aynı maddelerden var edilmiş dolaysıyla aynı kaynaktan gelmiştir diyebilmekteyiz.

Hüdai ÇAKMAK
yazar
Tersinim teorisi kurgulayıcısı