Kur’ân-ı kerîmin ma’nâsını, yalnız Muhammed “aleyhisselâm” anlar. İslamseli.Com Kur’ân-ı kerîmin ma’nâsını, yalnız Muhammed “aleyhisselâm” anlar.
Kur’ân-ı kerîmin ma’nâsını

yalnız Muhammed “aleyhisselâm” anlar.
Köylüye âid bir kanûnu

hükûmet

doğruca köylüye göndermez. Çünki

köylü okuyabilse bile

anlıyamaz. Bu kanûn önce

vâlîlere gönderilir. Vâlîler

iyi anlayıp

îzâhını ekliyerek

kaymakamlara

bunlar da dahâ açıklayarak

muhtârlara anlatır. Muhtâr

yalnız okumakla anlıyamaz. Muhtâr da

ancak

köylü dili ile

köylüye söyler. İşte

Kur’ân-ı kerîm de

ahkâm-ı ilâhiyyedir. Kanûn-ı rabbânîdir. Allahü teâlâ

Kur’ân-ı kerîmde kullarına se’âdet yolunu göstermiş ve kendi kelâmını insanların en yükseğine göndermişdir. Kur’ân-ı kerîmin ma’nâsını

yalnız Muhammed “aleyhisselâm” anlar. Başka kimse

tâm anlıyamaz. Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvân”

ana dili olarak arabî bildikleri

edîb ve belîğ oldukları hâlde

ba’zı âyetleri anlıyamaz

Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” sorarlardı.
Meselâ Ömer “radıyallahü anh”

bir yerden geçerken

Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem”

Ebû Bekr-i Sıddîka “radıyallahü anh” birşey anlatdığını gördü. Yanlarına gidip dinledi. Sonra

başkaları da

gördü ise de

gelip dinlemeğe çekindiler. Ertesi gün

Ömeri “radıyallahü anh” görünce

(Yâ Ömer

Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”

dün size bir şey anlatıyordu. Bize de söyle

öğrenelim) dediler.Çünki

dâimâ
(Benden duyduklarınızı
din kardeşlerinize de anlatınız! Birbirinize duyurunuz!) buyururdu. Ömer “radıyallahü anh”

(Dün Ebû Bekr “radıyallahü anh”

Kur’ân-ı kerîmden anlıyamadığı bir âyetin ma’nâsını sormuş

Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”

ona anlatıyordu. Bir sâat dinledim

birşey anlıyamadım) dedi. Çünki

Ebû Bekrin yüksek derecesine göre anlatıyordu. Ömer “radıyallahü anhümâ”

o kadar yüksek idi ki

Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”
(Ben
Peygamberlerin sonuncusuyum. Benden sonra Peygamber gelmiyecekdir. Eğer
benden sonra Peygamber gelseydi
Ömer Peygamber olurdu) buyurdu. Böyle yüksek olduğu hâlde ve arabîyi çok iyi bildiği hâlde

Kur’ân-ı kerîmin tefsîrini bile anlıyamadı. Çünki

Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”

herkese

derecesine göre anlatıyordu. Ebû Bekrin derecesi

ondan çok dahâ yüksekdi. Fakat

bu da

hattâ Cebrâîl “aleyhisselâm” dahî

Kur’ân-ı kerîmin ma’nâsını

esrârını

Resûlullaha sorardı. [
(Hadîka)da

dil âfetlerini anlatırken buyuruyor ki

(...Resûlullahın

Kur’ân-ı kerîmin hepsinin tefsîrini Eshâbına bildirdiğini imâm-ı Süyûtî haber vermekdedir).]
huzurpinari